KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Vekilleri
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1052 - 2024/1211
- Esas no
- 2022/1052
- Karar no
- 2024/1211
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 07/11/2019
- Numarası
- 2019/97 E. - 2019/493 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/11/2019 tarih ve 2019/97 Esas - 2019/493 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını, müvekkili şirketin "..." ve türevi markaları üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ileri sürerek, YİDK'ın 2018-M-11548 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece başvuru kapsamındaki 43.sınıftaki hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığı ancak tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, başvurunun esas unsurunun bir bütün olarak “...” ibareleri olduğu, davacının markalarındaki gibi "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, dava konusu başvurunun ad-soyad olarak algılanacağı, başvuru markasının genel görünümü ve bütünüyle bıraktığı izlenimin de davacı markalarından oldukça farklı bulunduğu, ayrıca günlük hayatta ve ticaret alanında "..." ibaresinin orijinal-fantezi bir ibare olmadığı, herkesin kullanabileceği, zayıf nitelikte bir marka olduğu,
tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan şartlar gerçekleşmediği gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait "..." unsurlu markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının esas ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığını, "... " ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, tanınmış olan müvekkili markasının mal ve hizmet sınıfı gözetilmeden korunmasının gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davalı Şirketin başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, başvurunun isim-soyisim olarak, davacının itirazına mesnet markalarından tamamen farklı bir algı yarattığı, başvuruda, başvuruyu davacı markalarına yakınlaştıracak başkaca bir unsurun da bulunmadığı,
öte yandan dosya kapsamı itibariyle SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluştuğunun ve dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1052, K. 2024/1211, 28 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama