KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1371 - 2025/1664
- Esas no
- 2023/1371
- Karar no
- 2025/1664
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/04/2023
- Numarası
- 2022/246 E. - 2023/170 K.
- Davanın konusu
- Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2023 Tarih ve 2022/246 Esas - 2023/170 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/147009 sayılı ve "..." ibareli ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkilinin "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinin bulunduğunu,
öte yandan "..." ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da müvekkilinin hak sahibi bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4631 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "..." ibareli davacı markaları ile 2020/147009 sayılı ibareli davalı markası arasında SMK m. 6/1 kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının "..." ibareli markası “perakende satışı hizmetleri” bakımından “tanınmış marka” olmakla birlikte, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından SMK 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleşmediği, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, emsal YGHK kararları uyarınca müvekkiline ait "..." ibareli markalar ile aynı mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenen "..." ibareli markalar arasında kökken gösterme fonksiyonu açısından karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabul edildiğini, somut olayda da tarafların markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olduğunu, başvurunun tescilinin talep edildiği mal ve hizmetlerin müvekkiline ait markaların kapsamlarında yer aldığını, bu nedenlerle taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, dava konusu başvurunun bu haliyle,
orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından müvekkili markaları ile aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, bu durumun da markalar arasında iltibasa yol açtığını, mahkeme kararının aksine müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının, yoğun kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış, tanınmış markalar olduğunu, ayrıca müvekkilinin "..." markasına ilişkin tanınmışlık başvurusunun ... tarafından kabul edildiğini, bu bakımdan başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince reddinin gerektiğini,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtilen şekliyle, tanınmış marka benzerinin başvuru konusu edilmesinin dahi başlı başına kötü niyetli olarak kabul edildiğini, dava konusu başvuru müvekkiline ait "www.....com.tr" alan adı ile de benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu,
dava konusu başvuruda da "..." ibaresinin öne çıkarılmayıp, bir bütün halinde "..." ibaresine yer verildiği, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvurunun, gerek bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşması,
gerekse de tertip tarzının davacının mesnet markalarından oldukça farklı bulunması karşısında, davacının itirazına ve davasına mesnet markalarından yeterince farklılaştığının kabulü gerektiği, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluşmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1371, K. 2025/1664, 19 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama