KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2024
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/662 - 2024/801
- Dosya no
- 2024/662
- Karar no
- 2024/801
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/07/2023
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... ... -TCK NO:
- Vekili
- Av...
- Davalı
- ... BANKASI A.Ş.
- Vekilleri
- Av...
Karar Metni
1.215 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Av...
DAVANIN KONUSU
Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
YAZIM TARİHİ : 14/05/2024
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedarı olduğu ... Mutfak Gıda Mad. Paz. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki 125.000,00.TL sermaye karşılığı 2500 adet payını hukuki ve mali yükümlülüklerini ... ...'e devrettiğini, 24/01/2018 tarihli Genel Kurul kararında ortaklar kurulunca devre yönelik karar verildiğini, ...
1. Noterlik Makamı'nca hisse devrinin belgelendiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde bu durumun ilan edildiğini, tüm bu devir işleri neticesinde şirket ile bağlantısının kesildiğini, söz konusu borcun şirketin ortağı olduğu dönemlerde şirket ana sözleşmesi gereğince şirketin çektiği kredilerde ortakların kefil olarak gösterildiği borçlar olduğunu, davalı banka tarafından müvekkilinin icra tehditi altında olduğunu bu nedenlerle müvekkili aleyhine icra takibine başlanılmaması için İİK 72/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile 05/12/2016 tarihinde 300.000,00.TL limitli ve 26/04/2017 tarihinde 410.000,00.TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatı bulunduğunu, noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki payını devrederek ortaklıktan ayrıldığını, bu sebeple şirketin kullanacağı kredilerde kefil olarak sorumlu olmaması gerektiğinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, genel kredi ve teminat sözleşmesi ile Adana Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davanın reddi gerektiğini, davacının menfi tespit açmakta hukuki yararının bulunmadığını,
davacının icra tehdidi altında bulunmadığını ayrıca müteselsil kefaletinin hukuken geçerli olduğunu, davacının pay devrinden önce akdedilmiş genel kredi ve teminat sözleşmesinden doğan sorumluluğunun devam ettiğini, aksi yönündeki iddialarının kabul edilemez olduğunu, davacının kefalet sözleşmeleri tahtında çek risklerinin devam ettiğini, GKTS tahtında verilen business karttan kefaleten sorumluluğunun devam ettiğini, bu nedenlerle davanın ilk olarak usulden reddini, aksi halde hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; bir şirketteki hisselerin devredilmiş olmasının kefaleti sona erdiren bir durum olmadığı, davacı ... ...'in kefil sıfatıyla imzası bulunan 13.05.2014, 29.04.2016, 05.12.2016 ve 25.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış olan krediler sebebiyle borçlu olmaya devam edeceği ancak kefaleti olmayan 20.06.2018 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler sebebiyle sorumlu olmayacağı, davacı ... ...'in kefil sıfatıyla imzası bulunan 13.05.2014, 29.04.2016,
05.12.2016 ve 25.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış kredi borçlarının ödenmiş olduğunun tespit edildiği, 07.02.2019 tarihinde kullandırılan kredinin davacının kefaleti olmayan 20.06.2018 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullanıldığı, 07.12.2021 tarihli itibariyle kredi riskinin 35.809,30.TL olmakla birlikte davacının bu krediden dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olmayacağı, ... nolu 2.225,00.TL sorumluluk bedelli çekin sorumluluk süresinin 26.04.2021 tarihinde sona erdiği,
davalı bankanın sorumluluğu sona erdiğinden davacı kefilin de sorumlu tutulamayacağı, ticari kredi kartı için ayrı kredi sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşmelerde davacının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu sebeple ticari kredi kartı borcu sebebiyle de davacının kefil sıfatıyla sorumlu olmayacağı, dava tarihi itibariyle herhangi bir icra tehdidi altında olmayan davacının eldeki davaya açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkilini icra takibi yapmakla tehdit ettiğinden eldeki davanın açıldığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya ihtar göndermesine rağmen ihtara rağmen herhangi bir netice elde edemediğinden ticaret ile uğraşan davacının devamlı icra tehdidi altında kalmasının düşünülemeyeceğini, bu nedenle borcunun bulunup bulunmadığının tespiti içi dava açılması gerektiğini, kefaleti olmayan 20/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler sebebi ile sorumlu olmayacağını,
davacının kefil sıfatı ile imzası bulunan sözleşmelere istinaden kullandırılmış kredi borçlarının ödenmiş olduğunu, 07/02/2019 tarihinde kullandırılan kredinin davacının kefaleti olmayan sözleşmeye istinaden kullanıldığını, 07/12/2021 tarihi itibari ile kredi riskinin 35.809,30.TL olmakla birlikte davacının bu krediden dolayı kefil sıfatı ile sorumlu olmayacağını, 2.225,00.TL sorumluluk bedelli çekin sorumluluk süresinin 26/04/2021 tarihinde sona erdiğini, davalı bankanın sorumluluğunun sona erdiğinden müvekkilinin de sorumlu tutulamayacağını,
ticari kredi kartı sözleşmesi için ayrı kredi sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmelerde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığını, bu nedenle ticari kredi kartı borcu nedeni ile de davacının kefil sıfatı ile sorumlu olmayacağı şeklinde tespitte bulunulduğunu, davalı bankanın müvekkilini haksız yere icra takibi yapmakla tehdit ettiğinin de sübuta erdiğini, yasal hakkını kullanan davacının hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, müvekkilinin ... Mutfak Gıda ... Ltd. Şti.'nin ortağı iken şirketin davalı bankadan kullanmış olduğu kredilere kefil olduğunu, ancak şirketteki hak ve hisselerini 24/01/2018 tarihinde diğer ortak ... ...'e devrettiğini ve bu tarihten sonra kredi borçlarından sorumlu olmadığını, ancak davalı banka tarafından müvekkili hakkında icra takibi başlatılacağının bildirildiğini belirterek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Bilindiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı olup, dava açarken davacı yanın dava açmakta hukuki yararı bulunması gerekmektedir. Dava şartları kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, celp edilen banka kayıtları ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklı dava dışı şirketin davalı bankaya her hangi bir borcunun bulunmadığı, bankanın şirkete vermiş olduğu çek yaprağından kaynaklı sorumluluğunun da sona erdiği,
davacının kefaleti bulunmayan 20/06/2018 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan krediden de sorumlu tutulamayacağı, ancak bütün bu kredi sözleşmelerinden dolayı davalı banka tarafından davacıya tebliğ edilen her hangi bir hesap kat ihtarı ya da davacı aleyhine girişilen bir icra takibi bulunmadığı, bu haliyle davacının iş bu davayı açmakta kanunen korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/662, K. 2024/801, 14 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama