KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/976 - 2024/1108
- Esas no
- 2022/976
- Karar no
- 2024/1108
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/02/2022
- Numarası
- 2021/138 E. - 2022/34 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük
Karar Metni
898 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2022 tarih ve 2021/138 E. - 2022/34 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava konusu markanın yayınına itiraz ettiklerini, ancak itirazın YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, ... ve ... ibareli çeşitli markaları bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma olasılığının olduğunu, www.....com.tr alan adıyla da benzerlik bulunduğunu, ..." ve ... ibaresinin müvekkile ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs cevap vermemiş, sunduğu beyan dilekçesi ile davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ve "..." esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının aksine davaya konu “..." ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik olduğunu, müvekkilinin markalarındaki esas unsur ile davalı markasının esas unsurunun aynı olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, emsal kararlar olduğunu, “...” markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını,
mahkeme kararının aksine müvekkili şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olup, ayrıca müvekkili şirketin “... ...” markasına ilişkin tanınmışlık başvurusunun kabul edildiğini, başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi gereğince de reddi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ve "..." esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira .../... ifadesinin büyük ve geniş anlamlarına geldiği, zayıf marka niteliğinde olduğu, ayırt edicilik niteliğinin düşük olduğu,
davalının başvurusundaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği,
diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının başvuru markasını içeren malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı,
davacı tarafın "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunin da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ispatlanamadığı,
SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/976, K. 2024/1108, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama