KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1239 - 2024/1532
- Esas no
- 2022/1239
- Karar no
- 2024/1532
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2021
- Numarası
- 2020/360 E. - 2021/446 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.915 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/12/2021 tarih ve 2020/360 Esas - 2021/446 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın diğer davalı ... nezdindeki 2019/123236 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karar yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa taraf markalarının ayırt edilmeyecek derecede
benzer olduğunu, başvuru markasında yer alan "..." ibaresinin "pişmiş" anlamına geldiğini,
müvekkilinin markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin davaya konu olan markada aynen yer aldığını, başvuru markasında dikkat çeken
unsurun “...” ibaresi olduğunu, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, davalı markasının müvekkilinin markasının serisi olarak algılanacağını ve iltibasa sebebiyet vereceğini, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-7939 sayılı kararının iptaline ve
2019/123236 sayılı markanın 30. sınıfta yer alan tüm emtialar ile 35. sınıfta bulunan
29, 30 ve 32. sınıfa ait hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden
terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin "..." markası ve özel üretim ürünlerinin piyasada belirli bir bilinirliğe ulaştığını, davacı
tarafından "..." markasının kullanılmadığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal
olarak iltibas tehlikesi bulunmadığını, markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı Kurum nezdinde "..." ibareli
birçok marka başvurusu ve tescilinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının uzun yıllardır
kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği,
diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından veya hizmetinden satın almak veya yararlanmak isterken davalının "şekil+..." ibareli başvuru markalı malı veya hizmeti satın almak veya yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı,
taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, taraf markalarının genel izlenim bakımından iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin markaları benzer olarak algılayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2020-M-7939 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 21.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davalının başvurusu "..." ibaresinden meydana geldiği, markasal algı "..." ibaresi üzerinde toplandığından esas unsurunun bu ibare olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının ise "..." asıl unsurundan oluştuğu görülmektedir. Davalının başvuru markası okunuşu itibariyle davacının markasına oldukça benzemektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarih ve 2018/4202 E. - 2019/5804 K. sayılı kararında, "davalı tarafın marka başvurusunun "..." ibaresi ile çikolata sözcüğündeki "kolota" ibaresinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, bir başkası adına tescilli markayı birtakım tanımlayıcı ekler ilave edilerek, markaların ayırt edici kılınmasının mümkün olmadığı, "..." ibaresinin her iki tarafa ait markalarda da markanın asıl unsurları arasında yer almış olması nedeniyle örtüşen mal ve hizmet sınıfları yönünden karıştırma ihtimalini de içerecek şekilde benzer olduğunun kabulü gerektiği" hukuki gerçeğine işaret edilmiştir.
Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarih ve 2019/3833 E. - 2020/2305 K. sayılı kararında da "..." ibareli marka tescil başvurusu, davacının "..." esas unsurlu markaları ile benzer bulunmuştur. Somut olayda da davalının "..." esas unsurlu markası da "..." ibaresine, tanımlayıcı nitelikteki "..." ibaresinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğundan, markaya bir ayırt edicilik vasfı kazandırmamaktadır.
Taraf markaları arasında ibareler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi çerçevesinde görsel ve işitsel benzelik bulunmaktadır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2022 tarih ve 2021/1778 E. - 2022/6030 sayılı kararında da "..." ibaresi davacının "..." ibareli markalarıyla benzer görülmüştür. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır.
Emtia benzerliği değerlendirmesine gelince; dava konusu marka 30. sınıf mallarla, 35. sınıfın 01, 02, 03, 04. alt sınıfındaki hizmetler ve 35/05. alt sınıfta ise 30. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinde tescil edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları da 30. sınıf mallar ve/veya 35. sınıfın 01, 02, 03, 04 ve 05. alt sınıflarında tescillidir. Bu hale göre, YİDK kararının iptali talebi bakımından emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Ancak, her ne kadar, davacı vekili dava konusu markanın 30. sınıfta yer alan tüm emtialar ile 35. sınıfta bulunan
29, 30 ve 32. sınıfa ait hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş ise de, dava konusu başvurunun kapsamında 29 ve 32. sınıf malların perakendeciliği hizmeti bulunmadığından, bu durum karşısında, hükümsüzlük talepli dava yönünden emtia benzerliğinin kısmen gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, YİDK kararının iptali talepli dava yönünden davanın kabulüne, hükümsüzlük talepli davanın ise kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1239, K. 2024/1532, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama