KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1257 - 2025/1666
- Dosya no
- 2025/1257
- Karar no
- 2025/1666
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29.04.2025
- Numarası
- ... Esas
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av.
- Davalılar
- 1-
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Talep
- İhtiyati Haciz Kararı Verilmesi
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/07/2025
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile verilen 29.04.2025 günlü ara kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
25.12.2024 tarihinde davalı ... adına kayıtlı sürücüsü ... olan aracın ... idaresindeki araca çarpması sonucu araç hakimiyetini kaybeden ...'ın aracına eşya yerleştiren müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin hastahanelerde yapılan tüm müdahalelere rağmen sol bacağını dizden yukarı kaybederek hayati tehlike sonucu entübe edildiğini, sonrasında tehlikeyi atlatmış olup sağ bacağı için tedavi sürecinin devam ettiğini, ...
Hastahanesinde devam eden tedavileri sonucu hastane ve tıbbi malzeme masrafları yapıldığını, yaşanan hadiseler hasebiyle müvekkilinin psikolojik açıdan zorlu günler geçirdiğini, uzuv kaybından kaynaklı artık engellendiğini, davalı sigorta şirketlerine gönderilen postaların tebliğine rağmen ... Sigorta AŞ.
Tarafından müvekkili adına 1.800.000,00 TL ödeme yapılmış olup ödemenin eksik olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmesinden de sonuç alınamadığını, trafik kazası tutanağı ve soruşturma dosyasından alınan raporlarda kazada müvekkilinin %100 oranında kusursuz bulunduğunu, müvekkilinin ameliyatlarının halen devam ettiğini, şimdiye kadar 2.000.000,00 TL faturalandırılabilen hastane ve medikal giderleri yapıldığını, müvekkilinin 2 çocuklu olup onlarında müvekkili gibi psikolojik destek gördüklerini belirterek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile,
kalıcı maluliyete ilişkin 900.000,00 TL, geçici maluliyete ilişkin 25.000,00 TL, tedavi ve hastane masraflarına ilişkin 25.000,00 TL ve bakıcı giderine ilişkin 50.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 5.000.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalılar ... ve ...'ın olaydan sonra Adana ilindeki evlerini satarak açıkça mal kaçırmakta olduklarını, müvekkilinin uzun süre devam edecek olan tedavi süreci düşünüldüğünde iş bu davanın tahsil imkânı kalmama ihtimalinin bir hayli yüksek olduğunu,
bu nedenlerle makul bir oranda teminat ile davalı gerçek kişiler adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati haciz kabul kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 29.04.2025 GÜNLÜ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece İİK'nun 258.maddesi kapsamında muaccel bir alacağın varlığı hususunda kanaat uyandıracak ölçüde delil bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; kaza tarihinden itibaren müvekkilinin çok sayıda cerrahi müdahale geçirdiğini, halen tedavisinin devam ettiğini, tedavi süreci boyuna yaklaşık 2.000.000,00 TL tutarında hastane ve tıbbi malzeme gideri yaptığını, müvekkilinin tedavi ve bakım giderleri ile birlikte hem fiziksel, hem ekonomik ve hem de psikolojik anlamda ciddi zararları doğduğunu, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin kursuz olduğunun belirlendiğini, kaza tespit tutanağı ve yaralanmaya dair belgelerin yaklaşık ispat şartını sağladığını,
haksız fiilden kaynaklı taleplerinin olay tarihi itibarı ile muaccel hale geldiğini, yasal şartları oluşan ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi ile davalılar adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulması istemine ilişkindir.
Mahkemece 29.04.2025 günlü ara karar ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2004 sayılı İİK'nın 257/1 maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel, bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiştir.
İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçlarının alacaklısının ihtiyati haciz talep edebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalara göre ihtiyatı haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması”dır.
Yargıtay 4. HD'nin 28.11.2022 tarih 2022/8964 E. 2022/15530 K sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararı ile " ...Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır.
Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olup... haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat istemli davalarda İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesine,
UYUŞMAZLIĞIN BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE.." karar verilmiştir.
Bu kapsamda Yargıtay 4. HD'nin 28.11.2022 tarih 2022/8964 E. 2022/15530 K sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararı gereğince farklı Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlık bu şekilde giderilmiş olmakla yargı kararları arasında uygulama birliğin temin edilmesi adına dairemizin haksız fiilden kaynaklı manevi tazminat istemli davalarda ihtiyati haciz kararının verilemeyeceğine yönelik uygulamasından vazgeçilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda, mahkemesince her ne kadar şartları oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de, mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, dosya içerisinde mevcut kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, davalı sürücü ...'ın "Bir iz veya mülkten çıkan sürücülerin, karayolundan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kuralını ihlal etmesi nedeni ile asli kusurlu olduğu,
davalı sürücü ...'ın ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olmakla belirlenen bu kusur durumuna göre, (yargılama sürecinde belirlenecek kusur durumuna göre değişiklik yapılabilecek olmak kaydı ile) kazanın oluşumunda davalı ...'ın kusurlu olduğu, davalı ... ...'ın ise kazaya karışan ... plakalı aracın işleteni olduğu,
dosya içerisindeki tedavi evraklarına göre kaza nedeni ile davacının sol bacağının diz üstünden ampüte edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına bağlı olarak kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunan ... ve kazaya karışan aracın işleteni ...'dan bir miktar maddi ve manevi tazminat isteme hakkının bulunduğu yaklaşık olarak ispatlandığı ve kaza tarihi itibarı ile alacağın muaccel olduğu anlaşılmakla mevcut kusur durumuna göre davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile davalılar ... ve ... adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mal varlığı üzerine (banka hesapları,
maaş hesapları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları hariç) maddi tazminat yönünden davalı ... ve ...'dan talep edilen 40.000,00 TL miktar için ve manevi tazminat yönünden takdiren 1.000.000,00 TL miktar ile sınırlı olmak üzere toplam 1.040.000,00 TL miktar üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 29.04.2025 günlü ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalılar ... ve ... yönünden ise bu davalıların kazaya etken bir kusurunun bulunmaması nedeni ile mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu davalılar yönünden talep etmiş olduğu istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 29.04.2025 günlü ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının HMK 353/1-b-2 md gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına;
dosya içeriğine, toplanan delillere göre, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü, davalılar ... ve ... adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mal varlığı üzerine (banka hesapları, maaş hesapları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları hariç) bu davalılar yönünden talep edilen 40.000,00 TL maddi tazminat ile takdiren 1.000.000,00 TL manevi tazmina tolmak üzere toplam 1.040.000,00 TL miktar ile sınırlı olmak üzere %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, davalılar ... ve ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1257, K. 2025/1666, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama