KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1410
- Karar No
- 2023/1260
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2023
- Esas no
- 2021/1409
- Karar no
- 2023/1356
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2021
- Numarası
- 2020/83 E. - 2021/181 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2021 tarih ve 2020/83 E. - 2021/181 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin özellikle çay ürünlerinde faaliyetlerinin bulunduğunu, bu faaliyetlerini “...” markası altında gerçekleştirdiğini, markalarının 1980’li yıllardan beri WIPO nezdinde çok sayıda ülkede tescilli olduğu, yine davalı kurum nezdinde de 158071, 197483, 2008/08328 ve 2017/29768 sayıları ile tescillerinin bulunduğunu, davalının 2019/35117 başvuru numaralı ve "..." ibareli markanın 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için davalı ... başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini,
oysa başvurunun müvekkilinin markalarına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın “...” veya “... ...” şeklinde telaffuz edileceğini, “..." - "...” ibarelerinin Arap dilinde kelime ön eki olarak kullanıldığını, bu nedenle bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markaların fonetik olarak benzer ya da aynı olduklarını, davalının kötü niyetli olduğunu, Suriye vatandaşı olan davalı şirket kurucularının müvekkili markalarının tanınmışlığını bildiğini ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-559 sayılı kararının iptaline ve 2019/35117 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, Arapça’nın Türkçe ya da Latince gibi bir dil olmadığını, sadece kelime ve harfler ile kombine edilmiş isimlerin benzer görülmüş olsa dahi harfler ve kelime üstüne gelen şekiller ile isim ve anlam değişikliklerinin oluşabildiğini, dolayısıyla ortalama tüketici algısının bu noktada tamamen farklılaştığını, davacının iddialarının aksine taraf markalarının Arapça dilinde dahi benzemediklerini, müvekkili markasının Türkçe karşılığının “BAHAR” anlamı taşıdığını, davacının markasının ise bir insan ismi olduğunu, markaların birbirleri ile karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacı tarafın "...+şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğini ve SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiaları ile başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, daha önce davalı kurum tarafından Arapça ibare barındıran başvuruların benzer görülerek reddedildiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, Arapça ibare şekil olarak kabul edilerek alınan kararların adil olmadığını, marka sahibinin dilinin dezavantaj olarak gündeme geldiğini, davalı şirket kurucularının müvekkili markasının Ortadoğu'daki tanınmışlığından haberdar olduklarını, raporun hükme esas alınamayacağını, Arapça dilinde uzman bir kişiden rapor alınması gerektiğini, taraf markalarının fonetik açıdan aynı/benzer olduklarını, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin zarar göreceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira taraf markalarını oluşturan ibarelerin hem Latince hem de Arapça harfler ile yazıldığı,
başvuruyu oluşturan "..." ibaresinin görsel ve harf dizilimi olarak itiraza mesnet "..." ibareli markadan uzaklaştığı, Arapça alfabesindeki yazımın ise bu dilin okunuşuna aşina olmayan ortalama tüketici kitlesi tarafından şekil markası gibi algılanacağı, markalar arasında bu yönden de görsel benzerlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/11/2023
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1410, K. 2023/1260, 19 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama