KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davalı
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/845 - 2024/1117
- Esas no
- 2022/845
- Karar no
- 2024/1117
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 08/07/2021
- Numarası
- 2017/110 E. - 2021/265 K.
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.756 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2017/110 Esas - 2021/265 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili ,müvekkili şirketin 1995 yılından bu yana emlakçılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye çapında tanınmış ve önde gelen emlak firmalarından birisi haline geldiğini, 16/11/2007 tarih ve 2007/60684 tescil numaralı "... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" markasını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri." üzerinde tescil ettirdiğini, davalıya ait "www...com" web sitesi üzerinden "... İnşaat & Gayrimenkul", "... Mimarlık & Gayrimenkul", "... ... Gayrimenkul", "....
Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında ilanlar yayınlandığını, bu ilanların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20/12/2016 tarihinde davalıya noterden ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek,
davalının fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil teşkil ettiğinin tespitini, refi ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 78.289,00 olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili firmanın sahibi olduğu internet sitesinde yalnızca ticaret odasına kayıtlı olan şirketlere yer verildiğini, dava konusu kullanımların, ticaret sicil odasına kayıtlı kişi ve kurumlarca hukuka uygun olarak kullanıldığını, 5651 s. Kanunun 5.maddesi uyarınca, somut olay bağlamından yer sağlayıcı olan müvekkili şirketin hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin ancak resmi makamlarca bildirilecek mahkeme kararı bulunması halinde 5651 s. Kanunun 5.maddesi uyarınca sorumluluğunun doğacağını, müşterilerin aktif olarak kullanacağı markalara müdahale etme şansı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece,davalı yana ait www...com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği anlaşılmış olup bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkına ihlal oluşturacağı, 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesi gözetilerek,
davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın TBK 50/2 maddesi uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının marka hakkına tecavüz eylemi kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00-TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile "..." ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine,
78.289,00 TL maddi tazminatın 24/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, müvekkilinin yer sağlayıcı konusunda olup sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarnamenin dava konusu kullanımların müvekkili tarafından kaldırılması için yeterli olmadığını, müvekkilinin işlem yapabilmesi için haklılığını ortaya koyan bir mahkeme kararı bulunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitelerinde üyelerine ilişkin ilanları yayınlandığını, davacının markasının kullananın müvekkili olmadığını, dava konusu markasal kullanımlarından kazanç sağlamayan müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesabında müvekkilinin tüm karının esas alınmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesinde, davacı tarafın 2007/60684 sayılı "... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibareli 36. sınıfta tescilli markasıı ile iltibasa meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilanlar vermesinin, 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve TTK.'nın 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davacı tarafça işbu davada davalı şirketle beraber 5 şirkete de 20.12.2016 tarihli aynı ihtarname keşide edilmiş, bu ihtarnamelerden bir sonuç alınamayınca da aynı nitelikteki davalar açılmıştır. İşte davalı ...
Gayrimenkul A.Ş. aleyhine Ankara 3. FSHHM.'nde açılan bu türden bir davada, Yargıtay 11. HD.'nin emsal niteliğindeki 16.12.2019 tarih ve 2019/618 E.- 8167 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, "5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Ancak marka hakkı sahibi, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebilecektir. Mutlak hak niteliğindeki bu tür haklar herkese karşı yöneltilebilecek olup, illiyet bağının varlığı halinde, hakkın yöneltildiği kişinin kusurunun varlığı ya da yokluğunun önemi bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, internet yer ve hizmet sağlayıcılarına karşı da anılan hakların ileri sürülmesine bir engel bulunmamaktadır.
Öte yandan, gerek haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 50 ve gerekse ülkemizin de taraf olduğu Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Sözleşmesi’nin 45.maddesi uyarınca, fikri mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle tazminat sorumluluğuna hükmetmek için fiillerine iştirak veya yardım etmek ya da bu fiilleri teşvik etmek veya yapılmasını kolaylaştırmak eylemini gerçekleştiren yer ve hizmet sağlayıcıların kusurunun ispat edilmesi gerekmektedir.
6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu’nda da vurgulandığı üzere, içerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun bilmeleri gerekir.
Bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerekir. Ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerekir."
Somut uyuşmazlıkta da davalının devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri bakımından, kusurunun varlığı ya da yokluğuna bakılmaksızın sorumluluğu bulunmaktadır. O halde yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere, mahkemece davalının anılan eylemlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak Yargıtay ilamında da belirtildiği gibi davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulabilmesi için önceden davacı tarafından uyarılması ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmasının kendisinden talep edilmesi, ayrıca davacının içeriğin kaldırılmasını talep ederken, kendisinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu yaklaşık ispata yeterli delillerini de davalıya sunmuş olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmamıştır. Bu durum karşısında davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduğu söylenemeyecektir. O halde mahkemece davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Dolayısıyla mahkemece davalının tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, men'i ve ref'i talepleri bakımından davanın kabulüne, buna karşılık maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/845, K. 2024/1117, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama