KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2024
- Esas-Karar No
- 2021/1942 - 2024/178
- Esas no
- 2021/1942
- Karar no
- 2024/178
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/06/2021
- Numarası
- 2020/130 E. - 2021/255 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Karar Metni
1.039 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2020/130 E. - 2021/255 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şahıs ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1992 yılından bu yana süpermarket ve hipermarketlerde yapılan perakende ticaret faaliyeti ile iştigal ettiğini, “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın "... ..." ibaresinin 25 ve 35. sınıflarda marka olarak tescili için yaptığı başvuruya itiraz ettiğini, itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının benzer olduğunu, markaların aynı seriden algılanacağını, davaya konu marka başvurusunun tescili halinde müvekkiline ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-1185 sayılı kararının iptaline ve davaya konu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın "..." ibaresinin sahibi gibi hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler ile davacıya ait itiraza mesnet 99/01064, 2011/93850, 2009/30731, 2010/46486, 2007/54015, 2013/98005, 2014/75161, 2014/71536, 2012/05935, 2017/05183 ve 2006/41398 sayılı markaların kapsamında yer alan hizmetler arasında aynılık ya da benzerlik ilişkisi bulunduğu, davacı markalarında yer alan "..." esas unsurlu markaların davaya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği güçlü bir ibare olmadığı,
zira "..." kelimesinin "mutlu" anlamına gelen İngilizce bir kelime olup, anlamının ülkemiz ortalama tüketicisi tarafından yaygın olarak bilinen, çeşitli sektörlerde yaygın kullanılan bir ibare olduğu, zayıf işaretleri barındıran markalar üzerinde yapılan ufak çaplı değişikliklerle iltibas tehlikesinin bertaraf edilebileceği, ancak bu durumun her hal ve şartta zayıf karakterli markaların koruma görmeyeceği anlamına da gelmediği,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.09.2012 tarih ve 2010/15117 E.- 2012/14012 K. sayılı kararında belirtildiği üzere tescilli olduğu sürece, zayıf karakterli markaların da hukuken koruma altında olduğunun kabul edilmesi gerektiği, somut olayda davacının müstakil "..." ibareli markalarının da bulunduğu, dava konusu markanın ise "... ..." ibaresinden oluştuğu, markada bulunan "..." kelimesinin "küçük, genç" gibi anlamlara karşılık gerdiği, ülkemizde bu kelimenin anlamının bilindiği ve özellikle tekstil sektöründe yaygın kullanıma konu olduğu,
başka bir deyişle, bu kelimenin özellikle davaya konu marka başvurusunun tescil sınıfları olan “kıyafet” emtialarında “çocuk kıyafeti”ni karşılar şekilde tasviri nitelikte sıklıkla kullanılagelen bir ibare olduğu, "..." kelimesinin ayırt ediciliğinin bu derece düşük bir ibare olmasından kaynaklı olarak,
dava konusu markada yer alan "..." ibaresini markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda bırakan bir kelime olduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle dava konusu markada yer alan "..." ibaresinden kaynaklı olarak dava konusu bu marka ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
bu hale göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "... ..." markasını davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu markayı davacıya ait markaların serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği,
bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı vekili tarafından dava aşamasında ibraz edilen, ancak marka işlem dosyasında bulunmayan delillerle “...” ibaresinin 35. sınıf bakımından davacı adına belirli bir bilinirliğe ulaştığı kanaatine varılmışsa da, eldeki davanın salt YİDK kararının iptali davası olup, marka işlem dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerle sınırlı olarak bu kararın denetiminin yapılması gerektiği, davacı markalarının tanınmışlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile.
2020-M-1185 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, müvekkilinin iyiniyet kuralları çerçevesinde hareket ederek "... ..." ibaresini kendi adına tescil ettirerek faaliyette bulunduğunu, davacının itirazlarının davalı Kurum tarafından iki kez reddedildiğini, traf markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda markanın başında esas unsur olarak aynen yer aldığı, markalar arasında "..." ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklı yüksek seviyede benzerlik bulunduğu, her ne kadar başvuruda bu ibareye "..." ibaresi eklenmiş ise de, söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu,
bu durum davaya konu ibareyi farklılaştırmaya yetmediği gibi davalı markasında davacı markalarından uzaklaşmasını sağlayacak başkaca bir unsurun da yer almadığı, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, bu hale göre taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, anlaşılmakla, davalı şahıs ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1942, K. 2024/178, 26 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama