KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1714
- Karar no
- 2024/1907
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/02/2021
- Numarası
- 2020/43 E. - 2021/57 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
2.148 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2021 tarih ve 2020/43 Esas - 2021/57 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarını mesnet göstererek, davalı firma tarafından tescili istenen 2018/95022 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ...
2019-M-10866 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa davalı markasının müvekkilinin itiraza mesnet markaları ile iltibas tehlikesi yarattığını, müvekilinin tanınmış markalarından haksız fyarar sağlanabileceğini, taraf markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik bulunduğunu, halk tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması hatta çağrıştırma yoluyla iltibas doğmasının söz konusu olduğunu, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin yaygın olarak bilinen “şef” anlamına geldiğini, "sağlıklı yiyecek" anlamındaki "..." ibaresin de gıda ürünleri bakımından tanımlayıcı niteliğinin bulunduğunu,
bu bakımdan dava konusu markanın esas unsurunun "..." olduğunu, müvekkili markalarıyla aynı / benzer sınıflarda tescilli olduğunu, bu haliyle davalı markasının davacı markalarından biri olarak algılanma ve davacının tanınmışlığını erozyona uğratma tehlikesi bulunduğunu, davalı Kurum tarafından verilen kararın önceki tarihli kararları ile çeliştiğini, davalının dava konusu marka başvurusunu yapmakla kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,2019-M-10866 sayılı YİDK kararının 35. Sınıf içinde yer alan 29, 30 ve 32. sınıf ile ilgili hizmetler yönünden iptaline,
tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "..." kelimesinin günlük yaşamda yaygınlaştığı, sıklıkla kullanıldığı ve bu sebeple gıda ürünleri bakımından ayırt edici niteliği zayıf bir işaret olduğu, (Aynı yönde bkz; Y11HD, 12.10.2020 tarih 2020/119 E.- 2020/3987 K..
12.10.2020 tarih 2020/141 E.- 2020/4001 K..
16.09.2019 tarih 2018/4042 E.- 2019/5421 K.), davalının marka işaretinde, “...” kelimesinin başına “...” sözcüğünün getirildiği, soldan sağa okuma prensibi gereğince görsel ve işitsel olarak öncelikle “...” kelimesinin algılandığı, davacının seri marka oluşturma prensibinin ise "..." sözcüğünün devamına getirilen ibareler şeklinde olduğu, bununla birlikte davalının "..." ve "..." sözcüklerini bitişik olmakla birlikte aynı tip fakat farklı renkler ile vurguladığı, davalının markasındaki figüratif unsurun markaya ayırt edici vasıf kazandırdığı,
markalar arasında ortak "..." sözcüğü sebebiyle kısmen işitsel bir benzerlik bulunmaktaysa da davalı markası tüm unsurları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde kullanılan renkler ve görsel ögelerin oluşturduğu mizanpajın bir logo etkisi yarattığı ve davacı markalarından görsel ve kavramsal olarak uzaklaştığı, benzerliğin iltibas tehlikesi oluşturacak boyutta olmadığı,
somut olayda karşılaştırılan mal ve hizmetlerin aynı veya aynı tür olmadıkları, benzer oldukları, ayniyetten ve aynı tür olmaktan daha düşük bir eşya benzerliği durumunda iltibas tehlikesinin oluşması için karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik derecesinin artması gerekse de, somut olayda yukarıda izah edilen farklılıklardan dolayı karşılaştırılan markalar arasındaki benzerliğin iltibas tehlikesi oluşturacak boyutta olmadığı,
bu hale göre daha önce davacıya ait "..." markalarını gören veya işiten makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin daha sonra davaya konu "şekil+..." markasını davacı emtiaları ile aynı/aynı tür olmayan, ancak benzer hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markanın davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik herhangi bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla SMK'nın 6/1. maddesi hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmeyeceği;
davacının her ne kadar "..." ibaresini "bisküviler ve benzeri ürünler" üzerinde yaygın surette kullanarak bu emtialar üzerinde ibaresine kattığı markasal ayırt ediciliği güçlendirmişse de, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/4 ve 6/5. maddesi hükümleri koşullarının somut olayda oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut delil ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." markasının ayırt edicilik unsurunu haiz olduğunu, gıda emtiaları bakımından baz alınan ortalama tüketicinin kararda hatalı değerlendirildiğini, dava konusu başvurunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını ve iltibasa sebebiyet vereceğini, markanın aynı sınıflarda tescilinin talep edildiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "... + şekil" ibaresinin, 30, 31, 32 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1. maddesi yönünden kısmen kabul edildiği ve başvurunun kapsamından 30 ve 32. sınıf malların çıkartıldığı, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın ise, YİDK'ın 2019-M-10866 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 25.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 18.02.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka 31, 35 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olup, davacı tarafça yalnızca 35/05. alt sınıftaki 29, 30 ve 32. sınıf malların perakendeciği hizmetleri davaya konu edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları ise 29, 30 ve 32. sınıf mallar yönünden tescilli bulunmaktadır. Davacı markalarının kapsamında 35/05. sınıf hizmetler yer almasa da, bir malı üretenin onu satması da ticari hayatın olağan akışı içerisinde doğal olduğundan başvuru kapsamındaki hizmetler ile itiraza mesnet marka kapsamındaki mallar benzerdir. Bu durumda, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ve "..." ibareleri, dava konusu hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asıl unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Dava konusu başvuruda "..." ibaresi her ne kadar "..." kelimesi ile bitişik ise de, farklı bir renkle yazılmak suretiyle "..." ibaresinden ayrılmıştır.
Davacının itirazına mesnet markaları da "..." asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmakta olup, marka işaretleri arasındaki benzerlik davalı kurum tarafından da kabul edilmiştir.
Mahkemenin aksi yöndeki kabulü ise yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarih ve 2023/467 E.-2024/4240 sayılı kararında "..." ibaresi. 22.05.2024 tarih ve 2023/456 E.-2024/4216 K. sayılı kararında "..." ibaresi, 19.03.2024 tarih ve 2022/5837 E.-2024/2203 K. sayılı kararında ise "natiform" ibaresi davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, taraf markaları arasında, davacı tarafça davaya konu edilen 29, 30 ve 32. sınıf malların perakendecilik hizmetleri bakımından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1714, K. 2024/1907, 29 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama