KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Vekilleri
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/1908 KARAR NO:2024/1761
- Esas no
- 2024/1908
- Karar no
- 2024/1761
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/09/2024
- Numarası
- 2023/685 Esas 2024/614 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Talep
- Yargı Yerinin Belirlenmesi
Karar Metni
670 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada Gölbaşı (Ankara) Sulh Hukuk ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Gölbaşı (Ankara) Sulh Hukuk Mahkemesince; sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ise; uyuşmazlığın mutlak yada nispi ticari dava olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
17.01.1972 t. ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44'üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği;
tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E./9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."
Somut olayda; davacı vekili, davaya konu hasarın gerçekleştiği işyerinin müvekkili şirket nezdinde 8801600008588 sayılı ''Süper Kobim Paket Sigorta Poliçesi'' ile ... Turizm San. Tic. Ltd. Şti. adına sigortalı olduğunu, 09.05.2016 tarihinde binaya ait ana giderinin tıkanması sonucu sızan sular neticesinde maddi hasar meydana gelmiş olduğunu, davalının maliki olduğu işyerine ait tesisattan bir başka daireye su sızması eylemi ile zarar verilmesi durumunda, kullanıma ilişkin kusur sorumluluğu nedeniyle uğranılan zararlardan zarar veren haksız fiil sorumluluğuna göre sorumlu olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamından, davacı ... şirketinin sigortalısının tacir olduğu, davacı tarafça konusu taşınmazın ... parselde olduğunun bildirildiği, ... parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olmasına rağmen bu taşınmazda bağımsız bölüm bulunmadığı gibi taşınmazın müstakil bina olduğu, davalının tacir olmadığı, sigortalının halefi olan davacı ... şirketinin davalının kusuru nedeniyle oluşan zararın rücuen tahsilini talep ettiği, uyuşmazlığın mutlak yada nispi ticari dava niteliğinde bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar görev uyuşmazlığı Sulh Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında çıkmış ise de, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, 6100 sayılı HMK'nın 22/2. maddesinde görev ya da yetki uyuşmazlığı halinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “görevli veya yetkili” mahkemenin belirleneceği açıklandığından, uyuşmazlığın Gölbaşı (Ankara) Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1908, K. 2024/1761, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama