KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1393 - 2025/1531
- Esas no
- 2023/1393
- Karar no
- 2025/1531
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/02/2023
- Numarası
- 2022/436 E. - 2023/91 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/02/2023 tarih ve 2022/436 E. - 2023/91 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava konusu "..." markalı ürünlerin, tıbbi amaçlı zayıflama ve ... tutma amaçlı ürünler olduğunu ve bu ürünlerin eczanelerden veya müvekkiline ait internet sitesinden temin edildiğini, "..." kelimesinin hiçbir marka, kurum veya kuruluşa hasredilemeyeceğini, dava konusu başvuru ile davalının "..." ibareli markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, hedef kitlelerinin farklı olduğunu, "..." ibareli marka başvurularının reddine ilişkin dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 11.10.2022 tarih ve 2022-M-13046 sayılı kararının iptali ile 2021/167375 sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, ret kararına konu mallar yönünden başvuru ile kısmi ret gerekçesi
markalar arasında görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra ortalama tüketici kesimi nezdinde
bu malların aynı ticari kaynak tarafından sunulduğu veya marka sahipleri arasında iktisadi yönden
bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceğini, markalar arasında
6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma
ihtimalinin bulunduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu “...
...” markasının, müvekkiline ait “...” esas unsurlu
tanınmış marka ile ayırt edilemeyecek derecede
benzer olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı mal/hizmetlerin, müvekkili markalarının kapsadığı mal/hizmetler ile bire bir aynı olup sınıfsal ayniyetin de bulunduğunu, SMK'nın 6/1.maddesi şartlarının oluştuğunu, “...” ibareli markalarının ayırt edicilik
vasfını haiz ve tanınmış
marka statüsüne sahip olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, redde mesnet markalardan birinde yer alan "..." ibaresinin davalı şirketin çatı markası ve ticaret unvanının ayırt edici eki olduğu, bu nedenle markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, redde mesnet markalarda yer alan "..., ..., +" ibarelerinin ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, bu nedenle redde mesnet markaların ayırt edici unsurunun "..." sözcüğü olduğu, başvuru markasında yer alan "..." ibaresinin çatı marka vasfında olduğu, zira davacının 2017/38581 sayılı "..." markasının bulunduğu ve bu markanın davaya konu emtiaları kapsayacak şekilde tescil edildiği,
davacının salt "..." ibareli markası varken, bu marka kapsamındaki emtiaların kapsadığı davaya konu emtialar bakımından "..." şeklinde marka başvurusu yaptığı hususu dikkate alındığında, davacının davaya konu marka başvurusu bakımından esasen "..." ibaresini tescil ettirmek istediği, bu nedenle başvuru markasının esaslı unsurunun da "..." sözcüğü olduğu, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, eldeki uyuşmazlıkta tarafların markalarının fiili olarak kullanıldığı ürünler üzerinden değerlendirme yapılması imkânının bulunmadığı,
markaların tescil kapsamlarında yer alan emtialar üzerinden benzerlik değerlendirilmesi yapılmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların işitsel, kavramsal ve görsel olarak benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, benzer alıcı çevresine hitap etmediklerini, benzer ihtiyaçları karşılamadığını, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün olmadıklarını, dağıtım kanallarının farklı olduğunu, müvekkile ait ürünlerin marketlerde dahi satılmadığını, müvekkilinin markasının kullanılacağı ürünlerin tıbbi amaçlı zayıflama ve ... tutma ürünleri olduğunu, eczanelerden ya da müvekkiline ait internet sitesinden temin edildiğini,
bu nedenle hedef kitlelerinin markaları karıştırmasının mümkün olmadığını, "..." ibaresinin davalıya hasredilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'in itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu,
zira dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği ve dava konusu edilen 5,29 ve 30.sınıf emtianın davalı Şirket'in markaları kapsamında da aynı/aynı tür/benzer şekilde yer aldığı, bunun yanında "..." ibaresinin dava konusu başvuruda asli unsur olarak kullanıldığı, davalının itirazına mesnet markalarında yer alan "..." ibaresinin şemsiye markası, markalardaki diğer unsurların da tanımlayıcı nitelikte oldukları göz önüne alındığında, itiraza mesnet davalı markalarının asli unsurunu da "..." ibaresinin oluşturduğu,
bir markanın tescilli olduğu sürece korunması asıl olup, "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi "..." ibaresi ile başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan 5, 29 ve 30.sınıf mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davalı Şirket'in seri markalarından biri olarak algılanacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1732 E-2021/2426 K sayılı ilamında "...", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/14455 E-2017/2327 K sayılı ilamında "...", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/456 Esas, 2024/4216 sayılı ilamında "... ..." ibareli başvuru ile davalının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1393, K. 2025/1531, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama