KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1354 - 2025/1529
- Esas no
- 2023/1354
- Karar no
- 2025/1529
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/05/2023
- Numarası
- 2022/257 E. - 2023/180 K.
- Davanın konusu
- Markaya Tecavüzün Men'i ve Ref'i, Ticaret Unvanındaki İbarenin
Karar Metni
2.172 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Terkini, Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i, Hükmün İlanı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/05/2023 tarih ve 2022/257 E. - 2023/180 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, Ankara içerisinde Yenimahalle sınırları içerisinde daha sonra ... olarak anılacak bölgede, 1967 yılında, bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla müvekkili ... Yapı Kooperatifi’nin (“... Kooperatifi”) kurulduğunu, ... organizasyon yapısı içerisinde her biri kendi alanında uzmanlaşmış ve bir bütün olan “bölgesel kalkınma modeli”nin parçalarını oluşturan şirket, oluşum ve projeler bulunduğunu, davacı ... ... Vakfı’nın (“...
Vakfı”) da anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacı ile müvekkili ... Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulduğunu, müvekkilleri ... Vakfı ve ...
Kooperatifi’nin geçmişten günümüze çabaları ile ...’in 1997’de Organize Sanayi Bölgesi statüsünü de kazandığını, müvekkillerinin kuruldukları tarihten bu yana isimlerinin ve tanınmış markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile anıldığını ve tüm faaliyetlerini “...” markası ile gerçekleştirdiğini, bu doğrultuda Kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan “...” markasının öncelikle Kooperatif adına tescil edildiğini, ayrıca “...” markasının 2014/54765 sayı ile müvekkili Vakıf adına tescilli olduğunu,
“...” ibareli markanın korunması amacıyla bu marka ile iltibasa neden olacak nitelikteki mütecavizlerden biri olan “asil yeni ...” ibareli davalı kooperatife noter kanalıyla ihtar gönderildiğini ve haksız kullanıma son vermeleri gerektiğinin ihtar edildiğini, ancak söz konusu ihtara rağmen davalının haksız kullanımına devam ettiğini, davalıya ait “asil yeni ...” ibareli unvanın ticaret siciline tescilinin 06.11.2020 tarihinde yapıldığını, davalının davacı müvekkiline ait markanın esas unsuru ile faaliyet göstermesinin ve “asil yeni ...” ibareli ticaret unvanını kullanmasının iltibasa neden olduğunu ve marka tecavüzüne sebebiyet verdiğini,
"..." markası ve ismi üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, "..." markasının ayırt ediciliğini koruduğunu, müvekkili ...
Kooperatifinin de "..." ticaret unvanı, ismi ve markası üzerinde kesin olarak hak sahibi olduğunu ve "..." ticaret unvanı, ismi ve markasına herhangi bir saldırı olması durumunda her iki davacının da dava açmasında hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek, müvekkillerin ilk tescil eden sıfatıyla unvanına ve akabinde markası “...” ibaresine ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı kooperatif ticaret unvanındaki “...” ibaresinin kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
bu unvanı taşıyan ticari emtia ve belgelerin imhasına, davalı kooperatif tarafından müvekkillerinin markasına ayniyet derecesinde benzer ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının tespiti ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, huzurdaki davanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/631E. 2022/140K. sayılı dosyası ile daha önceden açılmış olması ve mezkur kararın yine davacı tarafından istinafa götürülmüş olması nedeniyle derdest olduğunu ve usulden reddinin gerektiğini, söz konusu kararda "...’in Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı bir mahalle ve semt ismi olduğu,
tarafların unvanları bütün olarak değerlendirildiğinde davalı kooperatif unvanı içerisinde yer alan "..." kelimesinin ticaret unvanlarının karıştırılmasına yol açacak nitelikte olmadığı ve herhangi bir haksız kullanım ya da iltibas iddiasında bulunulamayacağı" gerekçesiyle ticaret unvanının terkini istemli davanın reddedildiğini, müvekkili kooperatifin ticaret unvanının “S.S. ...
Yapı Kooperatifi” olduğunu, davacıların ticaret unvanları ve markaları ile ne işitsel ne de görsel açıdan ilgisinin olduğunu, bahse konu ticaret unvanlarının ve markanın karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığını, müvekkili kooperatife ait ticaret unvanının terkini şartlarının oluşmadığını, mezkur marka ile davalı kooperatifin ticaret unvanının tek ortak noktasının bir coğrafi yer adı olan “...” ibaresi olduğunu, davacılara ait markanın figüratif bir şekil unsuru taşıyan logo şeklinde tasarlandığını, “S.S. ...
Yapı Kooperatifi” ticaret unvanının çekirdek olarak davacıların markası ve ticaret unvanlarından tamamen farklı olduğunu, Türkiye'deki il, ilçe, semt, mahalle adlarının marka olarak ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, tek bir kişinin inhisarına verilemeyeceğini, ...'in Ankara'nın Yenimahalle ilçesine bağlı bir mahalle olması yani coğrafi bir yerin adı olması sebebiyle ve "..." ibaresinin halihazırda birçok şirket ve işletmenin kullanımında olması nedenleriyle davacıların kullanımına özgülendiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili kooperatifin unvanının korunmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacılar ... ... Vakfı ve ... Yapı Kooperati tarafından, davalı Sınırlı Sorumlu ... Yapı Kooperatifi’ne karşı “kooperatif ticaret unvanındaki ... ibaresinin TTK'nın 52.maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi veya silinmesi” ve sair istemlerle açılan davanın, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/631E. ve 2022/140K. sayılı kararı ile “.
Davacı vekilinin 17/02/2022 tarihli duruşmada, mevcut davada patent aldıkları ismin korunmasını değil, davalı ile olan isim benzerliğine yönelik haklarının korunmasını talep ettiklerini belirttiği, davacıların ticari unvanı ... ... Vakfı, ... Yapı Kooperati, davalının ticari unvanı, Sınırlı Sorumlu ... Yapı Kooperatifi şeklindedir. ... Ankara İli, Yenimahalle İlçesine bağlı bir mahalle ve semt ismidir.
Davacıların ticaret unvanında ... ibaresi unvanın başında yer almakta olup, davalının ticaret unvanında ise üçüncü kelime olarak yer almakta olup, tarafların unvanları da bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı kooperatif unvanı içerisinde yer alan ... kelimesinin ticaret unvanlarının karıştırılmasına yol açacak nitelikte olmadığı ” gerekçesiyle reddedildiği, davalı kooperatifin faaliyet konusu olan “Arsa ve arazi satın alır, birleştirir, imar planına uygun biçimde böldürerek altyapı, plan, proje ve maliyet hesapları hazırlar ve ortaklarına yaptırır.” hizmetlerinin 37.sınıftaki “İnşaat hizmetleri” kapsamında yer aldığı,
davacının 2014/54765 sayılı "..." ibareli markasının 37.sınıftaki “inşaat hizmetleri” için tescilli olduğu, davalının kooperatifin faaliyet konusu ile davacıya ait markanın tescil kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili olduğu, “...” ibaresinin Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nin kısaltması olarak bilindiği, temelleri 1970’li yıllara dayanan bu oluşumun günümüzde büyük bir sanayi bölgesi olarak faaliyet gösterdiği ancak söz konusu bölgenin adının coğrafi bir kaynaktan gelmediği, aksine davacıların yarattığı bu markanın o bölge ile özdeşleşmiş olmasından dolayı, bölgenin bu isimle bilindiği,
ilgili semtin günümüzde ... olarak anılmasının, ibarenin yaratılmış bir marka olduğu gerçeğini değiştirmediği, bu nedenle “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı olarak değerlendirilmek suretiyle herkesin kullanımına açık bir işaret olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı markasını oluşturan ... ibaresinin, davalının ticaret unvanının ek kısmında ve logosunda aynen yer aldığı , çekişme konusu inşaat hizmetlerinin, toplumun pek çok kesimi tarafından zaman zaman ihtiyaç duyulan ve yararlanılan hizmetler olduğu,
bu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama tüketicilerden oluştuğu, ortalama tüketicinin önceden bildiği ... markasını başka bir logo (tescilsiz marka) ya da ticaret unvanı içerisinde görmesi ya da duyması halinde, oluşturulan yeni ibarenin, önceki markaya dayanılarak yaratılmış yeni bir marka olduğu, önceki marka ile ilişkisi bulunduğu algısına kapılmasının kuvvetle muhtemel olduğu, neticede davalının “Sınırlı Sorumlu ...
Yapı Kooperatifi” şeklindeki “ticaret unvanı” tescilinin ve "S.S....
YAPI KOOPERATİFİ" şeklindeki logo (tescilsiz marka) kullanımının, davacının tescilli markası karşısında iltibas ve haksız yararlanma ihtimali yarattığı, bu durumun 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 hükümleri kapsamında davacının marka haklarını ihlal eder mahiyette olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı kooperatif ticaret unvanındaki ... ibaresinin terkinine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
bu unvanı taşıyan ticari emtia ve belgelerin imhasına, davalı kooperatif tarafından davacı markasına ayniyet derecesinde benzer ticaret unvanının kullanımının haksız rekabet olduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, mahkeme hükmü kesinleştikten sonra karar ücretinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, işbu davanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/631 E. 2022/140 K. sayılı dosyası ile daha önceden açılmış ve mezkur kararın yine davacı tarafından istinafa götürülmüş olması dolayısıyla halen görülmesi nedeniyle derdestlik dava şartı yönünden usulden reddinin gerektiğini, davaya konu marka ile davalı müvekkilinin ticaret unvanının tek ortak noktasının bir coğrafi yer adı olan “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin davacılara özgülenemeyeceğini,
hem ayırt edici nitelikte ek ve unsurlar içermesi hem de kooperatife ait logonun davacıya ait markanın logosuyla hiçbir benzerlik göstermemesi bakımından bütünsel açıdan bıraktığı algı da dikkate alındığında ne marka ne de ticaret unvanları açısından herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, davanın kötüniyetle açıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, giderilmesi, ticaret unvanının terkini ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemenin davalının eyleminin davacı Vakfın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki tespit ve değerlendirmelerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar davalı vekili, işbu davanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/631 E. 2022/140 K. sayılı dosyası ile daha önceden açılmış olması nedeniyle derdestlik dava şartı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ise de, tarafları ve konusu aynı olan işbu davanın, davacı Vakfın marka hakkından kaynaklandığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/631 E. 2022/140 K. sayılı dosyasında ise ticaret unvanına dayalı olarak taleple bulunulduğu, bu nedenle iki davanın sebebinin farklı olduğu ve derdestlikten söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Ancak, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde, marka sahibinin izni olmaksızın, markanın veya ayırt edilmeyecek derecede benzerinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz olduğu belirtilmiş, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, mahkemeden hangi taleplerde bulunabileceği aynı Kanun'un 149. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, anılan Kanun'un 7. maddesinde ise bu Kanunla sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği ve marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Özetle, marka hakkına tecavüz ve buna dayalı taleplerin marka sahibi tarafından yapılması gerekmektedir. Somut olayda da davacı Vakıf vekilince, müvekkiline ait 2014/54765 sayılı markaya tecavüz edildiği ileri sürülmüştür.
Nitekim, dosyada bulunan marka tescil belgelerinin incelenmesinden, davaya dayanak markanın sahibinin davacı Vakıf olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, marka sahibi olmayan ve 2014/54765 sayılı marka üzerinde lisans sahibi olduğu da iddia ve ispat edilmeyen diğer davacı Kooperatif'in, markaya tecavüz davasını açması da mümkün değildir.
Öte yandan davada, her ne kadar haksız rekabete dayalı istemler de yer almakta ise de, iddia olunan haksız rekabet eylemi de esasen diğer davacı şirketin marka hakkından kaynaklandığından, anılan davacının haksız rekabete dayalı talepler yönünden de aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay 11. HD'nin 26/03/2012 tarih, 2010/13687 E. ve 2012/4651 K. sayılı ve 27/12/2023 tarih, 2022/3672 Esas, 2023/7761 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.
Bu nedenlerle, anılan davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı Kooperatif yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1354, K. 2025/1529, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama