KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı-karşı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1816
- Karar no
- 2024/2016
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/05/2022
- Numarası
- 2021/11 E. - 2022/151 K.
- Vekili
- —
- Davalı-karşı davacı
- —
- Davanın konusu
- Asıl Dava, Marka Tecavüzünün Önlenmesi
Karar Metni
2.005 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Karşı Dava, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/11 E. - 2022/151 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı-karşı davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, davacının uzun yıllardır ısıtma, ... sistemleri ve yedek parçası alanında "..." markasıyla faaliyet gösterdiğini, 02.10.2017 başvuru tarihli "2017/86542" sayılı "... ..." ibareli 11, 35, 37. sınıflarda tescilli markasının bulunduğunu, karşı tarafın da ısıtma ve ... sistemleri üzerine faaliyet göstererek tescilli davacı markasıyla karışıklık yaratacak, haksız rekabet oluşturacak ve markanın güvenilirliğini olumsuz etkileyecek şekilde tabela, basılı belge ve internet üzerinde dahil her alanda "... ..." ibaresini kullandığını,
davalının "..." adresindeki işyerinin davacıya ait olduğu veya iktisaden bağlı firmalar olduğu algısı yaratarak iltibasa neden olduğunu, Ankara 63. Noterliği'nden gönderdikleri 15.01.2019 tarih ve 43224 yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen "... ..." ibaresiyle gerçekleştirdiği ihlali sonlandırmadığını, ... ve beyaz eşya sektöründe "..." markası/ünvanını ibaresini var edenin, ihdas ve istimal edip piyasada maruf hale getiren kişinin davacının babası olan dava dışı ... ... olduğunu, ... ... tarafından ilk olarak 1977’de "...
Bobinaj" ticari ünvanının 24.03.1977 tarih ve 186 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak kullanımına başlandığını, “... ..." ünvanının ise 1984’de “... ...” adlı iş yerinde kullanıldığını, davacının babasının 1993-2002 arasında tanzim ettiği faturaların sunulduğunu, davacının ilk sigorta girişinin 31.08.2001’de yapılarak 2001-2008 arasında "... ..." çatısı altında babasıyla birlikte çalıştığını, markanın sektörde tanınmasında ve bilinirliğinin artmasında katkılarının büyük olduğunu, davacının 2008’de ortak olduğu ... ...
Ltd.Sti'nin ünvanını "... ... Gıda İnşaat Isıtma ...
Kuyumculuk Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd.Sti" olarak değiştirdiğini ve ünvan değişikliğinin 26.08.2008 tarihli 7135 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davacı işletmesinin genel olarak buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, kombi, klima gibi ... ekipmanlarının parça değişimi, yedek parça alım-satımı, anılan ürünlerin alım-satımı faaliyetleriyle tanındığını, karşı tarafın 1997’den itibaren yanında çalıştığını iddia ettiği tarafların dedeleri olan ...’un asıl mesleğinin ardiyecilik olduğunu ve hiçbir zaman davaya konu sektörde bizzat faaliyet göstermediğini,
karşı tarafın 2006’daki vergi tescili ve 2008’deki "...-... ..." ibareli ünvan tescilinin dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu göstermediğini, sunulan eskiye dayalı kullanım delillerinin SMK’nın 6/3 maddesi çerçevesinde aranması gereken yoğun/ciddi markasal kullanımı ispatlamaktan uzak olduğunu, karşı yanın 2019/82049 nolu “...”, 2019/117166 nolu “...” ve 2018/117868 nolu “... ... ... ...” marka başvurularının da itirazları üzerine reddedildiğini ileri sürülerek, asıl davanın kabulünü, markaya tecavüzün önlenmesine, kullanılan talebalaların sökülmesi,
reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini, karşı davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Karşı davada davacı- asıl davada davalı vekili, müvekkili ...’un, karşı tarafın 2017/ 86542 numaralı "... ..." markasının tescilinden önce, "..." ve "... ..." ibarelerinin kullanıma başlayarak ... ve beyaz eşya sektöründe var eden, ihdas ve istimal edip piyasada maruf hale getiren kişi olduğunu, davacının an itibariyle işletmekte olduğu "... ..."nın karşı tarafın marka tescilinden çok daha önce yaklaşık 20 yıl önce kurulmuş bir aile işletmesi olduğunu, davacının "... ..."da 1997’de dedesinin yanında çalışmaya başladığını, davacının "... ..." ibaresiyle vergi tescilinin 28.12.2006’da başladığını,
davacının "...-... ..." ticaret unvanlı işletmesinin kuruluşunun 04.03.2008 tarih 7012 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, davacının markasal kullanımının yanında, karşı yanın marka tescilinden çok önce tescil edilen "... ...-..." ibareli ticaret unvanından kaynaklanan gerçek hak sahipliğinin de bulunduğunu, davacının işletmesinin genel olarak buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, kombi, klima gibi ... ekipmanlarının parça değişimi, yedek parça alım-satımı,
anılan ürünlerin alım-satımı faaliyetleri ile tanınan Ankara'da haklı bir üne sahip olan ve ... ürünlerinin yedek parçalarının temini ve tamiri noktasında aranan firmalardan biri olduğunu, 11 ve 35. sınıflarda 02.09.2019 tarihli 2019/82049 numaralı "...", 25.11.2019 tarihli 2019/117166 numaralı "..." ve 24.11.2018 tarihli 2018/117868 numaralı "... ... ... ..." ibareli tescil başvurularının bulunduğunu, SMK m.6 hükmü uyarınca kullanıma dayalı elde edilen hak sahipliğinin, tescil yoluyla oluşan hak sahipliği karinesini çürüteceğini, taraf markaları arasında SMK m.6/1 anlamında iltibas ve iktibas tehlikesinin mevcut olduğunu,
... ... tarafından tescil edilen veya kullanılan bir marka olmadığı gibi "..." ibaresinin ciddi markasal kullanımı dahilinde herhangi bir delil, bilgi-belgenin dosyaya kazandırılmadığını, "... ..." ibareli faturalar karşı tarafın babası ... ... tarafından tanzim edildiğinden, karşı yanın kendisi tarafından gerçekleştirilmeyen babasının kullanımlarına dayanamayacağını ileri sürülerek, 2017 86542 numaralı "... ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine dair karşı davanın kabulünü, asıl davanın reddini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." şeklindeki markasal kullanımları ile davacının "şekil+... ..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
ortalama tüketici kesimi tarafından taraf markaları arasında benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşanabileceği, her iki taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davalın bazı mallar ve hizmetlerde (35. sınıf kapsamında 1, 6, 7, 9, 11,
17,) önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürse de bu mallar/hizmetlerde gerçek hak sahibi ve önceye dayalı kullanım hakkının davalıda değil davacının babasına ait olduğundan bu savunması haklı bulunmayarak davalının eyleminin marka tecavüzü şeklinde oluştuğu, karşı dava yönünden hükümsüzlüğe konu "..." ibareli markanın kapsamındaki 11 ve 37.nci sınıftaki mallar ve hizmetler açısından karşı davacının önceye dayalı kullanımı veya gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı,
35.nci sınıftaki 1, 6, 7, 9, 11, 17. sınıflara konu mallarda ise gerçek hak sahibinin davalının babası dava dışı ... ... isimli şahıs olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına yönelik tecavüz oluşturduğundan davalı eylemlerinin önlenmesine, men'ine, ihlal oluştuğuna yönelik davalı taraf kullanımına konu olan her türlü tabela ve reklam vasıtası ile basılı evrak ve ürünlerin toplatılması, sökülmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı-karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, içerisinde sektör bilirkişisinin bulunmadığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üçüncü kişilerden mal alımını gösteren faturaların bilirkişilerce dikkate alınmadığını oysa bu faturalardaki ürünlerin müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullandığı ürünlerin ara elemanları olduğunu, bu nedenle bilirkişilerin faturaların markasal kullanım evrakı olarak kabul edilemeyeceğine dair görüşlerinin hatalı olduğunu, davacının davalıya gönderdiği ihtarnameden iki yıl sonra eldeki davayı açtığını,
tarafların "birlikte var olma iradeleri" değerlendirilmeden hüküm verildiğini, müvekkilinin dava konusu edilen marka ile on yılı aşkın zamandır fiilen ticaret yaptığını, bu süre içerisinde, davacı taraf ile davalı müvekkili arasında hiçbir hukuki uyuşmazlık olmadığını, hem davacı hem de davalı şirketin sekiz yıldır kendi sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu durumun taraf markaları arasında bir iltibas tehlikesi bulunmadığını gösterdiğini, müvekkilin "... ..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu,
karşı dava yönünden SMK M.6/3 düzenlemesi ışığında davacı- karşı davalı yan adına tescilli 2017/ 86542 numaralı "... ..." markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, "..." ibaresi üzerinde müvekkilinin uzun yıllardan beri süregelen kullanımından dolayı gerçek hak sahipliği bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Asıl dava, markaya tecavüzün önlenmesi, karşı dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Karşı dava bakımından yapılan incelemede, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı/karşı davacı tarafından asıl davada davacının mesnet markası için SMK'nın 6/3.maddesi uyarınca "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı üstün hak sahipliğine dayalı olarak hükümsüzlük isteminde bulunulmuş ise de, anılan ibarenin gerçek hak sahibinin karşı davada davalının babası dava dışı ... ... olduğu ve karşı davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Asıl dava bakımından yapılan incelemede, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, marka hakkı sahibinin, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği hallerde, markayı uzunca bir süre izinsiz kullanan kişinin bu kullanımına artık karşı çıkamaz.
Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin MK'nun 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınmaması gerekmektedir.
Somut olayda da, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davalının vergi levhasına göre, işe başlama tarihinin 28.12.2006, ana faaliyet alanının “Elektronik cihaz ve parçaların toptan ticareti (elektronik valfler, tüpler, yarı iletken
cihazlar, mikroçipler, entegre devreler, baskılı devreler vb) (seyrüsefer cihazları hariç)” olduğu, "...-... ..." ticaret unvanlı işletmesinin
kuruluşunun 04.03.2008 tarih ve 7012 sayılı Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesi'nde ilan edildiği, ana iştigal alanının “beyaz eşya yedek parça alım satımı” olduğu, 35. sınıf kapsamında 1, 6, 7, 9, 11, 17. sınıf malların toptan perakende pazarlanması ve satışı hizmetlerinde
29.05.2009-23.03.2012 döneminde bir satış noktası oluşturarak ilgili pazarda
gözlemlenebilecek şekilde, fiilen sembolik olmayan gerçek anlamda markasal
kullanımının bulunduğu, davalının plastik alışveriş poşeti ile faturalarındaki
“... ...” ibarelerini ön plana çıkartacak şekildeki kullanımın ve işyeri tabelasındaki “... ... Kombi, Klima, Beyaz Eşya,
Yedek Parça, Satış” ibarelerinin, 11.sınıfa konu mallar, 35. sınıf kapsamında
11. sınıfta yeralan "Kombi, Klima, Beyaz Eşya, Yedek Parça" mallarının toptan veya perakende satışı ile 37. sınıf kapsamında bu eşyaların kurulumu, bakımı ve tamiri
hizmetlerini sunduğunu gösterdiği, davalının da
dilekçelerinde “Buzdolabı,
çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, kombi, klima gibi ... ekipmanlarının parça
değişimi, yedek parça alım-satımı, anılan ürünlerin alım-satımı faaliyetleriyle tanındığını” beyan ettiği, buna karşın, davacının ilk kez 2019 yılında ihtarname göndererek davalının kullanımına son vermesini istediği, 12/01/2021 tarihinde ise eldeki davayı açtığı, o halde, davalının unvan kullanımının 2008 yılından, kanıtlanabilen fiili kullanımının ise 2009 yılından beri devam etmesine rağmen aradan on yıldan fazla süre geçtikten sonra davacı tarafından davalının kullanımına karşı çıkıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davalının yukarıda açıklanan şekilde gerçekleşen kullanımlarına yaklaşık on yıl boyunca karşı çıkılmaması karşısında artık işbu davanın açılması, TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmaz.
İlk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek, yukarıda açıklanan davalı kullanımı yönünden davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabul edilmesi ve bu gerekçe ile asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1816, K. 2024/2016, 13 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama