KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 22 Mart 2024
- Esas-Karar No
- 2022/332 - 2024/584
- Esas no
- 2022/332
- Karar no
- 2024/584
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 15/12/2021
- Numarası
- 2020/300 E. - 2021/437 K.
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.751 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2021 tarih ve 2020/300 Esas - 2021/437 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı Derneğin ''..." ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin 201129468, 2010/60147, 2006/58474, 2006/58473, 2004/44979, 2004/16243 sayılı "...", "... şekil", "......",“... ...", "...", "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin anılan markları ile dava konusu başvuru arasında iltibas bulunduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının da asıl unsurunu oluşturduğunu, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK'ın 2020-M-6888 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili Derneğin “...” ismiyle 2007 yılında ... merkezli olarak kuruduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili Derneğin isminden oluştuğunu, davalı Kurum kayıtlarında" ..." ibareli birçok markanın bulunduğunu, marklar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "Şekil +... "ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle de markanın bütünselliği ilkesi gözetilerek görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki koşulların da gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, bilirkişi ücretinin duruşma talikine sebebiyet verilmeden yatırıldığını, bu nedenle mahkemece bilirkişi deliline vazgeçmiş sayıldıklarına karar verilmesinin yerinde bulunmadığını, müvekkilinin 201129468, 2010/60147, 2006/58474, 2006/58473, 2004/44979, 2004/16243 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, davalı Derneğin tüzüğünde yer alan ticari faaliyetlerin dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerekliliğini ortaya koyduğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının da çekirdek unsuru olduğunu, buna dayalı itirazlarının da mesnetsiz olarak reddedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Derneğin 41. Sınıf hizmetlerde tescili için 2019/05603 sayılı ve “... ” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacı Şirketin 2011/29468, 2010/60147, 2006/58474, 2006/58473, 2004/44979, 2004/16243 sayılı markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve ticaret unvanından kaynaklı üstün hak sahipliği iddialarıyla başvuruya itiraz ettiği, başvuru sahibi davalı tarafça davacının itirazına mesnet tüm markalarına karşı tescilli bulundukları 41. sınıf hizmetler yönünden, kullanım ispatı talebinde bulunulduğu,
Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, davacının itirazına mesnet markalarını kullandığını ispatlayamadığından, anılan markaların iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınamayacağı, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle YİDK'ın 2020-M-6888 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 12.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği,
işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 28.09.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde; istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, başvurunun aynı Kanun'un 6/5 ve 6/6 maddeleri uyarınca tescili engeli bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409).
Öncelikle belirtmek gerekir ki, , dava konusu başvuru sahibi davalı, davacının başvuruya itirazı üzerine sunduğu karşı görüşünde, SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca davacının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu 41. sınıf hizmteler yönünden kullanımının ispatı talebinde bulunmuştur. Dava konusu başvuru tarihi ve davacının itirazına mesnet markalarını tescil tarihleri gözetildiğinde, davacının itirazına mesnet tüm markalarının kullanım ispatına tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının itirazına mesnet markalarının iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabilmesi için, kullanım ispatı talep edilen 41. sınıf hizmetler yönünden Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekir. Ancak davacı bu kapsamda işlem dosyasına hiçbir delil sunmamıştır.
Bu duruma göre davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden kullanımı ispat edilmeyen davacının itirazına mesnet markalarının iltibas değerlendirmesinde nazara alınması mümkün olmadığından, davacının SMK'nın 6/1 maddesine dayalı itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak davanın, YİDK kararının iptali isteminin yanı sıra, aynı zamanda markanın hükümsüzlüğü istemini de içerdiği, hükümsüzlük istemi bakımından davalının kullanmama def'i ileri sürmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük istemi yönünden davacının dava dilekçesinde de dayandığı 2011/29468, 2010/60147, 2006/58474, 2006/58473, 2004/44979, 2004/16243 sayılı markalarının dikkate alınarak iltibas değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu marka kapsamında 41 sınıf hizmetler yer almakta olup, dosya kapsamında bulunan marka tescil belgelerinden davacının 2011/29468, 2010/60147, 2006/58474, 2006/58473, 2004/44979, 2004/16243 sayılı markalarının kapsamında da dava konusu 41. sınıf hizmetlerin yer aldığı anlaşıldığından, taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu marka siyah ve yeşil yazı karakteri ile yazılan" ..." ibaresi ile bu ibarenin altına ve bu ibareye göre neredeyse okunamayacak derecede küçük puntolarla yazılan "..."ibaresinden ve "..." ibaresinin sol tarafında konumlandırılan yuvarlak içine yerleştirilen "yanan mum" şekli ile bu şeklin üst tarafına yine neredeyse okunamayacak derece küçük puntolarla yazılan "... ..." ibarelerinden oluşmaktadır.
Dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin konulandırma şekli itibariyle diğer ibarelere oranla daha baskın olması, davalının bir dernek olup bu ibaredeki "..." ibaresinin "dernek" kelimesinin kısaltılmış şekli olarak yaygın olarak kullanılması karşısında dava konusu markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davacının mesnet markalarının asli unsurunu da "..." ibaresi oluşturduğundan, taraf markalarının, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak, görsel, işitsel ve anlamsal yönden bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer oldukları, tüketicilerce dava konusu başvurunun, davacı markalarının uzantısı, yeni bir versiyonu, davacı markasının yeni biçimde oluşturulmuş bir serisi olarak algılanma ihtimalinin bulunduğu, bunun da markaların karıştırılmasına yol açacağı, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir..
Her ne kadar davalı Dernek tarafından "..." ibareli bir çok tescilli marka bulunduğu, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu savunulmuşsa da "..." ibaresinin 41. sınıfta yer alan hizmetler yönünden tanımlayıcı ya da tasviri bir nitelik taşımaması nedeniyle bu savunmaya itibar edilmemiş "..." ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt edici olduğu ve bu ayırt ediciliğin de zayıf olmadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1761 Esas, 2021/1643 Karar ve 2022/1017 Esas ve 2023/4072 Kara sayılı ilamlarında da, "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bilirkişi incelemesine gerek görülmemiş, aynı nedenlerle davacı vekilinin bilirkişi ücretinin duruşma talikine sebebiyet verilmeden yatırılması nedeniyle mahkemece bilirkişi deliline vazgeçmiş sayıldıklarına karar verilmesinin hatalı olduğu yönündeki istinaf itirazı sonuca etkili görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça tanınmışlık vakıasına da dayanılmış ise de dosya kapsamındaki deliller ile davacı markalarının tanınmışlığı ispat edilemediğinden, Dairemizce bu iddiaya itibar olunmamıştır. Öte yandan davacının, dava konusu marka kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler ile ilgili sektörde fiilen faaliyet gösterdiği kanıtlanamadığından, SMK'nın 6/6 maddesine dayalı iddia da yerinde görülmemiştir.
Ayrıca dava konusu markayı oluşturan ibare ile davalı Derneğin unvanının aynı olmasının ve tescilsiz fiili kullanımın davalıya tescil hakkı sağlamayacağı gözetilerek, davalı marka sahibinin bu yöndeki savunmalarının da yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, YİDK iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemli davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerine olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/332, K. 2024/584, 22 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama