KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/1095
- Karar no
- 2024/1243
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/01/2022
- Numarası
- 2019/252 E. - 2022/10 K.
- Davacı
- .
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
969 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2022 tarih ve 2019/252 E. - 2022/10 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardır 04, 07, 09, 12, 17, 35. sınıflarda 2012/86840, 2003/05762, 1983/076299, 2014/80572, 2008/24469 sayılı "..." esas unsurlu markalarıyla kauçuk imalatçısı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının ''...'' ibareli markası için 2018/68686 sayılı başvurusuyla tescil talebinde bulunduğunu, söz konusu başvuruya itirazlarının, YİDK'nın 2019-M-3600 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketici nezdinde markalar arasında organik bağ bulunduğu izlenimini uyandırabileceğini,
her iki markada da ''...'' ibaresinin asli unsur olduğunu, davalının başvurusunun kötüniyetli bulunduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine İstanbul 1. FSHHM’nin 2017/378 E. sayılı dosyasıyla marka tecavüzü davasının açıldığını, davanın reddedildiğini, söz konusu kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin benzer şekillerde tescil edilmiş çok sayıda markasının bulunduğunu, markadaki “...” ibaresinin "ağır iş/görev" anlamına gelen “heavy duty” kelimelerin kısaltması olduğunu, “...” harflerinin davacı markalarını hatırlatmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, tarafların uyuşmazlık konusu emtia grupları bakımından neredeyse tamamının otomotiv sektörüne ilişkin parçalar olduğu, SMK'nın 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davalının ''...'' şeklindeki başvurusunda “...” ibaresinin, dava konusu markanın ayırt edici ve esaslı unsuru olduğu, her iki markanın da esaslı unsurlarının aynı bulunduğu, bu ibarenin uyuşmazlık konusu mallar bakımından ayırt edici olduğu, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu,
tüketici nezdinde karıştırıma ihtimalinin son derece yüksek olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2019-M-3600 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2018/68686 no'lu "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından dava konusu ''...'' markasının kullanımının kendi markasına tecavüz oluşturduğundan, tecavüzün varlığının tespiti ve bu tecavüzün önlenmesi ve bu konularda yargılama sırasında tedbir kararı verilmesi açısından müracaatta bulunulduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nce 2017/378 Esas numaralı dosyasıyla davacı tarafın tedbir talebinin reddedildiğini, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf aşamasında bulunduğunu, davaların konularının aynı markaların kullanımına ilişkin olduğunu,
söz konusu dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmadan karar verildiğini, marka logolarının renk ve tasarım yönünden tamamen farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalarının orta düzeydeki tüketici tarafından benzer olarak algılanmasının ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, söz konusu kararın “...” ibaresinin kullanımının davacının tekeline verilmesi anlamına geleceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve taraf markalarının kapsamlarındaki malların tamamının 1, 4, 6, 7, 9, 11, 12, 17. sınıfta yer alan otomotiv sektörüne ilişkin parçalar olduğu, her ne kadar taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin, yüksek çözünürlük ihtiva eden ekranlar için "High Definition" ibaresinin ve turizm işletmeleri için "Her şey dahil" ibaresinin kısaltması olarak,
tanımlayıcı şekilde kullanıldığı bazı sektörler mevcut ise de "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu mallar bakımından anılan anlamlara gelmediğinin açık olduğu gibi, benzer şekilde yaygın olarak bilinen, jenerik bir kullanımının da bulunmadığı, yine her ne kadar davalı şirket vekilince “...” ibaresinin, otomotiv sektöründe "ağır iş/görev" anlamına gelen “heavy duty” kelimelerinin kısaltması olduğu savunulmuşsa da ilk derece mahkemesince, aralarında makine mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda, ilgili tüketici nezdinde bu yönde bir algının olaşacağını gösterir şekilde dosyada bir delilin bulunmadığının bildirildiği,
dolayısıyla her iki taraf markasında da "..." ibaresinin asıl unsur olarak kullanıldığı, ayrıca davalı başvurusunda "..." ibaresi de asıl unsur olarak kullanılmışsa da, başvuruda "..." ibaresinin de asıl unsurlardan birisi olmasının iltibas tehlikesine yol açacağı, bu itibarla mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı,
her ne kadar davalı şirket vekilince İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nce 2017/378 Esas numaralı dosyasıyla taraf markalarının benzer olmadığına karar verildiği ve verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk dairesince doğru görüldüğü ileri sürülmüş ve anılan dosyanın sonucunun beklenmesi talep edilmiş ise de, işbu dava ile tarafları ve konusu farklı olan anılan davanın neticesinin beklenmesinin mümkün olmadığı gibi, anılan kararın bilirkişi incelemesi yapılmadan verildiğinden ve henüz kesinleşmediğinden,
mahkemece anılan kararın dikkate alınmamasında da bir isabetsizliğin görülmediği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1095, K. 2024/1243, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama