KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/679 - 2024/969
- Esas no
- 2022/679
- Karar no
- 2024/969
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 29/05/2018
- Numarası
- 2017/133 E. - 2018/171 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
805 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/05/2018 tarih ve 2017/133 E. - 2018/171 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2016/34697 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli" ..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer bulunduğunu, başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını,
müvekkilinin "..." unsurlu seri mahiyetteki markalarını taşıyan mal ve hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isteyen tüketicilerin başvuru sahibinin "... ..." ibareli marka başvurusu ile idari ve ekonomik olarak bağlantı kuracağını, böyle bir ibarenin tesciline izin verilmesi halinde müvekkili markalarının, markasal gücünün zayıflayacağını, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunu, davalı yanın marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken "... ..." ibaresini tercih etmesinin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek,
YİDK'in 2017-M-907 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu 2016/34697 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibasın bulunmadığı, dava konusu başvurunun, davacı markalarından farklı bir sınıfta tescil edilmediği de göz önüne alındığında, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin somut olay açısından uygulanabilir olmadığı, davalının, davacı markasının tanınmışlığından yararlanmak istediği, davacı markasının itibarını zedeleyecek faaliyetlerde bulunduğu, ticari hayatın olağan akışına aykırı hareket ettiği ya da basiretli bir tacir gibi davranmadığı,
kötü niyetli bir şekilde marka başvurusunda bulunduğu yönünde somut deliller bulunmadığından kötü niyet iddiasının ispat edilemediği, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunmadığı yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı değerlendirmeler yapıldığını, gerek müvekkili markalarında gerekse de dava konusu başvuruda "..." ibaresinin aynı anlamda kullanıldığını, davalı markası ile karşılaşan tüketicilerin, bu markayı müvekkili markalarından farklı bir marka olarak algılama olanaklarının bulunmadığını, davalı markanın müvekkiline ait markalarla bağlantılı olduğu sonucuna kolaylıkla varabileceklerini, böylece iltibas ihtimalinin gerçekleşeceğini, gerekçeli kararda,
başvuru konusu markanın müvekkil markalarının seri markası olarak algılanma ihtimalinin göz ardı edildiğini, müvekkili markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğu tespitinin hatalı olduğunu, davalı markasının tescil ettirilmek istenen hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsadığı hizmetlerle aynı bulunduğunu, dolayısı ile marka başvuru sahibinin müvekkilinin seri markalarının tanınmışlık ve pazar payından yararlanmak istediğinin açık olduğunu, davalı marka başvuru sahibinin,
marka tescili için başvurabileceği yüzlerce kelime varken müvekkili seri markalarındaki esas ibare olan "...” kelimesini seçmesine hukuk sistemince onay verilmemesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu,
"..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da "... ..." ibareli başvurunun, davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, buna göre dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı,
başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/679, K. 2024/969, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama