KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2025
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/382 - 2025/319
- Dosya no
- 2022/382
- Karar no
- 2025/319
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/12/2021
- Numarası
- 2021/70 ESAS 2021/981 KARAR
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 21/02/2025
- Yazım tarihi
- 21/02/2025
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2021 tarih, 2021/70 Esas, 2021/981 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın Genel Kredi Sözleşmesi ile davalı bankadan kredi kullandığını, bu kredide müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, işlemler aşamasında alacaklısı ... adına düzenlenmiş ve borçlusu davacı müvekkili olan senedin alındığını, müvekkilinin bu evrakları imzalarken bu senetten haberinin olmadığını, bahse konu senedin vade tarihi kısmının boş bırakıldığını, davalı bankanın icra takibine konu edeceği aşamada sonradan doldurduğunu, müvekkilinin davalı bankaya 2013 yılında olduğu kefillikten kaynaklı bir borcunun olmadığını,
Adana 10. İcra Dairesi'nde 2020/5941 Esas numaralı dosya ile 24.06.2020 vade tarihli ve 12.02.2013 düzenlenme tarihli bonodan dolayı müvekkili hakkında takip başlatıldığını, başlatılan takibin durdurulmasını ve davalının kötü niyetli olduğunu %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu, senedin teminat senedi olmadığını, kefalet sözleşmesinin bu davanın konusu olmadığını, davacı tarafından açılmış olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkile verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Yerel mahkemece verilen karar ile; dava dışı kredi borçlusu ...'ın davalı bankadan değişik zamanlarda kredi kullandığını ve mevcut kredilerine istinaden 08/04/2013 - 14/07/2015 tarih aralığında toplam 153.385,00.TL kredi ana para ödemesi yaptığının hesap hareketlerinden tespit edildiğini, 01/12/2015 tarihinde yeni kredi sözleşmesinin yapıldığını ancak davacının bu sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığını, bu durumun sözleşmedeki önceki borçlar yönünden borcu sona erdiren nedenlerden olarak kabul edilmesi gerektiğini, bankaya yazılan müzekkere ile davacının davalı banka ile aralarında imzalanan başkaca sözleşme olup olmadığının sorulduğunu,
davalı bankanın cevabi yazısından dava konusu 01/02/2013 tarihli ve 03/11/2014 tarihli kefalet sözleşmelerinden başkaca davacının taraf olduğu davalı banka ile imzalanan herhangi bir sözleşme olmadığının anlaşıldığını, dava konusu bononun davacının kefalet sözleşmesine dayanak kredi borcundan ötürü teminat olarak alındığını, bu nedenle davanın kabulü ile; davacının davalıya Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5941 Esas sayılı takip dosyasında mevcut 80.715,75.TL'lik takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takip konusu senedin davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; banka ile akdedilen sözleşmeden kaynaklı borç ile bonodan kaynaklı olan borcun birbirinden farklı hukuki kurumlar olduğunu; davacının bahsi geçen bonoda keşideci olduğunu, senedin teminat senedi olmadığını, senedin teminat senedi olması için senet üzerinde teminata ilişkin bir kayıt bulunması veya yazılı bir belge olması gerektiğini, yerel mahkeme kararında senedin teminat senedi olarak gösterilerek davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, söz konusu borcun sözleşmeyle ilişkilendirilemeyeceğini, bankacılık sözleşmesinin işbu senet ile bir ilgisinin bulunmadığını,
söz konusu senedin temel ilişkiden bağımsız bir kambiyo senedi olduğunu, elinde bono bulunan alacaklının bononun mahiyetini açıklama gibi bir yükümlüğünün bulunmadığını, bilirkişinin hatalı yorum yaptığını, raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bilirkişinin hukuki yorum yapma yetkisinin bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı yan; dava dışı ...'ın kredisine davacının müteselsil kefil olduğunu, şlemler aşamasında alacaklısı ... adına düzenlenmiş ve borçlusu davacı müvekkil olan senedin alındığını, davacının davalı bankaya 2013 yılında olduğu kefillikten kaynaklı bir borcunun olmadığını ileri sürmüş, davalı yan ise; bononun illeten mücerret olduğunu, bu bononun kefaletle ilişkisi olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, yerel mahkemece işbu davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafından ise bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı.
01/02/2013 tarihinde dava dışı ...'ın asıl borçlu olduğu, davacı ...'ın 80.000,00.TL limitli olmak üzere müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi imzalandığı, 03.07.2020 tarihinde başlatılan icra takibi ile ilgili olarak davalının icra takip tarihi itibari ile dava dilekçesinde icra takibi yapılan senedin o dönemde kullandırılan kredilere bağlı teminat senedi olduğu, 01/12/2015 tarihinde dava dışı ... ile yeni kredi sözleşmesinin yapıldığı ancak davacının bu sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı,
bu durumun sözleşmedeki önceki kredi borçları yönünden borcu sona erdiren nedenlerden olarak kabul edilmesi gerektiği, senetle ilgili doğan borcun davalı tarafından mahiyetinin açıklanamadığı, dava konusu bononun davacının sonlandırılmış kefalet sözleşmesine dayanak kredi borcundan ötürü teminat olarak alındığına dair mahkemece isabetli şekilde değerlendirilme yapıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/382, K. 2025/319, 21 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama