KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/2047 - 2025/1343
- Dosya no
- 2025/2047
- Karar no
- 2025/1343
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/06/2025
- Numarası
- 2024/... 2025/...
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 02/10/2025
Karar Metni
1.141 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi ve Dörtyol 3. Asliye Hukuk Mahkemesince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... tarafından davalı Şirkete ait ... Köyü taş ocağında üç ay süreyle iş makinesi (ekskavatör) ile hizmet verildiğini, bu hizmetin aylık 156.000,00 TL KDV dahil bedelle ifa edildiğini, yalnızca ilk ay ödemesinin yapıldığını, kalan iki aya ilişkin 03.10.2023 tarihli ve ... numaralı ile 15.02.2024 tarihli ve ... numaralı faturalara rağmen ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine Dörtyol İcra Dairesinin 2024/...
Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından ödeme emrine süresinde itiraz edilmesiyle takibin durdurulduğunu ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, taraflar arasında zımni sözleşme ilişkisi kurulduğunu, TBK m. 1 gereğince sözleşmenin karşılıklı irade beyanları ile kurulduğunun ve müvekkilin edimini eksiksiz şekilde yerine getirdiğinin, ayrıca müvekkilin ... plakalı iş makinesiyle üç ay boyunca sahada aktif olarak çalıştığının saha görüntüleri ile sabit olduğunu, davalının edimini yerine getirmediğini ve müvekkilinin iş makinesini satmak zorunda kaldığını, bu nedenle zarara uğradığını,
davalının faturalara ilişkin açıklama getirmediğini ve herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını, bu durumun TMK m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, bu bağlamda davalının kötü niyetli ve haksız şekilde itiraz ettiğini, bu itiraz nedeniyle müvekkilinin mağduriyet yaşadığını ve ticari faaliyetlerinin aksadığını, ayrıca icra takibinde belirtilen alacağın likit nitelikte bulunduğunu ve bu nedenle İİK m. 67/2 gereği borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ ÖZETİ
Dörtyol 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile; "... Davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması sebebiyle ticaret mahkemesinin görevli olduğu ..." gerekçesiyle görevsizlik karar verilmiştir. İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile; "... Davcının tacir sayılmayacağı davanın mutlak ticari davalardan olmadığı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu ..." gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK.nın 22 ve 23. maddeleri gereğince dairemizin davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nin 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nin 5/4. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
TTK'nin 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'de düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Bu genel kuralın yanında TTK'nin 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
Somut olayda; Davacının tacir sıfatının araştırılması adına Karaisalı Malmüdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; "Ödevlinin; ZEMİN VE ARAZİ HAZIRLAMA, ALANIN TEMİZLENMESİ İLE KAZI VE
HAFRİYAT İŞLERİ (MADENCİLİK İÇİN YAPILANLAR HARİÇ) faaliyetinden dolayı Gelir Vergisi
mükellefimiz olduğu,işletme esasına göre defter tuttuğu,iktisadi faaliyetinin maddi sermayeye dayandığı
" bilgisinin verildiği, alacağın oluştuğu iddia edilen tarih ve dava tarihinde davacının tacir sıfatına haiz olduğuna ilişkin bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılamayacağı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve davacının tacir sıfatına sahip olmadığı; görevli Mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu halde uyuşmazlığın Dörtyol 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek, sonuçlandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2047, K. 2025/1343, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama