KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1053
- Karar No
- 2025/1249
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Başkan
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/02/2023
- Numarası
- .....
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2023 tarih ve 2022/222 E. - 2023/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2020/59121 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalıların 2015/26965 sayılı "...", 2019/05866 sayılı ve "..." ibareli, 2018/80809 sayılı ve "... ..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itirazlar üzerine diğer davalı ...
2022-M-5210 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "..." kelimesinin İngilizce bir kelime olup Türkçe’de "..." anlamına geldiğini, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, yaygın olarak kullanıldığını, TDK resmi sözlüğünde "..." kelimesine yer verildiğini, markaların karıştırılmayacağını, davalı adına tescilli "..." markasında "o" harfi yerine "q" harfi kullanıldığını, emsal yargı kararları bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu 2022-M-5210 YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2020/59121 sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... .... vekili, müvekkili markasına ayırt edicilik kazandırıldığını, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının birebir aynı olduğunu, karıştırılma olasılığı bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ...... vekili, müvekkilinin "..." ticaret unvanını 03.01.2000 yılından beri kullandığını, "..." markası ile ürettiği kıyafetleri internetteki alışveriş mağazalarında sattığını, "..." markasının müvekkil ürünleriyle özdeşleştiği savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalıların yukarıdaki tablodaki tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; başvuru markasının kapsamında olup da davalı markaları ile benzer/ilişkili/bağlantılı olduğu kurumca belirtilen mallar/hizmetler arasında da emtia benzerliği oluştuğu;
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet markalar ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar ve hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalıların yukarıdaki tablodaki tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, taraf markalarında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği,
taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar ve hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan anılan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu.
HMK'nın 282. maddesi hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, taraf markalarının farklılaştığını, markaların benzer olmadığını, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalı şahıs ve diğer davalı şirketlerin itirazlarına mesnet markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." esas unsurlu markasını gördüğünde bunun davalıların "........" ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
"..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olmadığının kabulünde dahi, dava konusu başvurunun yeterinde farklılaştığından söz edilemeyeceği, bu itibarla, dava konusu YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1053, K. 2025/1249, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama