KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/660 - 2024/946
- Esas no
- 2022/660
- Karar no
- 2024/946
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 30/03/2021
- Numarası
- 2019/352 E. - 2021/80 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
969 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2021 Tarih ve 2019/352 Esas - 2021/80 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ...Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli başvurusunun “...” ibareli "..." ismi ile üst düzey benzerlik teşkil ettiği gerekçesiyle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve c bentleri uyarınca reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa uygulamada “...” isimlerinin üzerinden değişiklikler yapılarak marka oluşturulmasının çok yaygın olduğunu, müvekkili başvurusunun da yeterli farklılığı taşıdığını, tüketicinin bu farkı rahatlıkla algılayabileceğini, "..." kökünden yararlanılmasının "..." kökünün marka olarak alınması anlamına gelmediğini,
Yüksek Mahkemeye göre de ilaç hammaddesinden esinlenilmek suretiyle markaların meydana getirilmesinin alışılmış bir uygulama olduğunu, markanın hitap ettiği tüketici kesiminin doktor ve eczacılardan oluştuğunu ileri sürerek, 2019-M-7865 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, ilaç sektöründe birbirine yakın ibareler içerir ve çeşitli etken maddelerden türetilmiş, Latince kökenli çok sayıda marka olduğu, özellikle mülkiyete konu edilemeyen ve herkesin ortak kullanımına açık kalması gereken bir "..." (...) kökünden türetilmiş markaların, ilacın ilintili olduğu etken maddeler ile ilişkisini göstermek açısından en yaygın yaratım biçimlerinden biri olduğu, ...’lerin, ilaç markalarında başka ibarelerin eklenmesi yoluyla türetilerek marka olarak kullanılabildiği,
ilaç sektöründeki markaların genel olarak ya ilacın etken maddesine (...) ya da tedavisi hedeflenen hastalığa (...) vurgu yapan jenerik işaretlerden oluşturulduğu, dolayısıyla etken maddeye veya tedavisi hedeflenen hastalığa ayırt edici bir ek yapılarak veyahut bu işaretlerin kombinasyonları neticesinde yaratılan markaların ayırt edici görüldüğü ve tesciline cevaz verildiği, başka bir ifadeyle bu şekilde kombine edilen markalarda" ..." kökünü çağrıştırır ibarelere veyahut tıbbi bir sözcüğe yer verilmiş olması,
başvuru sahibinin o ibare üzerinde tekel hakkı oluşturmasını değil, bu köklerden türetilmiş sözcüğün bütünü üzerinde sınırlı bir hak sahibi olmasını sağladığı, bu noktada önem arz eden hususun etken maddeye atıf yapan unsurun, etken maddesini oluşturan ibarenin kendisinden asgari düzeyde uzaklaşmış olmasına bağlı olduğu, ilaç markalarının için belirlenen hedef kitlenin bilinçli tüketici kitlesi olduğu göz önüne alındığında, bu tüketici kitlesinin markaların bu şekilde yaratıldığını bilen tüketici kitlesi olduğu,
somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun “...” – “...” etken maddelerini çağrıştıracak nitelikte bir algı yaratarak oluşturulduğu 5. sınıfta yer alan ilaç, tıbbi içerikli emtialar ve kimyasal içerikli emtiaların ilgili tüketicileri oldukları kabul edilen doktor, eczacı, dişçi, medikal uzmanı gibi sektördeki tıbbi kavram ve içerikleri bilen, bilinç, dikkat ve özen düzeyi yüksek tüketiciler tarafından da bu algının edinileceği, bilinçli tüketici kitlesinin,
sağlık sektöründe bu şekilde oluşturulmuş işaretlere aşina olup anılan ibareyi etken maddeyi çağrıştıran ve fakat etken maddeden asgari düzeyde uzaklaşmak suretiyle oluşturulmuş bir işaret olarak algılayacağı, başka bir deyişle oluşturulan markanın, etken maddenin “...” gibi belli parçaları ile oluşturulması halinde, ilgili tüketici kitlesi böyle bir markayı, ancak ilgili etken madde kökünden türetilmiş başka bir ayırt edici işaret olarak algılayacağı, sonuç olarak başvuru kapsamında reddine karar verilen emtialar bakımından dava konusu markanın ilgili mutlak ret nedenleri kapsamında değerlendirilebilir bir işaret olmadığı,
başvurunun, ilgili tüketici kitlesinin niteliği ve ilaç sektörüne ilişkin teamüller gözetildiğinde, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında değerlendirilmesi mümkün işaretlerden olmadığı gerekçesiyle 2019-M-7865 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, dava konusu başvurunun müvekkili Kurumun marka veritabanında "..." numarası ile kayıtlı olan "..." ibareli ... ismi (latince karşılığı: ...) ile işitsel ve görsel olarak güçlü bir benzerlik arz ettiğini, dava konusu başvurunun "..." ibareli ... ismi ile karıştırılabilecek nitelikte olduğunu, dava konusu başvurunun SM'Knın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, ilaç emtiası bakımından etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan işaretlerin tanımlayıcı nitelikte görüldüğü ve bu kapsamda koruma kapsamlarının da düşük düzeyde olduğunun kabul edildiği, bu tür işaretler kamu yararı gereğince mülkiyeti kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olup, farklı eklerle düşük düzeyde bile olsa somut ayırt edicilik vasfı kazandırılarak herkes tarafından ilaç markası olarak olarak tescil ettirilmelerinin mümkün görüldüğü, somut olayda da dava konusu başvurunun etken madde
kökünden türetilmiş bir işaret olduğu, etken maddeyi oluştan ibareye yakın bir
işitsel, görsel ve kavramsal bir algıya sahip olmakla birlikte işaretin son
kısmına eklenen harflerle etken madde adından asgari şekilde uzaklaşmayı
sağladığı, bu itibarla dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b ve c bentleri uyarınca tescili engeli bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/660, K. 2024/946, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama