KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/1145
- Karar no
- 2024/1383
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/09/2021
- Numarası
- 2020/12 E. - 2021/302 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
941 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/09/2021 tarih ve 2020/12 E. - 2021/302 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2018/118577 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin adına tescilli 2014/111563 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının bu itirazı kısmen yerinde görerek,
bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarılmasına karar verdiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, "..." markasının, ... üyeleri, ... ve grup şirketleri çalışanları ve bunların birinci derece yakınlarına yönelik oluşturulmuş bir ... olduğunu, pek çok alanda hizmet vermek adına kurulduğunu, "www...com.tr" web sitelerinin bulunduğunu, müvekkilinin 100’ü aşkın tescilli markanın sahibi olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunun mahkemelerce kabul edildiğini, "..." ibaresinin,
davalı tarafından daha önce tescil edilmesi nedeniyle yanılgı doğabileceği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, anılan ibarenin ayırt edici olmadığını, zayıf karakterli olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, davalının halı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı markası ticari bir marka iken müvekkili markasının bir hizmet markası olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-9607 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli marka ile dava konusu marka arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, çünkü "..." ibaresinin, her iki markada da ortak olarak kullanıldığını, bu ibarenin ayırt ediciliğinin de bulunduğunu, başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verilen mal ve hizmetlerin, ret gerekçesi markanın kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, marka işaretleri arasında da biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurunun, redde mesnet markanın bir uzantısı, yeni bir versiyonu ya da serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, buna göre taraf markaları arasında çekişmeli sınıflar yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, "..." ibaresinin, ... üyeleri, ... ve grup şirketleri çalışanları ile bunların birinci derece yakınlarına yönelik oluşturulmuş bir platformun adı olduğunu, bu platformda, sağlık, eğitim, otomotiv, turizm, sigorta, finans ve daha bir çok alan olmak üzere ... ve grup şirketlerinin sunduğu hizmetler hakkında tek bir yerden bilgiye ulaşılabildiğini, söz konusu platformun kamuya açık olmayıp, yalnızca ... üyeleri, yakınları ve çalışanlarına yönelik olduğunu, davalı Şirketin ise halıcılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu,
bu ibarenin tanınmış marka olarak da kabul edildiğini, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." sözcüğünün, en basit haliyle "yüksek yer" anlamına geldiğini, "bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı" anlamıyla da günlük hayatta herkes tarafından kullanıldığını, bu nedenle söz konusu ibarenin tek başına ayırt edici niteliğinin olmadığını, davalı Şirketin halı sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğu gözetildiğinde, "..." markasının tescil edilmesi durumunda, müvekkilinin bu durumdan haksız yarar sağlayacağının, davalı Şirketin maddi zarara uğrayacağının,
davalı markasının itibarına telafisi mümkün olmayan zararlar verileceğinin söylenemeyeceğini, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, markaların farklı tüketicilere hitap ettiğini, müvekkili başvurusunun esas unsurunun sadece "..." ibaresi olmadığını, bir bütün olarak "..." ibaresinin değerlendirilmesi gerektiğini, başvuruda yer verilen ve tanınmış olan "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını, "..." ibaresinin tanınmışlığının mahkemece hiç incelenmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu,
zira redde mesnet markayı oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve bu ibarenin, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden ayırt edicilik taşıdığı, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, davacının unvanının kısaltması ve çatı markası olduğu, dolayısıyla bu ibarenin, başvurunun asli unsuru olarak değerlendirilemeyeceği, karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde, tarafların fiili faaliyet alanlarının değil, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin esas alınması gerektiği, dolayısıyla bu yöne ilişkin davacı istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı,
yine davacının "..." ibareli markalarının tanınmış bulunmalarının da işbu uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/09/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1145, K. 2024/1383, 13 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama