KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1582 - 2024/1803
- Esas no
- 2022/1582
- Karar no
- 2024/1803
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/06/2022
- Numarası
- 2022/2 E. - 2022/175 K.
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.246 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2022 tarih ve 2022/2 E. - 2022/175 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilli ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, finans sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, daha önceden TÜRKPATENT nezdinde tescilli “...” esas unsurlu çok sayıda markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin 18/09/2020 tarihinde 2020/110567 sayılı “... ...” markası için başvuruda bulunduğunu ancak başvurunun SMK’nın 5/1 (b) ve (c) bentleri uyarınca reddedildiğini, TÜRKPATENT tarafından benimsenen YİDK uygulamasında aynı sektörde buna benzer ibarelerin tesciline izin verildiğini, ancak müvekkiline ait başvurunun reddedildiğini, bu marka tescillerinin, müvekkiline ait dava konusu marka üzerindeki hak sahipliğini de gösteren bir delil olduğunu,
müvekkiline ait markada bulunan üç kelime unsurunun, özünde birbiri ile anlam ilişkisi bulunmadığını, özgün bir şekilde bir araya getirildiğini, en az kelime unsuru kadar dikkat çekici ve özgün bir şekil unsurunun da bulunduğunu, müvekkiline ait “...” ibaresinin, reddedilen mal ve hizmetlerin hiçbirisi için sektörel teknik bir terim olmadığını, bir marka birden fazla unsur ihtiva ediyorsa, ayırt ediciliğin, bütünsel imajda aranması gerektiğini, ileri sürerek, 2021-M-9364 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu “... ...+şekil” ibareli marka, belirli bir kompozisyon ve fikri yaratım kapsamında şekillenmiş olup belirli bir seviyede markasal algı yarattığı, anılan sebeple SMK'nın 5/1-b maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı; çekişme konusu mal ve hizmetlerin geniş mal ve hizmet çeşitlerini içinde barındıran, en azından bir kısmı için tüketicilerin üzerinde uzun süre düşünüp araştırarak karar verdiği hizmetler olmadığı, tüketicilerin bilinç seviyesinin ortalama olduğunun kabul edildiği, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve ...
Finansman Şirketleri Kanunu’nda ayrıntıları düzenlenen, “faizsiz finansman” sözleşmeleri ile ... finansman şirketleri, “... finansman” sözleşmesi akdederek müşterilerden aldıkları “organizasyon ücreti” ile müşterilerin satın almak istedikleri gayrimenkul yahut araba için finansman sağladıkları, davaya konu markada bulunan “...” kelimesinin ise aynı alanda iştigal eden kimselerin ortak fikirlerini başkalarına iletmelerine imkân sağlayan birlikler/zeminler için her sektörde kullanıldığı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ve Türk Patent ve Marka Kurumuna ait internet sitelerinden alınan görseller ve mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, kanunda ve doktrinde “... finansman” olarak tanımlanan modelden türetilen “... finansman şirketi”, “... finansman sözleşmesi” vb. isimlerin, ilgili alanda hemen herkesçe kullanıldığı; yine kanunda geçen bu tanımlarda yer alan “...” ve “finans” kelimeleri kullanılarak türetilen dava konusu “... ...” ibaresinin, başvuru sınıfları arasında bulunan 36. sınıf: "Finansal ve parasal hizmetler.
Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” ile doğrudan ilişkili olduğu, ilgili sektörde pek çok firma tarafından kullanıldığının tespit edildiği; davaya konu markanın, sunulan hizmetin özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içerdiği, anılan hizmetler bakımından SMK’nın 5/1-c maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğu; davacının, önceki tarihli markalarının tescillerinin üzerinden 5 yıl geçmemiş olması, markanın esaslı unsuru korunarak türetilmiş markalar olamaması ve son olarak işbu davaya konu YİDK kararının, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-b ve 5/1-c maddelerine dayanması,
anılan maddeler bakımından “müktesep hak” kuramının uygulama imkânının bulunmaması karşısında davacının “müktesep hak” kuramından yararlanma şartlarının oluşmadığı; dava konusu “... ...” ibaresinin, davacı tarafından kullanım yolu ile ayırt edici hale getirildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmaması karşısında 6769 sayılı SMK’nın 5/2. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 2021-M-9364 sayılı kararının 09, 16, 41, 45. sınıflarda tüm emtialar yönünden, 36. Sınıf: “Sigorta hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ve "..." ibarelerini mahkemece reddedilen mal ve hizmetler üzerinde markasal anlamda ilk olarak kullanan öncelikli hak sahibi konumunda olduğunu, müvekkilinin bu ibareyi taşıyan 37 ayrı marka başvurusunun ilana çıktığını, müvekkili tarafından marka olarak kullanılan bu ibarelerin mevzuatta sektörel isim olarak tanımlanmasında müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, başvuruya konu işaretin tanımlayıcı olup olmadığı araştırılırken işaretin ihtiva ettiği tüm unsurların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
yapılan değerlendirmede bu ilkenin dikkate alınmadığını, oysa, dava konusu işaretin sadece kelime unsurlarından müteşekkil olmayıp ihtiva ettiği tüm unsurlarla birlikte bir bütün olarak son derece güçlü bir marka imajına sahip olduğunu, müvekkilinin düz bir yazıdan ibaret olan "..." markasının aynı mal ve hizmetlerde tescil edilebilir görüldüğünü, davalı kurum kararları arasında çelişki oluştuğunu, müvekkilinin fiyat açısından düşük ve gündelik ihtiyaçlara yönelik hizmetleri değil, tüketici açısından yüklü miktarları gündeme getiren nadir ihtiyaçlara hizmet sunduğunu ileri sürerek,
yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK'nın 5/1. maddesinin (b) ve (c) bentleri koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, "... ..." ibaresinin anlamı nedeniyle başvurunun herhangi bir zihni çaba gerektirmeksizin, doğrudan doğruya "finansal olarak ... etme, tasarrufa yönlendirme oluşumu" anlamı dahilinde algılanma yarattığı, şekil unsurunun da başvurudaki ibarenin önüne geçerek markanın esas unsuru olarak algılanma ihtimalinin zayıf olduğu ve başvuru kapsamındaki yer alan mal ve hizmetler için belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı;
ibarenin marka olarak tescili halinde herkesin kullandığı bir işaretin bir şahsın inhisarına bırakılacağı, şekil ve sözcük bileşimi ile oluşan markalarda "söz görünümden daha yüksek sesle konuşur" ilkesi gereği genellikle sözcüğün baskın ve ayırt edici unsur olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar dava konusu markanın SMK'nın 5/1-b maddesi kapsamında ayırt edici olduğu anlaşılmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "... finansman" ibaresinin dava konusu marka başvurusu kapsamındaki 36. sınıf: "Finansal ve parasal hizmetler.
Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı olduğunun belirtildiği, dosya arasında ekran görüntüsü bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna ait internet sitesinde yer alan bilgilere göre de söz konusu ibarenin tespit edilen hizmetler yönünden herkesin kullanımına açık, tanımlayıcı bir terim olduğu, başvuruda bu ibareye yeterli ayırt edicilik kazandırılmadığından, başvurunun 36. sınıf: "Finansal ve parasal hizmetler.
Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden re'sen reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, "... finansman" ibaresinin 36. sınıf: “Sigorta hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği, öte yandan, her marka başvurusunun kendi şartları içinde değerlendirilmesinin gerektiği, "..." ibareli marka başvurusunun eldeki dava yönünden emsal teşkil etmediği anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1582, K. 2024/1803, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama