KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Mart 2024
- Esas no
- 2022/285
- Karar no
- 2024/630
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 05/02/2020
- Numarası
- 2018/445 E. - 2020/22 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması
Karar Metni
758 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/02/2020 tarih ve 2018/445 Esas - 2020/22 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2017/86477 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, markalardaki ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, davalının kötü niyetli bulunduğunu, davalının müvekkili markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalının eylemlerinin aynı zamanda marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek,
YİDK'in 2018-M-8790 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin "..." anlamına geldiğini ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı markasının tesciline karar verilen hizmetler bakımından davacının dayanak markaları ile aralarında 6769 sayılı SMK m.6/1 anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının, davalı markasının kötüniyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, dolayısıyla davalının kötü niyetli olmadığı, dava konusu yapılan YİDK kararının yerinde olduğu, davalı şahsın eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilin Türkiye genelinde 36 şube ile hizmet vermesinin ve bu nedenle oluşan tanınırlığının dikkate alınmadığını, Yargıtay kararları çerçevesinde markaların bir bütün olarak değerlendirilmediğini, davalı tarafından 2017 senesinde tescil edilen markanın müvekkiline ait markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak neredeyse birebir oranda benzerlik gösterdiğini, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibarelerinin, tescil kapsamındaki hizmetler açısından ayırt edici olmadığı şeklindeki değerlendirmenin hatalı bulunduğunu, bu ibarelerin tamamlayıcı unsur olarak kullanıldıklarının göz ardı edildiğini,
tarafların söz konusu markalarla aynı ticari sınıf ve aynı ticari bölgede faaliyet gösterdiklerini, aynı müşteri kitlesine hitap ettiklerini, bu hususun da dikkate alınmadığını, davalının marka kullanımının, müvekkili markasına benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulması istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, "... anlamına geldiği, Türkiye Cumhuriyeti'nden önceki devletin adı olan bu ibarenin markasal ayırt ediciliğinin çok zayıf bulunduğu, her hangi bir işletme ile özdeşleşecek nitelikte olmadığı, herkesin ek/yan unsurlarla birlikte bu ibareyi kullanabileceği,
somut olayda da tertip tarzı itibariyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden davacı markasına tecavüzden de söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/285, K. 2024/630, 29 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama