KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/765
- Karar no
- 2024/1003
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/06/2021
- Numarası
- 2019/286 E. - 2021/235 K.
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.003 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/06/2021 tarih ve 2019/286 E. - 2021/235 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markayı mesnet göstererek müvekkilinin davalının 2018/72151 nolu ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın diğer davalı ...
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasıyla davalı şirket markasının tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacak kadar benzer olduğunu, her iki markada da esas ve ayırt edici unsur olarak "...” ibaresinin kullanıldığını, başvurunun seri marka izlenimi uyandırdığını, taraf markalarının aynı mallar için tescil edildiğini, müvekkili markasının SMK’nın 6/5. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, davalı şirket başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek,
YİDK'nın 2019-M-4276 sayılı kararının iptali ile 2018/72151 nolu ve “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkili markası ile davacı markası arasında karıştırmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını, markaların kolaylıkla ayırt edilebildiğini, davacı yanın “...” ibaresi üzerinde markasal hakkının bulunmadığını, bu ibarenin gerek davacı yanın tescilinden önce gerekse davacının tescilinden sonraki tarihlerde birçok farklı eklemelerle 03. sınıfta farklı kişiler adına tescil edildiğini ve ticari hayatta kullanıldığını, “...” ibaresinin tek başına yeterli ayırt ediciliği haiz olmadığını, kötüniyet iddialarının da kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarını 03. sınıfta aynı/aynı tür/benzer malları kapsadığı; her ne kadar markalar arasında "..." ibaresinin davalı markasında aynen geçmesi nedeni ile düşük düzeyde ses benzerliği bulunduğu görülüyorsa da davalı markasının "..." ibaresini de esaslı unsur olarak kullanmış olması, bu ibarenin tanımlayıcı özelliğinin bulunmaması, markanın görsel izlenimi ile davacı markaların izlenimlerinin tamamen farklı olması nedenleri ile iltibas ihtimali bulunmadığı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, ortalama bir tüketici tarafından davalı ve davacı markalarının ve/veya işletmelerinin ilişkilendirilmesinin olası bulunmadığı, zira markaların bütünsel olarak tüketici algısında yarattığı etkinin uzak olduğu,
alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle SMK'nın 6/9. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, başvuru markasının seri marka izlenimi uyandırdığını, "..." ibaresinin 03. sınıf mallarda tanımlayıcı olmadığını, markaların aynı mal ve hizmetler için tescil edildiğini, karıştırılma ihtimalinin tespitinde ortalama seviyedeki tüketicilerin dikkate alınacağını, bilirkişi raporuna aykırı hükmün gerekçesinin açıklanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı taraf markasında yer alan "..." ibaresine dayalı olarak davalının "..." ibareli marka başvurusuna itiraz etmiş ise de, davacı marka kompozisyonunda "..." ibaresinin genel imaj içinde sınırlı bir vurguya sahip olduğu ve tek başına öne çıkacak hiçbir farklılık ve özel vurgu ihtiva etmediği,
karıştırma tehlikesinin değerlendirmesinde markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımları gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibalarının dikkate alınması gerektiği, bu hale göre yapılan incelemede ise taraf markaları arasında "..." ibaresinden kaynaklı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
öte yandan, ilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalı vekili, Dairemize sunduğu 20.05.2024 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin dava konusu markası üzerine "dava sonuçlanana kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi" şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, hükümsüzlük talebiyle açılan davanın reddedildiğini ileri sürerek, marka üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu markanın devri halinde, HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından, ayrıca dava konusu markanın 3. kişilere devrinin önlenmesi yönündeki tedbir kararının dava konusu markanın kullanımını engellemeyeceğinden, davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteminin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/06/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/765, K. 2024/1003, 24 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama