KÜNYE
T.C. Adana Bam 9. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2022
- Dosya no
- 2022/148
- Karar no
- 2022/1010
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2021
- Numarası
- ... ESAS-... KARAR
- Davacı
- ... - T.C.No:....
- Vekili
- Av. ... T.C.No:...-...
Karar Metni
1.254 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
2- ... - T.C.No:.... 3- ... - T.C.No:...- 4- VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/07/2022
YAZIM TARİHİ
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2021 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu;
GEREKÇE
Dava "Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)" talebine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; kötü niyetle ve varlık kaçırmak amacıyla müvekkilini ortaklıktan çıkaran davalılar aleyhine açılan Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin sayılı kesinleşmiş kararı ile müvekkilinin davalı şirketin %34 pay oranı ile ortağı olduğunun anlaşıldığını, davalılar ..., ... ve ...'un ... İplik Örme İnşaat Turizm San. ve Tic.
A.Ş'nin ortakları olduğunu, davalı ortakların bugüne kadar çok defa kötü niyetli işlem ve davranışlarla müvekkilini zarara uğrattıklarını, davanın açılmasına sebep olaylar ile davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler nedeniyle şirket ortakları arasındaki güvenin kaybolduğunu, şirketin aslında birden fazla kişi tarafından yönetiliyor gibi gözükse de müvekkili dışındaki davalı şirket ortakları arasındaki hısımlıktan kaynaklı olarak tek bir irade tarafından yönetiliyor olmasının, alınan karar ve yapılan işlemlerin davacının kasti olarak şirket dışında tutularak zarara uğratılmasına neden olduğunu gösterdiğini,
davalıların hısımlıktaki yakın ilişkiden kaynaklı olarak şirketin menfaatlerini, paralarını çocuklarının, kendilerinin ya da yanında çalışanların hesaplarına aktardıklarını, haksız menfaat temin ettiklerini, 2006-2007-2008 ve 2009 yıllarında ana sözleşme, yasa ve mevzuat hükümleri gereğince her yıl yapmaları gereken genel kurul toplantılarını da yapmadıklarını, 2010 yılında ise müvekkiline usulünce bir davet yapılmaksızın genel kurul toplantısı yaptıklarını belirterek, şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere kayyım atanmasına,
şirketin feshi ile tasfiyesine ve şirketin uğradığı zararların tespiti ile belirlenecek zararların şirketi zarara uğratan ortaklardan tahsili ile şirket hesabına aktarılmasına, şirket ortaklarının gerçek kar-kazanç payının tespitine ve kar-kazanç payı dağıtımına izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece 17/11/2021 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan tazminat davasının reddine, davalı şirket hakkında açılan fesih ve tasfiye davasının kabulü ile; Adana Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı olan davalı ... İplik Örme Tekstil İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ... T.C.Nolu ... atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Karara karşı davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, istinaf aşamasında iken davacı vekilinin ilk derece mahkemesine sunduğu 22/06/2022 tarihli dilekçe ile davacı müvekkili ...'in hissesini 3. Kişilere devrettiğinden ve müvekkili tarafından verilen talimata istinaden açılan davadan feragat ettiklerini ve gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 310. maddesinde ise hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebileceği açıklanmıştır.
Hiçbir kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar her davadan feragat edilebilir ve bir usul hukuku kavramı olarak davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, yasa gereğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309. maddesi aynen; “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır” şeklindedir.
Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile olur. Feragatin geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile, davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır.(HGK.'nın19/02/2019 tarih ve 2015/21-1114 Esas-2019/164 Karar, HGK.'nın 11/04/2019 tarih ve 2018/12-1004 Esas-2019/433 Karar)
Somut olay bakımından, davacı vekili dosya istinaf aşamasında iken ilk derece mahkemesine sunduğu 22/06/2022 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiştir. Davacı vekili, müvekkilinin davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden, bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur.
Hükümden sonra ortaya çıkan ve istinaf incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun "Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari İşleri ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin", "Karar Verilmiş Dosyalara İlişkin İşlemler" başlıklı 215/1 maddesinde düzenlenen "Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh hâlinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir.
Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez." hükmü gereğince davadan feragatin dosyanın istinaf aşamasında ve Dairemizde iken yapılması nedeniyle ilk derece mahkemesince karar verilmesi mümkün bulunmadığından 6100 sayılı HMK.'nın 307. maddesi delaletiyle 353. maddesi kapsamında Dairemizce değerlendirilip karara bağlanması gerekmektedir.
Bu nedenle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın 6100 sayılı HMK.'nın 307. maddesi gereğince feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/148, K. 2022/1010, 7 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama