KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1116 - 2024/1254
- Esas no
- 2022/1116
- Karar no
- 2024/1254
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 24/06/2021
- Numarası
- 2019/200 E. - 2021/241 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/06/2021 tarih ve 2019/200 Esas - 2021/241 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2015/71156 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin “..." ibareli başvurusuna anılan markasına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini, davalı Şirketin bu karara itirazının ise dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek reddedilen mal ve hizmetlerin başvuruya iadesine karar verildiğini, oysa dava konusu başvurunun asli unsurunun müvekkilinin markasında olduğu "..." ibaresinden oluştuğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da bulunduğunu,
dava konusu başvurunun haksız rekabet oluşturduğunu ve kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2019-M-2503 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı, davacının markasının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuruda müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, anılan ibarenin dava konusu başvurunun başlangıç kısmında yer aldığını, bu durumun markalar arasında iltibasa neden olacağını, markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 koşullarının da bulunduğunu, kötü niyet iddiası hakkında mahkemece değerlendirme yapılmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek ,ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin "... ...+ şekil" ibareli marka tescil başvurusu ile davacının "..." ibareli itirazına mesnet markası arasında, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, zira İtalyanca'da güzel anlamına geldiği belirlenen "..." ibaresinin değişik sözcüklerle yaygın şekilde kullanıldığı,
bu nedenle dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresi ile dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğinin sağlandığının kabulü gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, emsal olabilecek nitelikteki, "..." markalarına ilişkin verdiği 2015/10978 Esas, 2016/5695 Karar ve 25/05/2016 Tarihli kararında da markalar arasında iltibas bulunmadığının belirlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça, dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı, davalı Kurum nezdindeki itirazında kötü niyet iddiasına dayanmadığından, işbu davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürmesi mümkün değilse de davadaki hükümsüzlük talebi yönünden bu iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.
Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf, dava konusu başvurunun müvekkiline ait tanınmış markası ile benzer olduğunu ve müvekkiline ait bu markası ile iltibas yaratmak amacıyla kötü niyetli yapıldığını ileri sürmüştür.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığından davacı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu marka tescil başvurusunun, kötü niyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Bu iddiadan başka dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil de sunulmadığı gözetildiğinde Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, hükümsüzlüğünün de bu nedenle gerekmeyeceği anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiası da yerinde bulunmamış, tüm bu açıklamalar karşısında, yukarıda açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1116, K. 2024/1254, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama