KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/575 - 2024/910
- Esas no
- 2022/575
- Karar no
- 2024/910
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 23/12/2021
- Numarası
- 2021/128 E. - 2021/412 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2021 Tarih ve 2021/128 Esas - 2021/412 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili,müvekkilinin ... ortak markası ile 1910'lu yıllardan beri faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bu markayı kullanan dört ... birliğinin en büyüğü olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli 2019/108105 sayılı marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin 2018/57382 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını,
markaların bütün olarak değerlendirilmeleri gerektiğini, müvekkili markasının kendine has yazım kompozisyonunun bulunduğunu, davalı markasının ise sözcük+şekil unsurundan oluştuğunu, markaların yalnızca bir sözcük markası gibi değerlendirilmelerinin hatalı olduğunu, "tam" ön harfleri ile oluşturulmuş sair markaların sicilde kayıtlı bulunduğunu, markaların kavramsal olarak da birbirlerinden farklı olduğu gibi bütünsel algıları itibariyle de farklı algılar yarattığını, müvekkilinin 90’lı yıllarda "..." ibaresini adına tescil ettirdiğini, ancak markanın yenilenmemesi nedeniyle artık korunmadığını,
ancak müvekkilinin "..." markasını yoğun bir biçimde kullandığını, eskiye dayalı kullanımları nedeniyle bu ibare üzerinde müvekkilinin hak sahibi olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1454 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli marka ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, markalarda yalnızca tek bir harf farkı bulunduğunu, ortalama tüketicilerin markaların başlangıç kısımlarına daha fazla dikkat sarf ettiği göz önüne alındığında dava konusu başvurunun da müvekkili markası ile benzer görüleceğini, markanın, müvekkili markasının serisi gibi algılanacağını, markaların kapsamlarının birbiri ile ayın olduğunu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının işbu davaya etkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf malların tamamının, ret gerekçesi davalı markası kapsamındaki mallar ile aynı–aynı tür olduğu, her iki taraf markasının esas unsurunu oluşturan sözcük unsurları itibariyle mevcut olan tek bir harf farklılığının, işaretler arasında yeterli düzeyde işitsel, kavramsal ve görsel bir farklılık oluşturmadığı, bu nedenle işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı, davacının müktesep hak karinesinden yararlanabileceği önceki tarihli tescilli marklarının 2008 ve 2009 yıllarında koruma sürelerinin sona erdiği ve yenilenmediği,
davacının müktesep hak karinesinden yararlabilecek başkaca bir markasının da bulunmadığı, davacının fiili kullanımlarına dayalı hak sahipliği iddiasının ise SMK'nın 6/1 maddesi kapsamındaki tescil engelini doğrudan aşmasını sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkiline ait dava konusu başvuru ile davalı şirkete ait markanın birbirlerine benzemediğini ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK’nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hakkaniyetsiz değerlendirmeler içerdiğini, bu rapora dayalı olarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı müktesep hakkının bulunduğunu, mahkeme kararının aksine müktesep hak koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu,
uzun yıllar öncesine dayanan etkin kullanımı ile tüketici zihninde önemli yer edinen müvekkili markasının davalı şirket markası ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili birliğin kendi emek ve çabalarıyla yıllarca "..." markasını kullandığını ve bu ibare üzerinde gerçek hak sahipliğini elde ettiğini, tescile dayalı olarak da müvekkilinin önceki tarihli hakka sahip olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu,
zira taraf markalarını oluşturan ibarelerin sadece son harflerinin farklı bulunduğu ve redde mesnet markanın ayırt ediciliğinin yüksek olması karşısında bu farklılığın dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/575, K. 2024/910, 10 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama