KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1938 - 2024/2074
- Esas no
- 2022/1938
- Karar no
- 2024/2074
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2022
- Numarası
- 2021/289 E. - 2022/234 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkini
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2022 tarih ve 2021/289 E. - 2022/234 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, itiraza konu olan marka başvurusu ile müvekkilinin markaları arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, davalının müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde etme amacında olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki 41. sınıfa ait hizmetlerinin müvekkilinin markalarının kapsamında da yer aldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 07/10/2021 tarih ve 2021/M-7946 sayılı kararının iptaline, 2020/54862 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı markaları ile davalının başvuruya konu markası global olarak değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, kavramsal olarak iki ibarenin birbirinden son derece farklı bulunduğunu, işitsel olarak da vurguyu üzerinde toplayan son harfleri nedeniyle “...” ve “...” ibarelerinin kulakta birbirinden farklı iz bıraktığını, bu sebeple tüketici nezdinde markaları taşıyan malların aynı ticari kaynaktan geldiği yönünde bir yanılgı oluşmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik vve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan mallar/hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığı ayrıca özellikle 41. Sınıfta yer alan hizmetler olmak üzere dava konusu mallar/hizmetlerin tüketici kesiminin bilinçli, dikkatli ve seçici kişilerden oluşması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı,
davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, kötü niyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ... markası ile tanındığını, söz konusu markayı maruf hale getirebilmek için gerek maddi ve gerekse manevi olarak büyük emek sarf ettiğini, davalı markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin ilk bakışta mevcut bilirkişi raorunun aksine ortalama tüketici nezdinde ‘’...‘’ olarak algılandığını, özellikle dava konusu markanın 41. sınıfta tescil edilmesinin iltibası daha da kuvvetlendirdiğini, davacının "..." ibareli seri markalarının dava konusu başvurudan çok daha önce tescil edildiğini ve halen müvekkili tarafından aktif olarak kullanıldığını,
karıştırılma ihtimali için aranan emtia ve işaret benzerliği şartının gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun ayırt edicilik taşımadığını, davalının markasında tek harfi değiştirerek davacının tanınmışlık düzeyinden ve itibarından yararlanmaya çalışmasının kötüniyetinin göstergesi olduğunu, davalının "..." ibareli marka başvurusundan önce "..." ibareli markalarını kullandığını, bunun davacının tanınmışlığından yararlanma amacını gösterdiğini, bu husustaki delillerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira karşılaştırmaya esas markaların kısa markalar oldukları ve yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/04/2024 tarih, 2022/6888 Esas, 2024/2930 Karar sayılı kararında "..." ibareli markalar ile "..." ibaresi arasında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2012 tarih, 2011/3196 Esas, 2012/10158 Karar sayılı ilamında da "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiği,
davacı adına tescilli markaların tanınmış olduğu kanaatine varılması için yeterli delil sunulmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi bu durumun başvurunun tesciline engel olmayacağı, kötüniyetin de ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1938, K. 2024/2074, 20 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama