KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1196 - 2025/1330
- Esas no
- 2023/1196
- Karar no
- 2025/1330
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/02/2023
- Numarası
- 2022/409 E. - 2023/66 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
980 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2023 tarih ve 2022/409 E. - 2023/66 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2018 yılında tasarım stüdyosu olan ...’yi kurduğunu, 20/10/2020 tarihinde "..." ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kurum nezdinde 37 ve 42.sınıflarda 2020/127918 sayılı başvuruda bulunduğunu, davalı Şirket'in iltibas ve tanınmışlık gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiğini, nihai olarak dava konusu YİDK kararı ile davalının 2020/71984 sayılı "..." ibareli markasına dayalı itirazı kabul edilerek SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca başvurunun reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,
İtalyanca "..." anlamına gelen "..." ibaresinin yaygın kullanılan markasal ayırt ediciliği zayıf bir ibare olması nedeniyle koruma kapsamının dar tutulmasının gerektiğini, başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek, ... Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun
07.09.2022 tarih ve 2022-M-11684 sayılı kararının iptaline,
müvekkiline ait dava konusu 2020/127918 sayılı “...” ibareli
markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Kurumu vekili, dava konusu marka başvurusu ile davalı Şirket'e ait redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu marka başvurusunda, ilk başta dikkati çeken; görüldüğünde
ya da duyulduğunda tüketici nezdinde ilk başta algılanan esaslı ve tek unsurun,
başvuruda yer alan "..." ibaresi olduğunu, bu anlamda, davaya konu marka başvurusunda, müvekkilinin tescilli markası olan "..." markasının birebir yer aldığını, tüm bu hususlar çerçevesinde, aynı/benzer olan tüm sınıflar bazında ve bu
sınıfların tüketici kesiminin dikkat ve algı seviyesinde, "... " ibaresinin, bahse konu markaya ayırt edici bir nitelik katmadığını, markalar arasında,
karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili Şirket'in, "..." markasının ayırt edici hale getirilmesi ve markanın
tanınmışlığının sürdürülebilirliği adına, yıllardır çok ciddi miktarlarda yatırım yaptığını ve
halen de yapmaya devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı olduğu, daha önce redde mesnet 2020/71984 sayılı "..." markasını gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet marka ile ilişkilendireceği, her iki markanın aynı ticari kökten geldiği hususunda yanılsamaya düşeceği,
bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren işbu davada, bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin ve YİDK kararında redde mesnet olmayan T 01477 sayılı davalı markasının mahkemece hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, her iki taraf markalarının kendine has ayırt edici şekil unsurlarının bulunduğunu, başvuru markasında davalı markaları karşısında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini,
markalarını tamamen farklı ürün ve hizmetler üzerinde kullandıklarını, müvekkilinin mimari ve tasarım hizmeti alanında, davacının mobilya imalatı ve satışı sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyet alanının hitap ettiği tüketicilerin bilgi ve dikkat düzeyinin yüksek olduğunu, bu nedenle de markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, İtalyanca "..." anlamına gelen "..." ibaresinin yaygın kullanılan, ayırt ediciliği düşük, sulanmış bir ibare olduğunu, koruma kapsamının dar tutulmasının gerektiğini ileri sürerek,
yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu “..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'in itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markası arasında, kapsamlarında ortak olarak bulunan 37 ve 42.sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu,
zira itiraza mesnet 2020/71984 sayılı "..." ibareli markanın asli unsurunun dava konusu başvuruda aynen yer almasının yanında diğer ibarelerin de markalar arasında yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2021/2864 E.-2022/6882 sayılı kararında "..." ibaresinin, 06.09.2022 tarih ve 2022/4306 E.-2022/5521 K. Sayılı kararında "..." ibaresinin, 16.02.2021 tarih ve 2020/1819 E.-2021/1274 K. sayılı kararında "... " ibaresinin, 03.02.2020 tarih ve 2019/2970 E.-2020/794 K. sayılı kararında "... " ibaresinin davalının "..." asli unsurlu markalarıyla benzer bulunduğu,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili görülmediği, tarafların faaliyet alanlarının farklı olmasının da işbu davada tartışılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1196, K. 2025/1330, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama