KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/261 - 2025/659
- Dosya no
- 2025/261
- Karar no
- 2025/659
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/01/2025 ( Ara Karar
- Numarası
- 2024/1515 Esas ( Derdest
- Davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.547 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tespit
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2025
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/01/2025 tarihli, 2024/1515 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:müvekkilinin şirketi tarafından işletmekte olduğu Hatay İli 11. Etap Kırsal 799 adet deprem konutları ve 186 adet ahır yapım '' işinin enerji ihtiyacı için davalı şirkete gerekli tüm başvurular yapmış olduğu, bu kapsamda 19.04.2024 tarihinde abonelik işlemlerinin proje onayı ...'den onaylanmış olduğu, Enerji izni ve abonelik izni için başvurular yapıldığı, müvekkiline verilen projede tüm eksiklikler giderildiği, müvekkilinin abonelik işlemleri için gereken tüm başvuruları yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafından abonelik tesisi için davalı yanca herhangi bir girişimde bulunulmadığı,
müvekkilinin şirket yetkililerince söz konusu aboneliğin işin aciliyeti ve önemine binaen müteadit kez başvuru yapılmış olmasına rağmen iş davalı yanca sürüncemede bırakıldığı, bilindiği üzere deprem konutlarına ilişkin yapılan iş ve işlemler taahütlü süreli olup ve konunun önemine binaen vatandaşların barınma ihtiyacını karşılamak için çalışmaların kesintisiz yapılması gerektiği, şantiye sahasının zaruri su ihtiyacı ve su pompalarının enerji ihtiyacından dolayı bağlantı yapılması zorunlu olduğu,
davalıya müteadit kez abonelik tesisi için başvuru yapılmasına rağmen abonelik sürüncemede bırakıldığı ve müvekkiline kaçak elektrik kullanımından kaynaklı milyonlarca ceza yazıldığı, müvekkilinin abonelik tesisi için tüm proje ve şartları yerine getirmesine rağmen davalı kurumca abonelik tesis edilmediği, cezai işlemlerde bulunması müvekkilinin mağduru olmasına sebebiyet verdiği,
müvekkilinin şantiye alanında elektrik kullanımı gerek işin önemi ve aciliyeti gerekse işin taahütlü ve süreli olması sebebiyle kesilmesi halinde imalat yapılamayacağından müvekkilinin ve hak sahiplerinin mağduriyetine sebep vereceği, ileri sürülerek Hatay İli 11. Etap Kırsal 799 adet deprem konutları ve 186 adet ahır yapım işine ilişkin müvekkilinin şirketiyle davalı arasında elektrik aboneliği sözleşmesinin tesisine, Hatay İli 11. Etap Kırsal 799 adet deprem konutları ve 186 adet ahır yapım işine ilişkin müvekkilinin şirketiyle davalı arasında tedbiren enerjisinin sağlanması için tedbir kararının verilmesini,
tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı Vekili Cevap Dilekçesine Özetle: Dava dilekçesinde ... .'yi taraf olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kurumun taraf olarak gösterilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafla ilgili yaptığı işlemlerin yasaya ve mevzuata uygun olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarından ve ... şirketi ile yapılan yazışmalardan, ...
Şirketi tarafından tesisat numarası oluşmadığının anlaşıldığını, bu nedenle davacı ile müvekkili şirket ile olarak pss (perakende satış sözleşmesi ) imzalanmadığını, dava konusu hakkında müvekkili şirketin bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, davacının yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 30/01/2025 tarihli "....Dosya kapsamına göre taraflar arasında abonelik ilişkisinin mevcut olmadığı ancak, dava konusu adresin deprem konutları yapmak amacıyla kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle elektrik enerjisi verilmemesi halinde dava konusu taşınmazda yapılan faaliyette telafisi imkansız zararlar meydana gelebilecektir. Bu durum "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir" kriterine uygun olmakla, somut olayda HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmış ve davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik talebinin REDDİNE,...." karar verilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Dosyada 27.12.2024 tarihli ara kararla HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ; ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; ihtiyati tedbir talep eden tarafından taktiren 50.000,00-TL teminatın mahkeme veznesine yatırılması halinde, Hatay İli 11. Etap Kırsal 799 adet deprem konutları ve 186 adet ahır yapım işinin bulunduğu adrese tedbiren elektrik enerjisinin verilmesine şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, HMK 389/1 de"Mahkeme ,
tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdiiya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecekher türlü tedbire karar verebilir." şeklinde hüküm olduğunu, kanunun lafzında "verilebilir" hükmü yer aldığından bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı sonucunu doğurmayacağını, maddenin gerekçesinde ihtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğunu, mevcut olayda ortada ihtiyati tedbiri talep ettirecek , gerektirecek ne bir hak ne de bir sebep olduğunu,
korumayı gerektirecek bir hak olmadığını, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, tedbir kararına itirazları baki kalmak şartı ile verilen teminatın çok düşük olduğunu, bu oranın dava göz önüne alındığında en az 500.000,00 TL olması gerektiğini, dosyada husumet konusununda netleşmediğini bu nedenle tedbir kararı verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu beyanla verilen ara kararın kaldırılmasına, tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, abonelik tesisine ilişkin açılan davada, elektrik enerjisinin verilmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin mahkeme ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı HMK’nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
İhtiyati tedbir öğretide, "Kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.
Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Mahkemece verilen 27/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı ve itirazın reddine ilişkin 28/01/2025 tarihli ara kararı, dosyaya kazandırılan belge ve bilgiler ile birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı Kanunun 389.maddesinde düzenlendiği üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali gerçekleşmiş olmakla, verildiği tarih itibarıyla usule uygundur. Davacıların tedbiren sağlanan enerji bakımından yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ( fatura ödeme vb) enerjiyi kesme hakkı baki olduğuna göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen 27/12/2024 tarihli tedbiren elektrik enerjisinin verilmesinin kabulüne dair ihtiyati tedbir kararı ve 28.01.2025 tarihli itirazın reddine yönelik ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılarak, davalı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/261, K. 2025/659, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama