KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2025
- Esas-Karar No
- 2022/2160 - 2025/204
- Esas no
- 2022/2160
- Karar no
- 2025/204
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2022
- Numarası
- 2022/30 E. - 2022/300 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.283 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2022/30 E. - 2022/300 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 12 ve 37. Sınıflara giren emtiada kullanılmak üzere başvuru konusu yaptığı markanın, “Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)” ve “Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri” açısından 6769 s. SMK’nın m. 5/1(b)-(c) hükümleri yönünden kısmen reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira bu ibarenin kısmen reddedildiği emtiayı “hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, doğrudan doğruya, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürdüğünün/akla getirdiğinin” söylenmesinin mümkün olmadığını,
zaten de dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin davacının yıllardır süregelen faaliyet ve hizmetleri neticesinde davacı ile özdeşleşmiş olduğunu, “...” ibaresi görüldüğünde tüketicinin aklına davacının ve onun faaliyetlerinin geldiğini, dava konusu edilen markanın altında sunulan hizmetlerin niteliği dikkate alındığında bu hizmetlerin profesyonel bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, bu kitlenin markayı gördüğünde markada geçen “...” ibaresini tanımlayıcı bir ibare olarak algılamayacağını ileri sürerek, YİDK’nın 2021/M-10086 sayılı kısmi ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 6769 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesindeki tanımlamadan marka olarak tescil edilecek olan bir sözcüğün hem ayırt edici bir niteliği olmasının hem de ayırt ettiği mal ve hizmetler açısından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiğinin anlaşıldığını, buradaki ayırt edicilikten kastın markanın, ürünün kendisinden ve yine ürünün adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olması ve kolayca tanınır nitelikte bulunması gerektiğini, markanın kullanılacağı emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesinin, üzerinde kullanılacağı ürünlerden bağımsız olmasının gerektiğini, somut olaya konu markanın,
redde konu emtia bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, bu ibarenin aynı zamanda reddedilen emtiaların cinsini, çeşidini, vasfını, amacını tanımladığını, dava konusu markada standart ve sade yazım karakterleriyle yazılmış “... ...” ibaresinin ortalama dikkat ve özene sahip tüketici kitlesi tarafından doğrudan ve sadece “... (uçakta motor yeri) Merkezi” biçiminde algılanacağını savunarak,
davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "... ..." işaretinin, başvurunun reddedildiği mal ve hizmetlerden fonsiyonel ve kavramsal açılardan bağımsız olmaması, bu mal ve hizmetleri doğrudan çağrıştırması, bu mal ve hizmetlerle doğrudan ilişkili bir kelime öbeğinden ibaret olması, sunulan hizmetlerin/ürünlerin ne ile ilgili olduğunu doğrudan algılatan bir işaret olması nedenleriyle, kısmen reddedildiği mal ve hizmetler açısından marka olarak soyut ve somut ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, bu markada geçen sözcüklerin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırması,
bu algının da “Türkiye’de uçak motor yerinin yapısal parçasının üretildiği, bakım ve/veya onarımının yapıldığı merkez/yer” ile ilgili olması ihtimalinin yüksek olduğu, bu anlama gelen bir kelime öbeğinin/isim tamlamasının; “hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)” ve “hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri” emtiasında marka hüviyetinde kullanılması halinde bu emtiayı gören alıcıların zihninde doğrudan teşekkül eden bu yerleşik algı nedeniyle, markanın kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetlerin türünü, vasfını ve kaynağını doğrudan tanımlayıcı olacağı, herkes tarafından bu şekilde algılanan,
yaygın olarak kullanılan ve tanımlayıcı olan böyle bir ibarenin, bir markanın esas unsuru olarak kullanılarak, tek bir firma adına marka olarak himaye görmesi, yani kullanım hususunda bir firmaya tekel hakkı verilmesi, koruma altına alınması istenilen hizmetlerin ilişkili özelliği de gözetildiğinde, kavramsal olarak bu mal ve hizmetlerin karakteristik bir özelliğini doğrudan çağrıştırdığı, dava konusu "... ..." işaretinin, kısmen reddedildiği mal ve hizmetleri tanımlayıcı/tasviri olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tescili istenen ibare ilgili sınıflar bakımından hiç bir şekilde tanımlayıcı olmadığını, davalı idarenin tesciline çalışılan ibarenin, kullanılacağı ürün/hizmetleri tanımlayıcı vasfı, cins ismi olması sebebiyle ret edildiği yönündeki gerekçesinin hiç bir itiraz olmadan doğru olduğu kabul edilse dahi, bu kabul tesciline çalışılan sınıflar bakımından anlamlı olmayacağını, “... ...” ibaresinin tesciline çalışılan ürün ve hizmet sınıflarını “hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, doğrudan doğruya,
mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürdüğü/akla getirdiğinin” söylenmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait markanın başında “...” ibaresini gören tüketicinin, doğrudan müvekkilini ve müvekkiline ait marka ve hizmetleri aklına getireceğini, “... ...” markası altında sunulan hizmetlerin niteliği de dikkate alındığında, söz konusu markanın profesyonel bir tüketici kitlesine hitap ettiği ve bu tüketici kitlesinin söz konusu ibareleri gördüğü takdirde;
“...” ibaresini tanımlayıcı bir ibare olarak algılayamayacağını, “... ...” ibarasi tesciline çalışılan sınıflar itibarı ile özgünlüğe sahip bulunduğunu, huzurdaki dava konusu tesciline çalışılan ibare mezkur karar gerekçeleri bakımından değerlendirildiğine, ayırt ediciliğin varlığının kabulünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı,
somut olayda "... ..." ibareli markanın “... (uçakta motor yeri) Merkezi” anlamına geldiği, dava konusu markada geçen “...” kelimesinin bu anlamı itibariyle, markanın kapsamında çıkartılan “Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)”ndan bir tanesinin, yani bir “hava taşıtı parçası”nın adı olduğu, diğer yandan aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği,
hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacaklarının hüküm altına alındığı, bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesinin gerektiği, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesinin mümkün olmayacağı,
tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescilinin mümkün olacağı, somut olayda başvurusu yapılan "... ..." ibareli markanın ibarelerinden olan ... ibaresinin, İngilizce kökenli bir sözcük olup, “uçak gövdesinden ayrı olan ve motor, yakıt ya da donanım gibi ekipmanlar taşıyan kaplama” anlamına geldiği, Türkçe’ye de “nacel” şeklinde geçtiği ve “...” hali ile, bütün dünyada havacılık ve mühendislik sektörlerinde sıklıkla kullanılan teknik bir terim olduğu, reddedilen mal hizmetlerde kullanıldığının belirlendiği,
bu kapsamda davacının markada bulunan diğer ibarelerin markaya yeterli ayırt ediciliği sağlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/2160, K. 2025/204, 31 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama