KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2026
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/3115 - 2026/473
- Dosya no
- 2024/3115
- Karar no
- 2026/473
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/04/2024
- Numarası
- 2022/707 Esas, 2024/450 Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1- ... SİGORTA AŞ -
- Vekilleri
- Av
- Davalı
- 2- ... -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/02/2026
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.04.2024 tarih ve 2022/707 Esas, 2024/450 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'in 10.10.2017 tarihinde ... istikametinden ... istikametine giderken ... plakalı ...'in kullandığı araç ile müteveffanın kullanmış olduğu ... plakalı motosikletin kaza yaptığını, araçların kaza yapması sonucu müvekkilinin babası ... ve müteveffanın kızı ...'in vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla ... için 500,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen ayrıca 100.000,00-TL manevi tazminatın ...'ten olmak üzere toplam 100.500,00-TL tazminatın kazının meydana geldiği tarihten itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 22.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; taleplerini maddi tazminat yönünden 179.503,15-TL arttırarak dava değerini 180.003,15-TL olarak belirlemişlerdir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından davacıya 30.01.2018 tarihinde 60.779,00-TL ödeme yapıldığını ve kendisinden ibraname alındığını, bu nedenle borcun sona erdiğini ve müvekkili şirketin söz konusu kazadan kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Diğer davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacı ...'in maddi tazminat talebinin kabulü ile; davacının destekten yoksun kalma tazminatı olarak toplam 180.003,15 TL'nin tamamından 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'in, 106.690,89 TL'sinden ise 30/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... Sigorta A.Ş. sorumlu olacak şekilde tahsilde tekerrür olunmaksızın alınarak davacıya verilmesine; davacı ...'in manevi tazminat talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'ten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; tarafları ve konusu aynı olan ....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/480 E - 2018/16 K sayılı dosyası ile hükme bağlanmış olup, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacılara yapılan ödeme tarihi ile dava açılış tarihi arasındaki süre bakımından talep hakkının sona erdiğini, davacının zararı ve tazminat yükümlülüğü öğrendiği tarihi ile işbu dava tarihi arasında 5 yıllık süre geçmiş olup, hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddi gerektiğini, müvekkili tarafından dava konusu olay ile ilgili olarak dava öncesinde başvuru neticesinde davacıya ibraname karşılığında toplam 60.779,00 TL tazminat ödenmiş olup, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini,
bu nedenle bakiye sorumluluğunun kalmadığını, davaya konu talep bakımından davacı ...'nin müvekkili şirketi ibra ettiğini, bu nedenle dava konusu haklarından feragat ettiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi gereğince Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
Mahkemelerinin kararlarının HMK'nın 297 maddesine uygun şekilde infazda terüddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmektedir.
HMK 297/2 maddesine göre Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Diğer bir ifade ile mahkemesince kurulan hükmün infazda tereddüte yol açmayacak şekilde açık, anlaşılır ve infazı kabil bir karar olması gerekmektedir.
Buna göre mahkemece verilen 25.04.2024 günlü kısa karar incelendiğinde; "Davacı ...'in maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının destekten yoksun kalma tazminatı olarak toplam 180.003,15 TL'nin tamamından 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'in, 106.690,89-TL'sinden ise 30/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... Sigorta A.Ş. sorumlu olacak şekilde tahsilde tekerrür olunmaksızın alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin kabulü ile, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının babası ... ile kızkardeşi ...'in vefatı sonucu davacının çektiği elem ve üzüntü, kazanın oluşum şekli, kusur oranları, tarafların ekonomik durumları ve paranın alım gücü dikkate alınarak takdiren 100.000,00 TL manevi tazminatın 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'ten alınarak davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
İlk olarak maddi tazminata ilişkin hükümde tereddüt oluşmakta karara göre iki ayrı tazminat miktarının davalılardan tahsiline karar verilmiş gibi hüküm tesis edildiği görülmektedir. Bu yönü ile kurulan hükmün infazda tereddüt oluşturacağı anlaşıldığından kamu düzeni yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesi incelendiğinde davacının manevi tazminat talebinin sadece babasının vefatı nedeninden kaynaklı olarak talep ettiği görülmektedir. Buna karşı mahkemenin kısa kararı incelendiğinde davacının babası ...'in vefatı ile birlikte aynı kazada kız kardeşi ...'in de vefat etmesi nedeni ile tazminata karar verildiği görülmüştür.
Halbuki davacının kız kardeşinin vefatından kaynaklı olarak bir manevi tazminat talebi işbu dosyada bulunmamaktadır. Bu yönde usulüne uygun olarak açılan bir dava ve talep olmadığı halde HMK'nın 26. maddesine aykırı olacak biçimde kız kardeş yönünden de manevi tazminat takdir edilmiş olması hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yönde taraf vekillerinin herhangi bir istinafı bulunmadığından sadece yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Yine, mahkemece davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya içerisinde sureti bulunan ....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/480 - 2018/16 Esas Karar sayılı 12.02.2018 günlü kararı incelendiğinde davacıların ... ile birlikte dosyamız davacısı ... olduğu, her iki davacının da işbu dosyaya konu trafik kazasından kaynaklı olarak dosyamız davalısı sigorta şirketinin sigortalamış olduğu aracın kusuru ile meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak destekten yoksun kalma zararının tazminini talep ettiği görülmüştür.
Anılan mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı ... ile davalı ... Sigorta A.Ş uzlaşmış olup, uzlaşma kapsamında düzenlenen 24.01.2018 günlü ibraname mutabakatname, feragatname ve makbuz başlıklı belgeye istinaden davacı vekili davasından feragat etmiş, bu feragate uygun olarak mahkemece 12.02.2018 gününde feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şu halde, dosyamız davacısı tarafından yine dosyamız davalısı aleyhine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/480 - 2018/16 Esas Karar sayılı dosyasında işbu dosyaya konu kazadan kaynaklı olarak yine babası ...'in vefatına bağlı olarak oluşan destekten yoksun kalma zararının tazmini dava konusu edilmiş, işbu dosyada dava feragat ile sonuçlanmış olup, artık taraflar arasında bu dava nedeniyle bir kesin hüküm oluştuğu görülmektedir.
Bilindiği gibi kesin hüküm dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmektedir. Davalı sigorta şirketi tarafından taraflar arasında aynı davanın daha öncesinden görüldüğünü ve feragat ile bu davanın sonuçlandığı, kesin hüküm olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de, mahkemece bu husus hiç değerlendirilmemiş, gerekçede tartışılmamıştır. Bu bakımdan dosyamız davacısı ile davalı ... Sigorta şirketi arasında ....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/480 - 2018/16 Esas Karar sayılı dosyada görülen davada verilen kesin hüküm nedeni ile dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde dosyamız davalısı ... Sigorta yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Bu yönü ile kamu düzeninden ve davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusu yönünden istinafın kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davalı sürücü ... yönünden de maddi tazminat bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de, esas itibarı ile .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/480 - 2018/16 Esas Karar sayılı dosyada verilen 24.01.2018 günlü ibraname incelendiğinde davacının açık bir şekilde dosyamız davalısı sigorta şirketi ile birlikte kaza anında sürücü konumunda bulunan davalı ...'ın da ibra edildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla müteselsil borçlu konumunda bulunan davalı ... yönünden de feragatin sirayetinin tartışılması gerektiği değerlendirilmiş ise de, mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ...'a usulünce tebliğ edildiği, bu davalının istinaf başvurusunda bulunmadığı, bu kapsamda bu davalı yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmakla bu davalı yönünden değerlendirme yapılmamış ancak yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
HMK 353/1-b-2 maddesine göre" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3115, K. 2026/473, 16 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama