KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/106 - 2025/471
- Dosya no
- 2023/106
- Karar no
- 2025/471
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/06/2022
- Numarası
- 2021/138 Esas, 2022/660 Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekilleri
- —
- Davalı
- 2...
- Müteveffa
- —
- Dava
- Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/02/2025
Karar Metni
2.588 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2022 tarih ve 2021/138 Esas, 2022/660 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde
meydana gelen trafik kazasında, davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi ile
sigortalı olup davalı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, yolda yaya
olarak bulunan davacının oğlu ...’a çarpması sonucu önce ağır yaralanmasına daha sonra
01.10.2020 tarihinde kurtarılamayarak ölümüne neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı
sürücünün kusurlu olduğunu, olayla ilgili olarak İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/193 E
sayılı dosya ile ceza davası açıldığını, davacının oğlu ...’ın gelecekteki maddi desteğinden
yoksun kaldığın belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı
kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma, tedavi ve cenaze giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden
itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve
dava olunmuştur.
ISLAH
Davacı vekili 30/04/2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 48.981,90 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya 22.04.2021 tarihinde
45.559,44 TL tazminat ödemesi yapıldığını ve davacının müvekkilini ibra ettiğini, bu şekilde davacının
zararının karşılandığını ve müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, tarafların kusur durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından
belirlenmesini, tazminatın ödeme tarihi itibarıyla bilinen verilere göre hesaplama yapılarak ödemenin
yeterli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve
esaslara göre aktüer siciline kayıtlı bir bilirkişi tarafından hesaplanmasını, davacının müteveffa çocuğu
için 25 yaşına kadar yetiştirme gideri sarf edeceğini, müteveffa çocuğun askerlik süresince davacı
babasına destek olamayacağı savunularak neticede davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta hukuki bir yararının olmadığını, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın sadece sigorta şirketine açılması gerektiğini, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu beyan ederek yasal dayanaktan yoksun ve haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davacının davalılar ... A.Ş ve ... aleyhine açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile, 48.981,90 TL tazminatın davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 22/04/2021 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden ise olay tarihi olan 12/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak şartı ile (miktar poliçe limiti dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile, 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı ...
Şirketi vekili; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, usulden reddi gerektiğini, dava belirsiz alacak davası ise sigorta şirketi temerrüde düşmemiş olacağından, yargılama devam ederken aktüer hesap raporu akabinde durum sübuta ereceğinden davacının müvekkili şirket yönünden faiz talebinin tümden reddi, kabulü halinde de davacının bedel arttırımı dilekçesinin taraflarına tebliğ tarihinden itibaren yasal faiz oranını geçmemek üzere faize hükmedilmesi gerektiğini,
dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerekirken esasa girilerek karar verilmesi hatalıdır, gerekçeli kararda dava şartının yerine getirilip getirilmediği de değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili; müvekkilinin kusursuz olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, hesap raporunu kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasına dayalı, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili istinaf etmiştir. Davalılar vekillerinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Davalı ... vekili keşif yapılması talebinin mahkemece değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmüş, davalı sigorta vekili de kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini savunmuştur.
Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde davacının desteği müteveffa ...'ın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsü ...'in ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/11486 hazırlık soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan 21/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda Cadde üzerinde yolun karşısına geçmek için trafik kurallarına uymayıp, buradan gelip giden araçların hız ve yakınlığını etkin şekilde kontrol etmeyip, yola çıkarak kazanın doğmasına zemin hazırladığı yapılan kamera görüntüleri incelemesi sonucu değerlendirilmiş olan davacının desteği yaya ... 'ın Karayollarında yolun karşısına geçmek için trafik kural ihlali eylemine uyan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Madde 138.
Maddesi (Yolun karşısına geçmek için yolun soluna ve sağına bakmadan kontrolsüzce yola çıkmak) Hükmüne aykırı davranarak kusurlu davranış sergilediğinden tam kusurlu olduğu, sürücü davalı ...' in Yönetimindeki Otomobil ile seyri sırasında kendi şeridinde düz nizami şekilde seyrini yaptığı esnada kısa mesafeden önüne çıkan yayaya karşı tedbir alma imkanı bulunmadığı ve sağ ön tarafı ile yayaya çarpmaya maruz kaldığından bahisle herhangi bir kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/12854 soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı raporunda, ... doğumlu yaya ... geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediği, koşarak çapraz vaziyette geçiş yapmaya çalışıp kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü olayda yaşı nedeniyle belirtilen davranış faktörleri sonuç üzerinde asli derecede etken olduğunu, sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette müteyakkız seyretmesi, gereken dikkatini yola vermesi,
ara sokak kesişimi olan kavşak mahallinde geçiş yapmaya çalışan yayaları dikkate alması ve zamanında etkili tedbire başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince dosya kusur oranlarının tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, alınan ... tarih ve ... sayılı raporda, ... doğumlu çocuk yaya ... gündüz vakti olay mahalli yol bölümünde yolun karşısına geçmek için yola girmeden önce yol üzerinde seyir halinde olan araçların hızlarını ve mesafelerini dikkate alarak,
geçişi için en uygun zamanı beklemesi gerekirken aksi hareketle kontolsüz bir şekilde yola girerek çapraz şekilde, koşarak karşıdan karşıya geçmek istediği esnada solundan seyirle gelen aracın ön kısımları ile kendisine çarpması sonucu meydana gelen kazada yaşı gereği hal ve hareketlerinin müdriki olmayışı sonuç üzerinde asli etken olduğundan, kazanın oluşumunda küçüğün davranış faktörlerinin kazada %50 oranında etken olduğu, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahal olay mahallinde seyri sırasında mahal şartlarını dikkate alarak müteyakkız seyretmesi,
hızını kavşak mahalline göre ayarlaması gerekirken, buna riayet etmeyip, izlenen görüntüden de anlaşılmakla, seyrine göre yolun sağından ara sokak kesişim kavşağının bulunduğu mahalden, seyir yoluna giren çocuk yayaya karşı zamanında etkin fren tedbiri almadan aracının ön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen olayda % 50 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiş,
Buna göre mahkemece Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi 12/01/2021 tarihli kurul raporu ile de uyumlu olduğu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde % 50 oranında asli kusurlu kabul edilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı ... vekili hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğunu, ayrıca davacının çocuğunu terk ettiğini, ayrı evde yaşadıklarını, bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 12/09/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının desteği ...'ın 01/10/2020 tarihinde vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalının tali oranında davacının ise asli oranda kusurlu olduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının ve müteveffanın yaşı, olay tarihi ve TMK'nın 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın fazla olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar vekillerinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
Davalı ... vekili hesap raporunun hatalı olduğunu, ibraname neticesinde 45.559,44 TL ödeme yapılmış olduğunu ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi vekili ise yetiştirme giderinin hatalı hesaplandığını, 1,8 teknik faiz olması gerektiğini savunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının destek zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin defin ve cenaze giderlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili davacının defin ve cenaze giderlerinin açıklattırılması gerektiğini, bu hususta açıklık bulunmadığını, bu alacak kalemi nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, mahkemece 16/06/2022 tarihli celsede davacı vekiline bu hususta açıklama yaptırılmış olduğu, davacı vekilinin beyanında defin ve cenaze giderlerine ilişkin herhangi bir taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin temerrüt tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, temerrüte düşürülmediklerini ileri sürmüş ise de, dosya kapsamından davacıya 22/04/2021 tarihinde 45.559,44 TL ödeme yapılmış olduğu, bu nedenle bu tarih itibariyle temerrüte düşmüş olduklarının kabulüne dair mahkeme hükmünün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
BAŞKAN
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/106, K. 2025/471, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama