KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/724
- Karar no
- 2024/873
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/03/2022
- Numarası
- 2021/27 E. - 2022/131 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
Karar Metni
1.367 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/03/2022 Tarih ve 2021/27 Esas - 2022/131 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin atık kağıtların geri dönüştürülmesi işi ile uğraştığını, dava dışı şirket ile bu hususta anlaşma yapıldığını, dava dışı şirket ile yapılan anlaşma gereğince Ankara ilinde bulunan atık kağıtların Çorlu ilçesine taşınması hususunda davalı ile taşıma sözleşmesi imzalandığını, malların davalı şirket şoförüne teslim edildiğini, nakliye sırasında araca yüklenen atık kağıtların tırın yanması sonucunda zarar gördüğünü, kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek nakliye için ödenen 1.711,41 TL ile 24.524,10 TL atık kağıt bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemenin Nevşehir Mahkemeleri olduğunu, davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun ve soyut nitelikte olduğunu, taraflar arasında oluşan sözleşme uyarınca davacıya ait atık kağıtların davalıya ait araca yüklendiğini, taşıma sırasında bilinmeyen bir nedenden dolayı taşıma aracında yangın çıktığını, aracın dorsesinin tamamen zarar gördüğünü, taşımaya konu malların ise bir kısmının hasar gördüğünü, hasar görmeyen kısmının davacı şirket yetkililerine teslim edildiğini, taşımaya konu malların tamamının zarar görmemesi nedeniyle davacının talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davacıya ait atık kağıtların taşınması hususunda taşıma sözlü olarak sözleşme ilişkisinin kurulduğu, yazılı sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, davacıya ait atık kağıtların davalıya ait araca yüklendiği ve Ankara ilinden Tekirdağ ili Çorlu ilçesine taşındığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın olmadığı, Kaynaşlı İlçe Jandarma Komutanlığı yazı cevabı ve eklerine göre taraflar arasında taşımaya konu edilen atık kağıtların tamamının taşıma sırasında davalıya ait araçta meydana gelen yangın nedeniyle zarar gördüğü,
tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre taşıma bedeli olarak belirlenen 1.711,41 TL taşıma ücretinin peşin olarak davacı tarafından davalıya ödendiği, taşıma konusu mallara ilişkin düzenlenen faturada 26.370 kilogram atık kağıt bedeli olarak 24.524,10 TL belirlendiği, davalı taşıyıcının TTK'nin 876/1. ve 878/1. maddeleri kapsamında sorumluluktan kurtulmasını gerektirir herhangi bir belge veya bilgiyi dosya kapsamına sunamadığı, bu hali ile TTK'nın 875/1. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan taşıyıcı olan davalının sorumlu olduğu,
taraflar arasında yazılı sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi dava öncesinde davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.711,41 TL nakliye ücreti alacağı ile 24.524,10 TL hurda kağıt bedeli alacağının dava tarihi olan 15/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü, yetki itirazının değerlendirilmediğini, yetkili mahkemenin davalının ikametgahı Nevşehir Ticaret Mahkemeleri olduğunu, mahkemece zamanaşımı itirazının da değerlendirilmediğini, eşya taşımasına ilişkin her türlü talebin, eşyanın gönderilene teslimi tarihinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davaya konu talebin, zamanaşımına uğradığını, olay esnasında kağıtların %2-%3’lük kadar kısmının hasar gördüğünü, zarar görmeyen hurda kağıtların da davacı yanca teslim alındığını,
taşınan kağıtların zarar görmemesi için ambalajlama ve paketleme işinin davacı yanca yapılması gerektiğini, davacı yanın bu görevini layığıyla yerine getirmediğini, dava sırasında gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, mahkemece, gerekçeli kararın gerekçe kısmında "dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine" şeklinde ifadede bulunulmasına rağmen kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm kısmında "AVANS FAİZİ" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davalı tarafça zamanaşımı definde bulunulmasına rağmen mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olması da Dairemizce doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olarak, gerekçeli kararda tarafların adreslerine yer verilmemiş olması da kanuna aykırılık oluşturmuştur.
Ayrıca kabule göre, dosya kapsamında, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşme uyarınca davalı tarafça taşınan emtianın hasarlandığı, 6102 sayılı TTK'nın 875. maddesi uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu bulunduğu anlaşılmakta ise de, ambalajlamanın yeterli bulunup bulunmadığı, buna göre davacının hasarın oluşumunda müterafik kusurunun olup olmadığı,
hasarın niteliği hususlarında araştırma yapılmadan karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının TTK'nın 882. maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı, TTK'nın 886. maddesindeki, "pervasızca davranış" şartının somut olayda oluşup oluşmadığı hususlarının araştırılmaması da doğru bulunmamıştır.
Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :27/05/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/724, K. 2024/873, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama