İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/759 K.2026/594

2-... 3-... 4-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ..

Esas2024/759Karar2026/594Tarih23 Şubat 2026Okuma10 dk · 1.935 kelime

KÜNYE

T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Şubat 2026
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/759 - 2026/594
Dosya no
2024/759
Karar no
2026/594
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen kararın mahkemesi
... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
...
Numarası
... Esas, ... Karar
Davacılar
1-...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.935 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

2-... 3-... 4-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ..

DAVANIN KONUSU

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 23/02/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla seyir halindeyken, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla çarpışması neticesinde çift taraflı ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen bu trafik kazasında ... plaka sayılı araçta sürücü konumunda bulunan ... vefat ettiğini, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nin asli kusurlu olduğu tespit edildiği,

müteveffa ... ... doğumlu olup, kaza tarihinde 40 yaşında olduğunu, meydana gelen kazada ...'nin vefat etmesi nedeniyle davacı baba ..., eş ..., çocukları ... ile ... destekten yoksun kaldıklarını, trafik kazasında ...'nin vefat etmesi nedeniyle, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalan baba ..., eş ..., çocuklar ... ile ... için tazminat tutarı belirlenerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak maddi tazminatın, ... yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline, davalıdan alınarak, davacılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi ... olup davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup davanın reddi gerektiğini, müteveffa dava konusu sigortalı aracın sürücüsü olmakla, yargıtay hukuk genel kurulu'nun aşağıdaki içtihadı ile değiştirmiş olduğu görüşü doğrultusunda kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulması mümkün olmadığını,

müvekkil sigorta şirketi konu poliçe ile işletenin sorumluluğunu teminat altına almış olduğundan işletenin sorumlu olmadığı bir hususta sorumlu tutulamayacağı gözetilerek işbu davanın tümden reddi gerektiğini, işleten ve sürücünün kaza sırasında alkollü olup olmadığı ve ehliyet durumu gözetilerek trafik sigortası genel şartları değişiklik yapılmasına dair kanun madde 2 gereğince mütevaffa işleten mirasçılarına rücu hakkımız değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumda da alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeni ile davanın reddi gerektiğini, müteveffa kusurlu sürücü ve işleten yakınlarının üçüncü kişi olarak kabulü mümkün olmadığını,

trafik sigortası, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararlarda işletene atfedilen hukuki sorumluluğu teminat altına alan bir sigorta türü olup, onun sorumluluğunu temin eden sigortacının sorumluluğu da en fazla işletenin sorumluluğu kadar olduğunu, trafik sigortası bir sorumluluk sigortası türü olup, bu sigorta branşında riziko kişinin sorumluluğu ölçüsünde teminat altına alındığını, hiçbir hukuk kuralı, kişinin kendi kusuru ile sebep olduğu zarardan faydalanması durumunu düzenlemediği gibi, bu faydayı koruyamadığını,

bir zararın doğmasına ya da artmasına neden olan kişi sonuçlarına da katlanmak zorunda olduğunu beyan ederek davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile davacılardan; a) ... için 125.601,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b) ... için 14.012,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c) ... için 7.357,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d) ... için 3.030,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ

Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Davanın zamanaşımı nedeni ile reddinin gerektiğini, yerel mahkemece kurulan hükmün hatalı olduğunu, gerekçesi ile çeliştiğini, müteveffanın mirasçılarının taleplerinin Karayolları Trafik Kanunun ve genel şartlar gereğince teminat dışı olduğunu, yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmalarının mümkün olmadığını, kabul manasına gelmemek üzere davacının tazminat hakkı doğduğu kabul edilse dahi alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeni ile davanın reddinin gerektiğini,

üçüncü kişi konumunda olmayan davacının KTK ve Karayolları Motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları gereği taleplerinin teminat dışı olduğunu, destek tazminatı hesaplamasında genel şartlarda belirlenen esas ve usullerin esas alınması gerektiğini,

trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de yine belirtilen Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanununun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir büyün olduğunun gözetilerek tazminat hesabı bakımından genel şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ettiklerini, sigortalı sürücünün alkollü emniyet kemeri durumu veya ehliyetsiz olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, aksi taktirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini,

davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, hükmedilen tazminat tutarına ... tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlarla uyumlu olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.

Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacılar murisinin trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalara göre, kazanın ... tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin ... tarihinde dolacağı, davanın ise ... tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olup belirsiz alacak davası olarak açılan davada ıslah dilekçesinin de... tarihinde sunulmuş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin davacıların destek tazminatı talep edemeyeceğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı vekili davacıların destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, vefat eden murisin aynı zamanda sigortalı olup kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulamayacağını, alacaklı - borçlu sıfatının birleşmiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

... tarihinde verilen Hukuk Genel Kurulunun .../...-... Esas, ... Karar sayılı kararı ile ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ile "şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. " denmekle 01.06.2015 Yeni Genel Şartlardan önce meydana gelen kazalar için sürücünün kusuruna dayalı ölümlerde destek tazminatı istenebilecektir.

Sonuç itibariyle, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesinin... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ... Esas ve ... karar sayılı kararları,... Esas ve ...

Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.

Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının ve davacıların zararlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı vekili müteveffanın ehliyetinin olup olmadığı, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılarak varsa müterafik kusurunun tazminat miktarından mahsubu gerektiğini savunmuştur.

Dosya kapsamı incelendiğinde, ... plakalı araç sürücüsü müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığı ve araç dışına savrularak vefat etmiş olduğu anlaşılmakla, tazminatta % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte ise de, hesaplanan tazminat miktarının toplam 693.524,00 TL olduğu, davalının poliçe teminat limitinin ise 150.000,00 TL olup garameten hesaplama yapıldığı, hesaplanan tazminat miktarından öncelikle müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte olup sonrasında garame hesabı yapılacağından, buna göre sonuç miktarda herhangi bir değişiklik olmadığından davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin davacıların kaza nedeniyle elde ettikleri gelirlerin tazminattan mahsubu gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı vekili her ne kadar dava konusu trafik kazsı nedeniyle davacılara yapılan ödeme varsa tespiti yapılarak tazminattan mahsubu gerektiğini ileri sürmüş olup, buna göre davalı sigorta tarafından yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığının yapılan yazışmalar neticesinde anlaşılmış olduğu, diğer yandan SGK il müdürlüğünce mahkemeye gönderilen cevabi yazıda davacılara rücuya tabi ödeme yapılmamış olduğunun bildirildiği görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin temerrüt tarihine ve faizin türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı sigorta şirketi vekili hükmolunan tazminata uygulanan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ve ancak yasal faize hükmedilebileceğini ileri sürmüş ise de, somut olayda uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili (dolayısıyla müteselsil sorumlu olan işleten ve sigortacısı), ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak Sigorta şirketi yönünden temerrüd, kaza tarihinde değil başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasında gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Buna göre, davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigortaya ... tarihinde başvuru yapılmış olduğu, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığından iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, 8 iş günü sonrasında ... tarihinde davalının temerrüde düştüğünün kabulü ve aracın hususi kullanımda olup mahkemece yasal faize hükmedilmiş olmasının da yerinde olduğu görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.246,50 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 2.134,02 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 8.112,48 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 23/02/2026

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/759, K. 2026/594, 23 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davanın Konusu
  4. Karar Tarihi : 23/02/2026
  5. Gerekçeli Kararın
  6. Yazıldığı Tarih : 23/02/2026
  7. Gereği Düşünüldü
  8. Dava
  9. İleri Sürülen İstinaf Nedenleri
  10. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/759
Karar No
2026/594
Tarih
23 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/760 K.2026/49
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/760 K.2026/130
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/761 K.2026/107
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/763 K.2026/192
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/764 K.2026/284
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/765 K.2026/212

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.