KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/1493
- Karar no
- 2024/1628
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/12/2021
- Numarası
- 2021/9 E. - 2021/431 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü
Karar Metni
935 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/12/2021 tarih ve 2021/9 E. - 2021/431 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilin "..." markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, 1975 yılında Filipinler’de kurulan müvekkili şirketin
dünyanın en büyük fast food zincirlerinden biri olduğunu, "
..." markasını 1980’lerde piyasaya sunmaya başladığı, halen fast
food zincirinin en çok tercih edilen menü seçeneklerinden biri olduğunu, sosyal paylaşım platformları yoluyla markalarının Türkiye'de tanındığını ve çeşitli ülkelerde de tescil edildiğini,
davalının müvekkilinin markalarını bildiği halde kötü niyetli olarak dava konusu marka başvurusunda bulunduğunu, markada yer alan logodaki renklerin de müvekkili markasında kullanılan renkler olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nin 2020/M-9090 sayılı kararının iptaline ve 2019/23284 sayılı "...+şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "Şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli yurt dışı markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla beraber davacının Türkiye'de bu ibarede tescilli markası olmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı,
davacı tarafın "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında markasal şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullanıldığı ve bu şekilde kullanıma bağlı gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı,
(davacıya ait yurt dışı markasının tanınırlığı kanıtlanmadığı gibi bu markanın yurt içinde tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ), davacı tarafın "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hakkı iddiasının ve dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, markalarının Filipinler Marka Ofisi tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, Paris Sözleşmesi üyesi birçok ülkedeki tescilinin davalı başvurusundan çok öncelere dayandığını, Türkiye'de setkörel tanınmışlığı haiz ve birçok ülkede tescilli olduğundan markalarının Paris Sözleşmesi kapsamında korunmasının gerektiğini, dava konusu özgün, ayırt edici gücü yüksek,
davacının ticari faaliyetleri ile dünya çapında ayırt edici karakter kazanmış “...” ibaresinin davalı tarafından aynı renk kombinasyonu ile marka başvurusuna konu edilmesinin tesadüfi bir tercih olmadığını, işbu kötü niyetli başvurunun bütün sınıflar bakımından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının yurt dışında tescilli "..." ibareli markalarının bulunduğu anlaşılmakta ise de SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas değerlendirmesinde esas alınabilecek yurt içinde tescilli markasının bulunmadığı,
SMK'nın 6/3 maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, davacının önceye dayalı hak sahipliğini iddia edebilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, başvuru konusu işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal olarak kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması,
önceye dayalı kullanımların, marka başvurusuna karşı çıkılan tarafın kullanımlarından önce olmasının gerektiği, somut olayda dava konusu başvuru tarihinden önce, davacı tarafından SMK'nın 6/3 maddesi anlamında, yurt içinde yerelliği aşan ve söz konusu ibareye belli bir bilinirlik kazandıracak ölçüde markasal kullanımın ispat edilemediği, davacının markasının SMK'nın 6/4. ve 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlığını ispatlayamadığı, davacının ticaret unvanının çekirdek unsuru ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığından davacı şirket lehine 6769 sayılı SMK'nın 6/6.maddesi şartlarının oluşmadığı,
yurt dışında herhangi bir ülkede farklı kişiler adına tescilli bir markanın ülkemizde de bir başkası adına tesciline hukuki engel bulunmadığı, davacının yurt dışındaki tescilli markalarının, davalının marka başvuru tarihinden önce ülkemizde de ilgili sektörde tanınmışlığının ispat edilemediği ve tek başına, yurt dışında tescilli bir markanın, ülke içinde bir başkası adına tescil edilmek istenmesinin kötü niyetin varlığının kabulü için yeterli bulunmadığı, başkaca bir kötü niyet halinin varlığının da ispat edilemediği,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin benzer bir uyuşmazlığa ilişkin 30/09/2019 Tarih ve 2018/4604 E., 2019/5986 K. sayılı kararında da bu hususun vurgulandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1493, K. 2024/1628, 18 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama