KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 15 Mart 2024
- Esas no
- 2022/255
- Karar no
- 2024/545
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/10/2021
- Numarası
- 2020/180 E. - 2021/378 K.
- Davacı
- ...
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali - Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.363 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2021 tarih ve 2020/180 E. - 2021/378 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalının 2019/80032 sayılı başvurusuna yönelik itirazlarının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin 80’li yılların başında kurulduğunu, bünyesinde çok sayıda firmanın yer aldığını, özellikle petrol dağıtım, gayrimenkul geliştirme, turizm, lojistik, tarım, madencilik ve evcil hayvan ürünlerinde 11 milyar dolar cirolu şirketleri yönettiğini, çok sayıda tanınmış markasının da bulunduğunu, taraf markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması karşısında benzerliğin mal ve hizmetler yönünden yapılması gerektiğini, tüketicilerin davaya konu markayı gördüklerinde,
müvekkilinin markalarını anımsayacaklarını, taraf markalarının benzer ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsadıklarını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dolayısıyla tescilli olsun olmasın geniş bir korumadan yararlanması gerektiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarını uzun yıllardır, kesintisiz bir şekilde kullandığını ve tanınmış hale getirdiğini, müvekkilinin aynı zamanda SMK m.6/6 düzenlemesi uyarınca da üstün bir hakkının bulunduğunu, müvekkilinin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin, www...com.tr ve www...com.tr alan adlarının sahibi olduğunu,
başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-4221 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/80032 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, davacı vekilinin iddiasının yerinde olmadığını, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet marka arasında belirtilen nitelikte bir hukuki ilişki bulunmadığını, başvuru ve dava aşamasında kötüniyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığından bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 14. sınıf mallarda 2005/25233 sayılı “...” markasının zaten tescil sahibi olduğunu, davacı yanın markalarının sonraki tarihli olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğu iddiasının yerinde bulunmadığını, taraf markaları arasında hiçbir benzerlik olmadığını, asıl olarak müvekkilinin hakkının korunması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2019/80032 sayılı marka başvurusu kapsamında kalan ve eldeki davaya konu olan hizmetlerin.
"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir." şeklinde olduğu, marka işlem dosyasında dava konusu marka başvurusuna itiraz eden davacının itiraza mesnet olarak salt 2014/103921 sayılı markayı mesnet gösterdiği anlaşıldığından, YİDK kararının iptali istemli davada salt bu itiraza mesnet marka dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapıldığı,
dava konusu marka başvurusu kapsamında YİDK kararı sonucunda kalan hizmetler bakımından davacı ve davalı taraf markaları arasında hiçbir ortak emtia grubunun bulunmadığı, dava konusu markanın esas unsurunu "..." kelimesinin oluşturduğu, davacıya ait itiraza mesnet markanın esas unsurunu da "..." kelimesinin oluşturduğu, bu kelimenin markalar arasında müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak markaları oluşturan işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunduğu tespit edilse bile, dava konusu marka kapsamındaki hizmetlerle itiraza mesnet marka kapsamındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından,
karşılaştırılan bu markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı taraf markasının tanınmışlığı yönünde yeterli delil bulunmadığı gibi dava konusu markanın davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceği, davacı markasının itibarından yararlanacağı ya da haksız menfaat elde edeceğine dair herhangi bir koşulun oluşmasının mümkün olmadığı,
davacının web sitesinin de “...” ibaresini içerecek şekilde oluşturulmuş alan adlarını taşıdığı ve bu itibarla dava konusu marka ile aynı kökensel sözcüğü taşıdığı görülmekte ise de, davacı yanın, ilgili web sitelerinde, dava konusu marka başvurusu kapsamındaki hizmet grubunda veya bu hizmet grubu ile benzer başkaca bir mal ya da hizmet alanında faaliyetlerinin bulunduğunu gösterir hiçbir kayıt yer almadığı,
davacı yanın ticaret unvanının kılavuz unsuru ile dava konusu markanın asli unsuru olan “...” ibaresi benzerlik taşımakta ise de, davacı yanın dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan malların satışına özgü hizmetlerde veya bunlarla benzer mal ya da hizmet gruplarında, unvanının kılavuz unsuru olan “...” ibaresini markasal etki doğuracak yoğunlukta bir kullanıma konu ettiğini gösterir hiçbir delilin mevcut olmadığı,
davacının, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetlerle aynı veya benzer mal ya da hizmetler üzerinde, dava konusu marka başvuru tarihinden önce kendisine bağlanmış tescilsiz bir işaret bulunduğunu ispat edemediği, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesi ile YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş bu davaya konusu olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından, 6769 sayılı SMK madde 6/1’de yer alan koşulların oluştuğunu, taraf markaları arasında iltibas oluşturacak derecede benzerlik mevcut olduğunu, mahkeme kararında, taraf markaları arasındaki yüksek seviyeli benzerliğin göz ardı edildiğini, zira dava konusu markanın “...” ibaresini aynen içerdiğini, markalar arasındaki yüksek seviyedeki bir benzerliğin sınıflar arasındaki düşük seviyedeki benzerliği kapatabileceğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu,
dava konusu markanın kötüniyetli başvurunun bir tezahürü bulunduğunu, marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler yönünden reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre, YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu 2019/80032 sayılı marka başvurusu kapsamında kalan ve eldeki davaya konu olan hizmetlerin.
"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir." şeklinde olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında kalan bu hizmetler bakımımdan davacı ve davalı taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, zira uzman bilirkişilerce düzenlenen asıl ve ek raporda da bu hususun belirlendiği,
markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dava konusu markanın “...” ibaresini aynen içermesi nedeniyle markalar arasındaki yüksek seviyedeki benzerliğin sınıflar arasındaki düşük seviyedeki benzerliği kapatabileceği yönündeki iddianın yerinde olmadığı, diğer yandan davacı taraf markasının tanınmışlığı yönünde dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı, ayrıca dava konusu markanın davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceği, davacı markasının itibarından yararlanacağı ya da haksız menfaat elde edeceğine dair herhangi bir ispatın da gerçekleşmediği,
davacının web sitesinin “...” ibaresini içerecek şekilde oluşturulmuş alan adlarını taşıdığı ve bu itibarla dava konusu marka ile benzer olduğu anlaşılmış ise de, davacı yanın, ilgili web sitelerinde, dava konusu marka başvurusu kapsamındaki hizmet grubunda veya bu hizmet grubu ile benzer başkaca bir mal ya da hizmet alanında faaliyetlerinin bulunduğunu gösterir hiçbir kayıt yer almadığı,
davacı yanın ticaret unvanının esas unsuru ile dava konusu markanın asli unsuru olan “...” ibaresi benzerlik taşımakta ise de, davacı yanın dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan malların satışına özgü hizmetlerde veya bunlarla benzer mal ya da hizmet gruplarında, unvanının esas unsuru olan “...” ibaresini, markasal etki doğuracak yoğunlukta bir kullanıma konu ettiğini gösterir yeterli delilin bulunmadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/255, K. 2024/545, 15 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama