KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2024
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/80 - 2024/325
- Dosya no
- 2024/80
- Karar no
- 2024/325
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- ... Esas
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av....
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 04/03/2024
- Yazım tarihi
- 04/03/2024
Karar Metni
1.610 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, ... Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin satışını yaptığı ve sevkiyatını gerçekleştirdiği malların karşılığı olarak borçlu firmaya 8 adet e-fatura ve 8 adet e-irsaliye düzenlediğini, söz konusu ürünlerin sevkiyatının gerçekleştiğini, bu konuda gümrük beyannameleri düzenlendiğini, faturalarda belirtilen ürünlerin satış, sevkiyat, teslimleri gerçekleşmesine ve vade tarihleri geçmesine rağmen fatura bedellerinin tahsil edilemediğini, bu kapsamda bakiye 42.665,11 USD asıl alacak ve 3.044,64 USD faiz alacağının mevcut olduğunu, söz konusu alacak ile ilgili olarak ....
İcra Dairesi'nde ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından 23.03.2023 tarihinde yapılan itiraz neticesinde icra takibinin durdurulduğunu, borçlu tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu, karşı tarafın alacağının bulunduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, söz konusu alacağın rehinle veya başkaca bir şekilde teminat altına alınmadığını, ihtiyati haciz isteme mecburiyeti doğduğunu, borçlunun mal kaçırma riskinin mevcut olduğunu, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimaline karşın,
alacağın sürüncemede kalmaması ve yapılan icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkeme'nin 09/06/2023 tarihli ara kararıyla; "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin dava değeri göz önüne alınarak takdiren % 15 oranında teminat karşılığı kabulü ile İİK.’nın 257. ve devamı maddeleri gereğince davalının dava değeri olan 912.755,14.TL borca yetecek orandaki taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE," karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin itiraz dilekçesinde özetle.
Davacının kesin olarak alacağının bulunup bulunmadığının yargılama aşamasında belli olacağını, ihtiyati haciz talep etmek için yaklaşık ispat kurallarının yeterli olduğunu, mevcut durumda alacağın var olup olmadığı, varsa miktarının yargılama aşamasında belirlenebileceğini, celp edilen faturalar, serbest bölge işlem formları ve CMR belgeleri nazara alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı gerekçesiyle 09.06.2023 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, davacının talebinin açıklığa kavuşmasının yargılamayı gerektirdiği,
"... ", "... ", "... " isimli markaların müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, söz konusu markalar ile ... de sürekli olarak üretim yapan, ticari hacmi geniş kurumsal bir firma olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin mal kaçırma gibi bir eyleminin bulunmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kural olarak vadesi gelmiş bir alacak bulunmadığını, alacağa ilişkin ve ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin bulunmadığını, borçlunun mal kaçırma ihtimali olması gerektiğini, dosya kapsamı incelendiğinde, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını,
ihtiyati tedbir kararının içeriğinde dava konusunun trafik kazası olduğundan bahsedildiğini, müvekkili haksız fiil faili olarak belirtmiş ve müvekkilinin temerrüte düştüğünün belirtildiğini, dava konusunun trafik kazası olmadığını, davacı tarafından müvekkile satılan ve bir çoğu gizli ayıplı çıkan ve ayıplı olmayan ürünlerinde bedelinin ödendiği ürünlere ilişkin olarak düzenlenen fatura bedellerinin tahsili istemi olduğunu, bu husus ihtiyati tedbir kararının ne kadar özensiz hazırlandığını gösterdiğini, müvekkili şirketin defterleri incelenmeden haksız ve hukuka aykırı olarak ihtiyati haciz kararı verildiğini,
müvekkili ile davacı arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacı tarafından müvekkili adına düzenlenen ve ayıplı olmayan fatura muhteviyatı eşyalara ilişkin olarak müvekkili tarafından 10.000,00-USD ödeme yapıldığını, muhteviyatı eşyaların tamamının gizli ayıp olarak nitelendirilecek bir şekilde müvekkiline teslim edildiğini, kolilemesi yapılıp sevke hazır hale getirilen ürünler kalite kontrol ekibi tarafından kontrol edildiğinde paketlerin kendi yerinde patladığını, paketlerin havalarının indiğini, bundan dolayı hem kalite kontrol ekibi hem de üretimde görevli çalışanlar tarafından sevke hazır olan 600’ün üstündeki koliler,
tekrardan teker teker açılıp kontrol edildiğini ve toplamda 362 adet kolinin içindeki torbaların patladığının tespit edildiğini, söz konusu kolilerde hem torbalar patlamış hem ürün zaiyatı yaşandığını, müvekkili tarafından davacı şirkete mail gönderilerek ayıp ihbarında ve davacı tarafından talep edilen fatura bedellerine itirazda bulunulduğunu, ayıplı malın ifa olarak sunulması halinde alıcı satılanın ayıplı olduğunu fark ederse, satılan şeyi ifa olarak kabul etmekten kaçınabileceğini, böyle bir durumda alıcı,
ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması aşamasına geçilmeden satıcıyı borcun ifa edilmemesine ilişkin genel hükümler uyarınca sorumlu tutulabileceğini, alıcı bu halde alacaklı temerrüdüne düşmeyeceğini, davacı tarafından müvekkili adına düzenlenen ve ayıplı olmayan fatura muhteviyatı eşyalara ilişkin olarak müvekkili tarafından 10.000,00-USD ödeme yapıldığını, ancak davacı kötüniyetli olarak, ödemesi yapılmış olan fatura bedellerini ve ayrıca ayıplı olan ve edimini yerine getirmemiş olduğu fatura muhteviyatı eşyaların bedelini talep ettiğini bu nedenle ....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.06.2023 tarihli ihtiyati hacze ilişkin ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesinin kararında özetle; ihtiyati haciz kabul kararının 09.06.2023 tarihinde verildiği, davalı tarafça sunulan 22.06.2023 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde icra takibine ve davaya konu faturalara ilişkin ürünlerin tamamının gizli ayıplı olarak teslim edildiği, mail yoluyla ayıp ihbarında bulunulduğu, bu hususa ilişkin ... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını, mallardaki ayıp iddiasına dayalı alacağın varlığı ve kusurun kimden kaynaklandığı hususlarının yargılamayı gerektirdiğinden yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; ihtiyati haciz kararına karşı süresi içerisinde yapılmış bir itirazın mevcut olmadığını, davalı tarafın ihtiyati haciz kararına karşı itiraz yoluna başvurmaksızın kararı istinaf ettiğini, ilk derece mahkemesi bu hususu gözetmeksizin dilekçe red kararı vermek yerine dosyayı istinaf mahkemesine gönderdiğini, karşı tarafça usulüne uygun bir şekilde itiraz yoluna başvurulmadığını, bir an için itiraz yasa yoluna başvurulduğu kabul edilecek olsa dahi süresi içerisinde yapılmış bir itirazdan bahsetmenin mümkün olmadığını,
ihtiyati haciz işlemi borçlunun huzurunda yapılması halinde bu tarihten itibaren 7 Gün içerisinde itiraz yoluna başvurulması gerektiğini, ihtiyati haciz işleminin davalıya ait iş yerinde 03.07.2023 tarihinde davalı şirketin yetkilisi olan ... huzurunda gerçekleştiğini, bu tarih itibariyle itiraz süresi başlamış olup 10.07.2023 tarihi itibariyle süre sonlandığını, bu süre içerisinde karşı tarafça itiraz yoluna başvurulduğunu, dolaysıyla ihtiyati haciz işleminin kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu husus gözetilmeksizin karar verildiğini, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını,
karşı tarafın ayıp iddiasında bulunmuş olmasının bu koşulun sağlanmadığını göstermeyeceğini, malların tesliminin üzerinden 1 yıla yakın bir süre geçtiğini, ayıp iddiası, icra takibine ve itirazın iptali davasına konu ürünlerin tamamını kapsadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından bu hususun gözetilmediğini, Müvekkili ve karşı taraf arasında mevcut ticari ilişki kapsamında 10 adet fatura kapsamında toplam: 52.665,11 USD tutarında ürün satışı işlemi gerçekleştiğini,
müvekkilinin toplam asıl alacağının 52.665,11 USD iken karşı tarafça farklı tarihlerde ve icra takibi öncesinde 5.000 USD ve 5.000 USD tutarlarında iki adet ödeme gerçekleştirildiğini ve bu ödemeler toplam alacaktan TBK M. 101 hükümlerine uygun olarak düşülmüş ve kalan meblağ icra takibine konu edildiğini, yapılan ödemelerin icra takibine konu edilen satış tutarları ile bir alakası olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibarıyla itirazın iptali davası olup, istinaf konusu uyuşmazlık, davalı tarafından talep edilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin kabulüne ilişkin verilen ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verildiği ve işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
İhtiyati haciz müessesesi 2004 sayılı İİK'nin 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup kanunun 257. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgâhının bulunmaması veya taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş borçtan dolayı da ihtiyatî haciz istenebileceği",
kanunun 258. maddesinde "Alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının kanun yoluna başvurabileceği," hükmüne yer verilmiş, kanunun 265.maddesinde ise ihtiyati haciz kararına karşı itiraz ve kanun yollarına başvuru düzenlenmiştir.
Somut olayda; mahkemece celp edilen faturalar, serbest bölge işlem formları ve CMR belgeleri nazara alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlandığından bahisle davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne 09.06.2023 tarihinde karar verildiği, ancak ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ihtiyati haciz talep eden alacaklının rehinle temin edilmemiş muaccel alacağının varlığını kesin olmasa da mahkemede kanaat oluşturacak ölçüde yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle ihtiyati haciz talep edenin karşı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği,
davacı tarafın iddiası ve dayandıkları deliller dikkate alındığında ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin kararının yerinde olduğu, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından HMK'nın 353/1-b-1 md. gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan e-imzalıdır. Üye e-imzalıdır. Üye e-imzalıdır. Katip e-imzalıdır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/80, K. 2024/325, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama