KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1933 - 2024/2131
- Esas no
- 2022/1933
- Karar no
- 2024/2131
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/09/2022
- Numarası
- 2022/49 E. - 2022/243 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle
Karar Metni
1.920 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2022/49 E. - 2022/243 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davacının “...” ve “...” ibarelerini ilk olarak 2014 ve 2018 yıllarında marka olarak tescil ettirdiğini, davalının davaya konu 2020/120935 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğinden davacının tescilli “...” ve “...”lu markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağını, bu emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat/özen seviyesinin düşük olduğunu, zira gıda tüketicilerinin tercih haklarını çok kısa bir süre içerisinde kullandığını, bu tüketici kitlesi içerisinde çocukların da bulunduğunu,
dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 13/12/2021 tarih ve 2021/M-10936 sayılı kararının 35. Sınıfın 5.alt sınıfında “insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları” ve 29 ila 30. sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden iptaline, 2020/120935 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde aynı hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, davalının markasında kullanılmış olan “...” dışındaki kelime unsurlarının taraf markalarını farklı kılmaya yettiğini, dava konusu edilen markanın anlam, şekil, fonetik ve bıraktığı genel izlenim/toplu intiba yönünden davacının markalarından çok farklı olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının 2020/120935 sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzerlik olmadığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı,
buna rağmen, dava konusu edilen emtialar açısından, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu “...” ibaresinin asli unsurlarından birinin müvekkilinin markalarının asli unsuru olan “...” ibaresi olduğunu, karşılaştırılan markaların işitsel, görsel ve kavramsal yönden ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu edilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkili markalarının esas unsurunun hiçbir değişikliğe uğramadan dava konusu marka içerisinde yer almasının, ilgili tüketici kitlesini oluşturan iltibas riski altında ve dikkat seviyesi çok düşük olan çocuklar,
ev hanımları ve düşük eğitim seviyesine sahip şahıslar yönünden markaların karıştırılmasına sebebiyet vereceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'nun 07/10/2020 tarihinde 2020/120935 sayılı “...+şekil” ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının 2018/59288 sayılı "..." ibareli ve 2018/41003 sayılı "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'nin 13/12/2021 tarih, 2020-M-961 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 14/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, YİDK kararının iptali yönünden davacının 2018/59288 ve 2018/41003 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında, marka hükümsüzlüğü davası yönünden ise dava dilekçesinde dayanılan tüm markalarla dava konusu başvuru arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvurunun kapsamında 35. sınıf hizmetler bulunmaktadır. Davacının gerek marka başvurusuna itiraz aşamasında gerekse de işbu davada dayandığı 2018/59288 ve 2018/41003 sayılı markaların kapsamlarında ise 5,29,30 ve 32. sınıf mallar yer almaktadır. Hükümsüzlük davasında dayanılan diğer "..." ibareli davacı markaları ise 30. sınıf malları kapsamaktadır. İçinde gastronomi uzmanının bulunduğu bilirkişi raporunda açıklandığı üzere işbu davada dava konusu edilen davalının markasını tescil ettirmek istediği
35.sınıfın 5.alt sınıfında, 29, 30 ve kısmen de 05.sınıflara giren emtiaların elverişli
bir şekilde görülmesi ve satın alınması için bir araya getirilmesi hizmetleri ile davacının
markalarının kapsamında yer alan ve 05, 29 ve 30. sınıflara giren emtiaların benzer olduğu, bu mal ve hizmet çeşitlerinin yakın bağlantılı bulunduğu ve birbirini
tamamladığı, benzer alıcı çevresine hitap ettiği, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici
profillerinin aynı olduğu ve benzer markaları bu mal ve hizmetlerde gören tüketicilerin
markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının mümkün
olduğu kanaatine varılmış, buna göre somut uyuşmazlıkta uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "...+şekil", davacının mesnet markaları ise "..." ve " ..." asıl unsurlarından oluşmaktadır.
Davacının markaları ile "..." ibareli dava konusu başvuru arasında "..." kelimesinden türetilmeleri ve "...- ..." ibarelerinin ortak olmasından kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerliğin bulunduğu, başvuru markasında yer alan şekillerin ve tanımlayıcı nitelikteki tali unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varılmış, mahkemenin marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı yönündeki kabulüne iştirak edilmemiştir.
Sonuç olarak dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1933, K. 2024/2131, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama