KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2023
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/94 - 2023/1111
- Dosya no
- 2021/94
- Karar no
- 2023/1111
- Başkan
- FAHRİ ÇELİK (...
- Üye
- İSMAİL DENİZ DEMİRKAYA (...
- Üye
- FATİH AKHAN (...
- Katip
- SABİT DUYAR (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/09/2020
- Numarası
- ... ...
- Davacı
- ... BANK ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av...
- Davalılar
- 1-... ... -
Karar Metni
2.012 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
2-... ... -
VEKİLİ : Av...
DAVALI : 3-... ... -
VEKİLİ : Av...
DAVANIN KONUSU
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/11/2023
YAZIM TARİHİ : 24/11/2023
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Adana Ticari Merkez Bankacılık Şubesi ile dava dışı borçlulardan ... ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında akdedilen 21/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalıların da iş bu kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, krediden kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine 337.367,51.TL alacağın tahsili amacıyla Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, ancak davalı borçluların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu belirterek,
haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine ve müvekkili banka tarafından dava dışı şirkete verilen çek karnelerinden 4.800,00.TL'nin davalılar tarafından nakdi teminat olarak depo edilmek üzere takip talepnamesindeki şartlar dahilinde takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ... ve ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından Adana 7.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında borcun sebebi olarak 21/04/2014 ve 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinin gösterildiğini, ancak 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin icra dosyasına sunulmadığını, 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 21/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin ödenerek kapatıldığını ve borcun sonlandırıldığını, müvekkillerinin bu sözleşmelere istinaden herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kredi borcunun asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. tarafından 27/04/2017 tarihine kadar düzenli olarak ödendiğini, 27/04/2017 tarihinde ise davacı bankanın aracılık ettiği ve Kredi ... Fonu tarafından kullandırılan kredi kullanılmak suretiyle 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kullandırılarak ödendiğini, böylece ... ... Ltd.
Şti.'nin 21/04/2014 tarihli kredi sözleşmesine ilişkin bir borcu bulunmadığını, 27/04/2017 tarihli kredi sözleşmesine ilişkin borcun da muaccel hale gelmediğini, ayrıca müvekkilinin söz konusu kredi sözleşmesine imza attığı tarihlerde evli olmasına rağmen, sözleşmenin kurulmasından önce veya kurulma anında eş rızası verilmemiş olduğundan kefaletin geçersiz olduğunu, bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddi ile kötü niyetli davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacı banka ile dava dışı ... ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 21/04/2014 tarihli 3.500.000.TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıkları, ayrıca yine davacı banka ile dava dışı ... ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 27/04/2017 tarihli 450.000,00.TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ancak bu sözleşmede davalıların kefaletinin bulunmadığı, 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde, sözleşmenin 21/04/2014 tarihli sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu belirtilmiş ve iki sözleşme arasında bağlantı kurulmuş ise de, anılan hüküm, sözleşmede imzası bulunan sadece ... ... yönünden hüküm ifade edeceği, bilirkişi tarafından yapılan incelemede dosya kapsamında kullandırılan kredilerin tamamının 27/04/2017 tarihinden sonra olduğu, bu tarihten öncesini taşıyan bir borç kaydının bulunmadığı,
davalı kefillerin kefalet imzası bulunmayan 27/04/2017 tarih ve 450.000,00.TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan dava konusu taksitli ticari kredi ve bu sözleşme kapsamında verilen çek karnesindeki çeklerden doğacak çek yasal ... tutarından sorumlu tutulamayacakları gerekçesi ile davanın reddine, davacının kendi kayıtlarından davaya konu kredilerin hangi kredi sözleşmesinden dolayı verildiği yapacakları basit bir inceleme ile anlaşılabileceği, kaldı ki basiretli bir tacirin her zaman takip yapmadan önce kayıtlarını titizlikle incelemesi gerektiğinden,
İİK.'nin 67/2. maddesi uyarınca davacının yaptığı takipte haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davanın değerinin %20'si oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, İİK'ye göre alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesinin takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlandığını, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususunun borçlu tarafından kanıtlanması gerektiğini, davalların bu kötü niyetin varlığını kanıtlayamadıklarını, müvekkili banka alacağının bilirkişi marifeti ile hesaplanmış davalıların sorumluluğunun ancak yargılama sonucu ortaya çıktığını,
lehlerine kötü niyet tazminatı hükmedilen davalıların borçtan sorumluluğunun yargılamaya muhtaç olduğunu, müvekkili banka aleyhine bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, kredi sözleşmesi ve kefalete dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi HMK'nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... ... İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında 21/04/2014 tarihinde Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ..., ... ... ve ... ...'in sözleşmenin müteselsil kefili oldukları iddiası ile iş bu takibin başlatıldığı, uyuşmazlık takibe konu kredinin hangi kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, kefil olan davalıların kredi borcundan sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.
Davalı kefiller dava konusu borcun kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu 21/04/2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanmayıp, daha sonradan düzenlenen sözleşmeden kaynaklandığını savunmuşlardır. Borcun sebebi olarak 21/04/2014 ve 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinin gösterildiğini, ancak 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin icra dosyasına sunulmadığını, 27/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 21/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin ödenerek kapatıldığını ve borcun sonlandırıldığını savunmuşlardır.
Davacı Banka vekili tarafından davanın reddine dair karar, dava kabulü gerektiği ve kötü niyet tazminatına dair verilen hükmün kaldırılmasına talebi ile istinaf aşamasına gelindiği anlaşılmaktadır.
Dava mahiyet olarak itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası İİK 67.maddesi kapsamında takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispatlamak koşuluyla açabileceği bir davadır. İİK 67'nin 1.fıkrası kapsamında itirazın iptalinin süresini geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır. İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz bırakılarak, itiraz ile duran ilamsız takibe konu alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini sağlamak amacıyla açılır. (Mahmut Coşkun, itirazın iptali davaları Seçkin 2014)
İtirazın iptali davası bir çok farklı görüşe göre nitelik konusunda fikir birliğinin olmadığı bir dava türüdür. Doktrinde de bazı yazarlara göre itirazın iptali davası bir eda davasıdır. (Baki Kuru, İİK el kitabı 2004) Bazı yazarlara göre de itirazın iptali davası eda davası olmadığı gibi dava sonunda da verilecek ilam tahsil ilamı değildir. (Özkan, İcra İflas Hukukunda İtirazın İptali Davası)
İtirazın iptali davası hem tespit hem de eda davası niteliğindedir. Zira davacı Mahkemeden takibe konu alacağına yapılan itirazın yersiz olduğunun tespitini, inkar tazminatının ve yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmekte, Mahkeme de kararında itirazın iptali ile beraber takibin devamına, aynı zamanda yargılama giderlerinin borçludan alınarak alacaklıya verilmesine karar vermektedir. Ayrıca Mahkemenin temel kararı da eda hükmü gibi değerlendirilerek hakkında işlem yapılmaktadır.
Takibin konusu ise, genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında doğduğu iddia edilen borcun ve ferilerinin kefilliğe ilişkindir.
Kredi, bankacılığın en temel ve en önemli işleri olmakla beraber, en riskli de faliyetidir. Bu nedenle, bankacılık Kanununda kredinin tanımı ve kullandırma kapsamı ve sınırlamaları düzenlenmiştir.
Krediyi tanımlayan Bankacılık Kanununun 48.maddesine göre, bankalarca verilen nakti krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdi krediler ve bu niteliğe haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışlarından doğan alacaklar, vadesi geçmiş krediler, taahhuk edilmek ile beraber tahsil edilmemiş faizler, gayri nakdi kredilerin nakde tavhil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar,
vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeleri nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler, gizledikleri hesaba bakılmaksızın bu kanunun uygulanmasında kredi sayılır.
Diğer taraftan Yargıtay'ın uygulamalarından karşılıksız çekin bedelinin bilerek veya bilmeyerek çek lehtarına ödenmesi veya havale lehtarına yapılan mükerrer ödemenin iade edilinceye kadar geçen süre için banka tarafından açığa kullandırılmış kredi olduğu kabul edilmektedir. Bankacılık Kanunun 51.maddesine göre kredi açılmakla beraber usul ve esaslar kredi komitesine veya Genel Müdürlüğe devredilebilir.
Kredinin ödenmesi haricinde ödenmemesi haricindeki durumlarda yapılacak en önemli şey borçlu hakkında takiptir.
Vadeli krediler yönünden yapılacak takipte kredi kullandırma şekline göre takip yolu belirlenir. Vadesiz krediler için durum daha değişiktir. İİK 68/B maddesinde belirlenen koşullara uygun çıkartılmış ve kesinleşmiş hesap özetlerinin mevcut olup olmadığına göre İİK 68/1 maddesindeki belgelere dayalı veya kredi sözleşmesi, banka defter veya kayıtlarına dayalı olarak alacak ilamsız takip şeklinde yapılacaktır.
Ayrıca kredi alacağının teminat altına alınması durumunda öncelikle rehin ve ipotek var ise bu açıdan takip yapılacak, İİK 45.maddesi gereği rehin ile temin edilmiş alacaklar hakkında yapılacak takibattaki sınırlama saptanacak ve öncelikle rehin veya ipoteğe gidilecektir.
Borca verilen teminatın borçlu veya üçüncü şahıslar tarafından verilmiş olması yönünden bir ayrım gerektirir ifadeden kaçınılmış, sadece ipotek veya rehin limitini aşan borç miktarı kadar sınırlandırılma yapılmıştır.
Davalılarımız ise, Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduklarından bahisle takipte borçlu olarak eklenmişlerdir.
6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde, kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
6098 sayılı TBK'nin 589/1. Maddesi gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2015 tarih ve 2015/3357 Esas, 2015/16301 Kararı da benzer mahiyettedir)
Dava dışı borçlu ... ... İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında birden fazla kredi sözleşmesi bulunmakta olup, davalılar 21.04.2014 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi'nde müteselsil kefil olarak imzaları bulunmaktadır. Davalılar, yalnızca kefil olarak imzaları bulunan kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden sorumlu olup, kefil olarak imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılan kredilerden sorumlu tutulmaları mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20/11/2019 tarih ve 2017/5383 E., 2019/5234 K, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.09.2022 tarih 2021/1445-2022/5738 EK sayılı kararları benzer mahiyettedir)
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında birden fazla Genel Kredi Sözleşmesi bulunduğu, davalıların kefil olduğu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredi borcunun yeni imzalanan 27/04/2017 tarihli sözleşme ile sona erdiği, yine bu bahsi geçen ve takibe konu borcu kredi sözleşmesinden ötürü bakiye borcun da bulunduğu, bu sözleşmede davalıların imzasının bulunmadığı, takip konusu borcun davalının imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılarak,
davalıların imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesine konu borçtan sorumlu tutulmaları mümkün bulunmadığından ve yine kötü niyet tazminatı açısından ise.
İİK'nun 67/2 maddesine göre, davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetli olmasının gerektiği, somut olayda; davalıların, haklarında başlatılan takip tarihinde davacı bankanın iddia ettiği gibi bir kefillikten kaynaklanan borçlarının bulunmadığı, bu durumun da banka yetkili ve çalışanlarınca basit bir tespit ile ortaya konabileceği, bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı bankanın kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun görülmüştür.
... · Başkan · ... · e-imzalıdır. · ... · Üye · ... · e-imzalıdır. · ... · Üye · ... · e-imzalıdır. · ... · Katip · ... · e-imzalıdır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/94, K. 2023/1111, 24 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama