KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/1235
- Karar no
- 2024/1536
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/11/2020
- Numarası
- 2020/87 E. - 2020/338 K.
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
897 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/11/2020 tarih ve 2020/87 E. - 2020/338 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2018/116117 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini,
oysa dava konusu markanın müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, emtia benzerliğinin de bulunduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili markasının davalı kurum nezdinde T/02605 numarası ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, başvurunun seri marka izlenimi verdiğini, davalının başvuruyu “...” markasının tescilli olduğu sınıfta tescil ettirmek istemesinin kötü niyeti gösterdiğini ileri sürerek, YİDK'nın 2019-M-11156 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/116117 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki 30 ve 35. sınıftaki mallar ve hizmetlerin davacının itiraza mesnet markaları ile aynı/aynı tür/benzer oldukları; davalı markasının davalının ad-soyadından oluşan bir kelime markası olduğu, taraf markalarında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin soyadı olarak yaygın şekilde kullanıldığı, aynı zamanda bir hayvan ismi olduğu,
tek başına ayırt edici gücünün zayıf olması ve başvuru ile muteriz markalarının ilave kelime ve şekil unsurlarından dolayı görsel ve işitsel farklılıklar içermesi nedeniyle, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle bilirkişi raporunun aksi yönde karıştırılma ihtimali bulunmadığı; somut olay açısından davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından,
dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." çatı markasının tanınmış olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, "..." ibaresinin başvuruya ayırt edicilik katmadığını, müvekkilinin "..." gibi şahsa atıfta bulunan markalarının göz ardı edildiğini, başvurunun baskın tek unsuru "..." ibaresinin müvekkili markalarının da asli unsurunu oluşturduğunu, bu ibarenin 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tanımlayıcılığının bulunmadığını, başvurunun SMK'nın 6/5 ve 6/9. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı, ancak başvuru ibaresinin davalının ad ve soyadından oluştuğu, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
nitekim, "... ..." ibareli başka bir marka başvuruna ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.03.2021 tarih ve 2020/1790 E. - 2021/1960 K. sayılı kararında "başvuru markasının davalının ad ve soyadını içermesi nedeniyle taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi isabetli ise de, davacının aynı zamanda tanınmışlık vakıasına da dayandığı,
gerçeğe dayalı ad-soyad markalarının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ayırt ediciliği sağlayabilecek nitelikte olduğunun kabulünün, tanınmış markalara ilişkin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yazılı riskleri doğuracak olsa bile tescil edilebileceği anlamına gelmeyeceği" hususunun belirtildiği, somut uyuşmazlıkta başvuru konusu markanın emtia listesinde 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı,
içerisinde gıda mühendisi ve pazarlama uzmanı bilirkişilerin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen raporda davacı markasının "et ve et ürünleri" sektöründe tanınmış olduğunun ve SMK'nın 6/5. maddesinde koşulların oluşmasının mevcut olmadığının belirtildiği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin delil de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/10/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1235, K. 2024/1536, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama