KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2026
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2026/142 - 2026/384
- Dosya no
- 2026/142
- Karar no
- 2026/384
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/11/2025
- Numarası
- 2025/1310 Esas, (Ara Karar
- Davacılar
- 1-..
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... TAŞIMACILIK DENİZCİLİK ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekilleri
- Av.
- Davanın konusu
- Anonim Şirket Feshi, Yönetici Azli, Ortaklıktan Çıkma
- İstinaf kararının karar tarihi
- 24/02/2026
- Yazım tarihi
- 24/02/2026
Karar Metni
1.261 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarihli ve 2025/1310 esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, anonim şirketin feshi, yönetici azli ve ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir.
İstinafa konu uyuşmazlık ise ilk derece mahkemesince davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde, davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması, işbu talepleri kabul görmez ise davalı şirketin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, Mahkemece verilen 20/11/2025 tarihli ara karar ile işbu ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK' nun 530/2. maddesinde ''Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir'' hükmü yer almaktadır. Ancak, TTK'nun 636 ve 638. maddelerinde, limited şirketler yönünden özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği halde, TTK'nun 530 ve 531. maddelerine dayanan anonim şirketin feshi davaları yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, geçici hukuki koruma talepleri hakkında, genel hüküm olan HMK'nun 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekmektedir.
1-Davalı şirkete denetim kayyımı atanması talebi yönünden yapılan incelemede;
Yapılan incelemede, davacının, davalı şirkette organ eksikliği bulunduğu iddiasının bulunmadığı, davalı şirketin yönetim ve denetim kurullarının görevlerinin devam ettiğinin anlaşıldığı, aslolanın şirketin yetkili organları marifetiyle yönetilmesi ve denetlenmesi olduğu, davacının varsa 6102 sayılı TTK'nın 438 vd. maddelerinde belirtilen yasal koşullara uyarak özel denetçi atanması talep edebileceği, somut olayda böyle bir talebin olmadığı, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde yasal koşulların oluşmadığı,
bu sebeple ilk derece mahkemesince denetim ve onay kayyımı atanması talebinin reddi ile ilgili ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararının bu kısmına ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2-Davalı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulması talebi yönünden yapılan incelemede;
6102 sayılı TTK’nun 638/2. maddesi “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir” hükmünü haizdir. Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır.
Bu nedenle, çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Diğer yandan anılan madde ile çıkma davası açmış bir kişinin, yargılama süresince ortaklık haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekle yükümlü olmasının konumuna uygun düşmeyeceği dikkate alınarak, mahkemeye bazı tedbirleri alma yetkisi verilmiştir.
Bu çerçevede, mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.(bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/02/2015 Tarih ve 2014/15047 Esas 2015/1168 Karar sayılı kararı)
Davacı taraf, davalı şirketin feshi talebinin reddi halinde, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak davacının davalı şirket pay sahipliğinden yine davalı şirketçe paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesi suretiyle iktisap edilmesi mukabilinde çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu talep yönünden 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi delaletiyle kıyasen 6102 sayılı TTK’nun 638/2. maddesinin uygulanması mümkün bulunmaktadır.
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Değinilen madde kapsamında, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” genel tanımına yer verilmiş olup, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi delaletiyle kıyasen 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi kapsam itibari ile 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirden daha kapsamlı ve ihtiyati tedbir ile ilgili özel bir düzenleme niteliği taşımaktadır.
Bu düzenlemeye göre mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğinin belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olmayan taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklar ile ilgili ihtiyati tedbir kararı da koşulları olduğu takdirde verilebilmektedir.
Başka bir deyişle ihtiyati tedbir konusunun uyuşmazlık konusu olması şartı da gerekli değildir. Bu düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinin istisnalarından bir tanesidir.
Somut olayda; çıkma payı alacağı ile ilgili davanın davacı lehine sonuçlanması durumunda davalı şirkete ait taşınmaz ve araçların elden çıkarılması durumunda alınacak ilamın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı ve davacının alacağı tahsil edememe durumunun ortaya çıkacağı, 6100 sayılı HMK 390/3 maddesi gereğince davacı tarafından bu taleple ilgili davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delillerin dosyaya sunulduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ancak kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesinin davalı şirket adına kayıtlı tüm gayrimenkul ve vasıtalar üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulması talebinin reddine ilişkin 20/11/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, Dairemizce UYAP sisteminden yapılan kontrolde davalı şirket adına kayıklı olduğu tespit edilen ve aşağıdaki kararda belirtilen taşınmazlar üzerine, teminat mukabili, üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/142, K. 2026/384, 24 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama