KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/655 - 2025/927
- Dosya no
- 2023/655
- Karar no
- 2025/927
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/07/2021
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... - TC: -
- Vasi
- ... - TC: -
- Davalı
- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/04/2025
Karar Metni
2.038 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
03/09/2019 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin zararlarının tanzimi için 05/09/2019 tarihinde sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını,
meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere geçici ve sürekli iş göremezlikten dolayı 2.000,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihini izleyen 16.günden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 07/06/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 280.952,50 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 29/08/2019-2020 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kazada yaralanan davacının araçta hatır için taşınması nedeniyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacıda %16 oranında maluliyet oluştuğu ve 9 ay süre ile geçici işgücü kaybına uğradığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının geçici iş göremezlik zararının 19.737,52 TL, kalıcı iş göremezlik zararının ise 261.214,98 TL olduğunun tespit edildiği, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 224.762,00 TL tazminatın 18/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili; hesap raporunun hatalı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin haksız ve SGK sorumluluğunda olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar sebebiyle açılan kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili hesap raporunda belirlenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, esas alınması gereken hesap tablosunun PMF-1931 hesap tablosu ve % 1,8 teknik faiz olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının geliri olarak asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi talebine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekilince ... plakalı araçta yolcu olan davacının koruyucu ekipman/ dizlik takıp takmadığı hususunun araştırılması ve bu nedenle zararın artmasına sebebiyet verdiği, buna göre hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususunu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.
Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir."
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruyucu ekipmanlar hayati öneme sahiptir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının kask takıp takmadığı belli olmamakla birlikte davacının yaralanmasının kalça/ diz-bacak bölgesinde meydana geldiği anlaşılmış olup, kask takılmaması ile davacının yaralanması arasında illiyet bağının bulunmadığı, öte yandan yönetmelikte davacının dizlik kullanmasına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı görülmekle mahkemesince hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin katılma yoluyla başvurduğu istinaf talebi incelendiğinde;
Dairemizin 2021/2175 Esas, 2023/92 Karar sayılı geri çevirme ilamı gereği, davacı vasisine Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344.maddesine göre istinaf harcının işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde dosyamıza yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacaklarına dair muhtıra yazılmış olup, davacı vasisi ...'e davetiyenin 16/03/2023 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, verilen bir haftalık kesin sürenin 23/03/2023 tarihi itibariyle dolmuş olduğu ve istinaf karar harcının davacı tarafça 24/03/2023 tarihinde yatırıldığı, buna göre davacı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
BAŞKAN
¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/655, K. 2025/927, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama