KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2162 - 2025/2399
- Dosya no
- 2023/2162
- Karar no
- 2025/2399
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/05/2023
- Numarası
- 2022/252 Esas, 2023/164 Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/11/2025
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.05.2023 tarih ve 2022/252 Esas, 2023/164 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 29/09/2019 tarihinde şarjlı bisikleti ile seyir halinde iken plakası belli olmayan minibüsün sinyal yermeden ve ani fren yapması sonucu duramayarak araca çarpması üzerine yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL geçici 500,00 TL kalıcı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ifade tutanağından ve dava dilekçesinden de görüleceği üzere davacı kazaya kendi kusuru ile sebebiyet vermiş, takip mesafesine uymayarak iddia ettiği kaza meydana geldiğini, kişi kendi kusurundan faydalanamaz, güvence hesabı ise zenginleşme aracı olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kazanın oluşunda davacı tam kusurlu olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; somut olayda zararının giderilmesini isteyen davacının olayda tam kusurlu olması nedeni ile zararının davalı tarafından karşılanması mümkün olmadığı için davanın reddine şeklinde hüküm kurulduğunu, oysa trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan kusur bilirkişi raporunun A ve B hali olarak seçenekli düzenlendiğini,
kazanın oluş şeklinin B hali olarak 2.ayrıma gidilmiş bu sefer de keşif anında dinlenen kazayı bizzat gören davacı tanığı ...'in "Kaza anında arkadaşı ...'nın evinin balkonunda zeytin kırdığı sırada dayısı ...'nin bisikleti ile ilerlerken ... dolmuşunun gelip dayısının kullandığı elektrikli bisiklete arkasından çarptığı" beyanı göz önüne alındığında ise plakası ve sürücüsü edilemeyen firari dolmuş sürücüsünün davacının kullandığı elektrikli bisiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazanın tamamen kendi sevk ve idare hatasından kaynaklandığı sonucuna varılarak kazanın oluşumunda asli ve %100 kusurlu kanaati oluştuğunu,
müvekkilinin kazada kusurunun olmadığını, tanıkların dolmuş sürücüsünün kusurlu olduğunu ifade ettiğini, her iki tanığın da ... dolmuşunun normalden hızlı olduğunu belirttiğini, maluliyet yönünden Adli Tıp raporuyla alınan diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Üst Kurulundan yeniden rapor aldırılması talepleri değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmadan ötürü geçici ve kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebine ilişkin olup, 29/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasının alınan bilirkişi raporuna göre, davacının olay sonrasında kolluktaki beyanının esas alınması halinde tam kusurlu, firari dolmuş şoförünün kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Her ne kadar tanık ..., dolmuşun dayısı davacı ... arkadan çarptığı yönde beyanda bulunsa da, davacı 11/10/2019 tarihli tutanağa yansıyan beyanında dolmuşun önünde aniden durması ve yolun kaygan olması nedeniyle frene basmasına rağmen duramayarak dolmuşa çarptığını beyan etmiştir.
Davacı vekili 22/02/2022 tarihinde savcılığa verdiği dilekçede "Müvekkilimiz vermiş olduğu ifadesinde 29/09/2019 tarihi 17:35 sularında ... hattında çalışan plakasını hatırlayamadığı ... marka araç sürücüsün birden önünde durduğunu, yolun kaygan olması sebebi ile duramayarak çarptığını ve kazanın bu şekilde meydana geldiğini beyan etmiştir. Müvekkilimizi doğrulayan tanığın dimlenilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunarak tanık ... dinlenmesini talep etmiştir.
Yine dava dilekçesinde de davalının sorumluluğu açıklanırken aynı beyanda bulunulmuştur. Bu itibarla mahkemece tanık ... beyanına itibar edilmemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan 21.11.2022 tarihli keşifte dinlenen tanık ...'ın beyanında, olayın nasıl olduğunu tam olarak görmediğini belirttiği görülmüştür.
Karayolu Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi düzenleyen sigorta şirketleri motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kişinin ölmesi veya yaralanması sureti ile zarara uğraması halinde o aracın işleteninin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitler dahilinde karşılamayı üstlenmektedir. Bu sigortanın yapılması yasa ile zorunlu tutulmuştur. Sigortacının sorumluluğunun sınırları ise KTK'nin 92. maddesinde belirlenmiştir.
Buna göre sigortalı aracın poliçenin yürürlükte olduğu dönem içerisinde poliçe kapsamında sayılan ve üçüncü kişilere ait zararları sigortalı aracın işleteni adına ve sigortalı araç sürücüsünün kusuruna karşılık gelen miktarla sınırlı olarak ödeme yükümlülüğünü sigortacı üstlenmektedir. Sigortacının ödeme yapabilmesi için zarara neden olan olayın sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelmesi gerekir.
Sigortalı araç sürücüsü tamamen kusursuz ise üçüncü kişinin kendi kusuru ile neden olduğu zararının davalı sigorta şirketin tarafından karşılanması mümkün değildir.
Bu nedenle mahkemece olayın davacının önünden giden aracı yeterli takip mesafesiyle takip etmediğinden önünde aniden duran araca arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamına uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2162, K. 2025/2399, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama