KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Davacı Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1828 - 2024/2117
- Esas no
- 2022/1828
- Karar no
- 2024/2117
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 29/06/2022
- Numarası
- 2021/353 E. - 2022/188 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/06/2022 tarih ve 2021/353 E. - 2022/188 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/69404 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini,
müvekkilinin "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinin bulunduğunu, öte yandan "..." ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da müvekkilinin hak sahibi bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-6257 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." asıl unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı,
davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru ile müvekkiline ait "..." ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olduğunu, başvurunun tescilinin talep edildiği 6. sınıf malların, müvekkiline ait markaların kapsamlarında yer aldığını, bu nedenlerle taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, "..." markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından müvekkili markaları ile aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını,
bu durumun da markalar arasında iltibasa yol açtığını, mahkeme kararının aksine müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının, yoğun kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, ayrıca müvekkilinin "... ..." markasına ilişkin tanınmışlık başvurusunun ... tarafından kabul edildiğini, bu bakımdan başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince reddinin gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtilen şekliyle, tanınmış marka benzerinin başvuru konusu edilmesinin dahi başlı başına kötü niyetli olarak kabul edildiğini ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu,
dava konusu başvuruda da "..." ibaresinin öne çıkarılmayıp, bir bütün halinde "..." ibaresine yer verildiği, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği,
buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının yerinde olmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1828, K. 2024/2117, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama