KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1740
- Karar no
- 2024/2088
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 23/03/2022
- Numarası
- 2020/88 E. - 2022/97 K.
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tasarıma Tecavüzün Önlenmesi, Maddi-Manevi Tazminat
Karar Metni
1.735 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2022 Tarih ve 2020/88 Esas - 2022/97 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/411 Değişik iş sayılı dosyası ile davalının "https://www." isimli web sitelerinde davacılar adına tescilli tasarımların aynısını sattığının tespit edildiği, davalının bu eyleminin müvekkillerinin tescilli tasarımdan kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının tasarıma tecavüzünün önlenmesi amacıyla bahsi geçen web sitelerinin kapatılmasına,
her bir davacı SMK'nın 151/2-a maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL. manevi zararın tespit tarihi olan 11.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16/02/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini arttırarak her bir davacı yönünden 5000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL maddi, her bir davacı yönünden 25000 TL olmak üzere 50.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 11.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "https://www..." ibareli internet sitelerinde davacılara ait tescilli tasarımlara ait ürünler ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünleri ticari etki doğuracak şekilde piyasaya sunduğu, davalının bu eyleminin davacıların tescilli tasarımlarına tecavüz oluşturduğu, davalı yanın, davacılara ait tescilli tasarımlara tecavüz oluşturan ve ticaretini yaptığı ürün gruplarının satış hacmi kesin ve belirlenebilir şekilde tespit edilemediğinden, davacının seçimlik hakkını kullandığı SMK 151/2-a maddesi kapsamında maddi tazminat hesabının yapılamadığı,
TBK'nın 50/2 maddesi uyarınca her bir davacı için 5000 TL maddi tazminatın uygun görüldüğü, davalının tasarım hakkı ihlali nedeniyle davacılar yararına manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, tarafların mali, sosyal ve ekonomik durumları, ihlale konu ürün sayısı, bu ürünlerin niteliği, tarafların kusur oranları, sıfatları, davacıların uğradığı maddi zararın boyutu, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde her bir davacı için 5000 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü,
davacılar vekili her ne kadar faizin başlangıç tarihi olarak 11/09/2019 tarihini ileri sürmüşse de, delil tespiti dosyasında yer alan bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı yana ait İnternet sitesinde 11/09/2019 tarihi itibariyle inceleme yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı anlaşıldığından, haksız fiil tarihi olarak bilirkişi raporunun düzenleme tarihi olan 18/09/2019 tarihi olarak baz alındığı ve hüküm altına alınan tazminatlara bu tarihten itibaren faiz hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının, davacılara ait tasarım haklarına tecavüz oluşturan eylemleri bulunduğu tespit edildiğinden,
bu eylemlerin önlenmesi amacıyla "https : // www . ..." ibareli internet sitelerinin kapatılmasına, her bir davacı için 5000 TL maddi ve 5000 TL manevi tazminatın 18.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, davalının dava öncesinde başvurulan arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmadığını, bu nedenle 6325 sayılı Kanunun'un 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca müvekkili aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini, yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulmasını ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
Davalı vekili, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin usulüne uygun tamamlanmadığını, müvekkilinin arabuluculuk görüşmelerinden usulüne uygun olarak haberdar edilmediğini, diğer taraftan müvekkilinin davacılara ait tasarımları piyasa sunmadığını, bu hususun müvekkilinin incelenen ticari defter ve kayıtları ile sabit olup, b bilirkişi raporunda da belirtildiğini, müvekkili tarafından herhangi bir şekilde piyasaya sunulmayan ve menfaat elde edilmeyen tasarımlara dayalı olarak, müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın arabuluculuk süresi usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinden usulden reddine aksi halde de esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, tasarıma tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının karar yerinde belirtilen internet sitelerinde satışa sunduğu ürünler ile davacılara ait tescilli tasarımların ayniyet düzeyinde benzer olduklarının mahkemece aralarında tasarım uzmanı öğretim üyelerinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda belirlendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, davalının bu eyleminin davacıların tescilli tasarımından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğu,
davacıların maddi tazminat istemi yönünden tercih hakkını kullandığı SMK'nın 151/2-a maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın tespitinin mümkün olmaması nedeniyle mahkemece TBK 50/2 maddesine göre maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacılar vekilinin istinaf itirazının sadece mahkemece hükmedilen yargılama giderlerine ilişkin olduğu, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden istinaf itirazında bulunmadığı,
diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.05.2023 tarih ve 2023/143-3288 E.-K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, somut olayda 6100 sayılı Kanun'un 110. maddesiyle düzenleme altına alınan davaların yığılması durumunun söz konusu olduğu, birden fazla talebin bulunduğu, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan maddi ve manevi davası arabuluculuğa tabi ise de tasarıma tecavüzün önlenmesine ilişkin davanın, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi bulunmadığı,
bu durumda, arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan maddi ve manevi tazminat davasının da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere, somut uyuşmazlık bakımından dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulması zorunlu olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuğa başvurulması nedeniyle oluşan arabulucuk giderinden davalının sorumlu tutulmaması gerektiği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesince davanın kabul oranına göre davalı aleyhine arabuluculuk giderine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir.
Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir.
Somut olayda, mahkemece yapılan ve yukarıda açıklanan yanlılığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, her ne kadar Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmişse de, yerel mahkeme kararının esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp, sadece feri nitelikteki yargılama giderlerinden olan arabuluculuk ücreti bakımından yeniden hüküm kurulduğundan,
ilk derece mahkemesinin kararının verildiği tarihte geçerli bulunan harç ve vekalet ücreti tutarları dikkate alınmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1740, K. 2024/2088, 20 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama