KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2023
- Dosya no
- 2021/456
- Karar no
- 2023/1590
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22/12/2020
- Numarası
- 2017/297 Esas - 2020/936 Karar
- Davanın konusu
- İş göremezlik tazminatı
Karar Metni
1.479 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
21/06/2016 tarihinde davalı nezdinde sigortalı bulunan ... idaresindeki ... plakalı araçla davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... nezdinde sigortalı ... idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacı ...'nın yaralandığını, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda kaburgalarında ve bacağında kırık meydana geldiğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun davalı tarafından reddedildiğini, şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı,
2.500,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı ... şirketine eksik evrak ile başvurulduğunu, davaya konu ... plakalı aracın davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, dava konusu geçici iş göremezlik talebinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, davalının faiz sorumluluğu bulunmadığını,
davacının avans faizi talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne, davacı ...'nın uğramış olduğu bedensel zarar için hesaplanan 11.072,92 TL geçici iş göremezlik, 23.936,28 TL kalıcı iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 35.009,20 TL toplam maddi tazminatın davalı ...
AŞ'den 29/11/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Davalı ...
AŞ vekili; davanın konusu olan kazanın 13/05/2016 tarihli genel şartlara tabi olduğunu ve mevzuat gereği, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplamanın Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yayınladığı güncel TRH-2010 tabloları esas alınarak yapılması gerekirken bilirkişi tarafından PMF tablosu kullanılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sürücünün kusuru ile sınırlı olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen geçici iş göremezlik tazminatının SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacının araçta yolcu konumunda bulunması sebebiyle hatır taşıması indiriminin söz konusu olduğunu,
davacının kask kullanmaması sebebiyle müterafik indiriminin yapılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.1-Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK'nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir.
Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Somut olayda davacı, eşinin sürücü olduğu motosikletle piknik alanına gitmekte iken kaza meydana gelmiş ve yaralanmıştır.
Davacı (taşınan) ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü (taşıyan) arasındaki yakın akrabalık bağı nedeniyle taşımanın, ahlaki bir görevin ifası olarak değerlendirilmesi gerektiğinden hatır taşıması indirimi yapılması olanağı yoktur.
Kaldı ki; davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair savunması da bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamasında isabetsizlik yoktur.2-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK'nin 52. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre zarara uğrayan, zararı doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda; davalı vekilinin müterafik kusuru, davacının kask takmamasına dayandırdığı, motosiklet sepetinde yolcu olan davacının kaza tespit tutanağında kask takıp takmadığına ilişkin herhangi bir bilgi olmadığı, ATK raporuna göre ayak bileğinde ve akciğerinde yaralanmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davacının davalının iddia ettiği gibi kask takmaması nedeniyle yaralanması olmadığı gibi davacı ...'nın bu araca yolcu olarak binmesinin kazanın oluşumuna etkisinin bulunmadığı, davacının sırf motosiklet sepetine yolcu olarak bindiği gerekçesi ile müterafik kusur indirimi yapılamayacağı anlaşılmakla, Mahkemece tartışılan gerekçe ile müterafik kusur indirimi yapılmaması yerinde görülmüş, bu konudaki istinaf itirazı da kabul edilmemiştir.3-Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih,
2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17,
35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K.,
2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz esas alınarak tazminat belirlenmiştir.
Davalı vekilinin iddiasının aksine hükme esas alınan 18/03/2019 tarihli aktüerya hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosunun esas alındığı anlaşılmış olup bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.4-Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiş ise de KTK 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmıştır.
Bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Bu doğrultuda poliçenin ve genel şartların tarafı olmayan SGK'yı yasal düzenleme olmaksızın tüm sağlık gideri teminatı kapsamındaki tazminat kalemlerinden sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır.
Ayrıca sigorta şirketleri tarafından poliçe bazında KTK 98. maddesindeki sayılanlar kapsamında SGK'ya katkı payı aktarımı yapıldığı nazara alındığında, KTK 98.madde kapsamı dışında sağlık giderleri teminatı içinde kalan tazminat kalemlerine ilişkin sigortalıdan alınan prim ücretleri sigorta şirketlerinin uhdesinde kalmaktadır.
Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin KTK 98. madde dışında kalan sağlık gideri teminatı kapsamındaki geçici iş göremezlik tazminatından poliçe limiti ile sorumluluğu devam edecektir.Kaldı ki sağlık giderleri teminatı açıklayan Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesinde "Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesiyle sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğunun sona ermesini KTK'nın 98.maddesine bağlamıştır.
Ancak kanun koyucu tarafından yeni Genel Şartlarda ki bu düzenleme doğrultusunda KTK'nın 98.maddesinde değişiklik yapılarak" geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamına alınmadığı, açıkça SGK tarafından karşılanacağı ve Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona erdiği" yönünde değişiklik yapılmadığından Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesi kadük kalmıştır/ yürürlüğe girmemiştir.
Başka bir ifadeyle halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinde, yeni Genel Şartlarda ki sağlık giderleri teminatına ilişkin düzenleme doğrultusunda Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona ereceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından 98.madde hükmü dışında kalan teminatlar (belgesiz sağlık giderleri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı) bakımından sorumlulukları devam edecektir.
Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu,
yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir.Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
5-Davalı vekilinin olayda poliçe kapsamında teminat altına alınan araç sürücüsünün kusuru ile poliçe limiti kadar sorumlu olduğuna ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; olayın çift taraflı trafik kazası şeklinde meydana geldiği, davacının motosiklette yolcu; davalının kazaya karışan her iki aracın ZMS sigortacısı olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla kusurun tespiti yolcu olan davacı için sonuca etkili olmadığından bu konudaki istinaf itirazı da yerinde değildir.
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/456, K. 2023/1590, 28 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama