KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Davacı Vekili
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2025
- Esas-Karar No
- 2023/148 - 2025/404
- Esas no
- 2023/148
- Karar no
- 2025/404
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/02/2022
- Numarası
- 2021/90 E. - 2022/33 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali
Karar Metni
902 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2022 tarih ve 2021/90 E. - 2022/33 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “... ...” markası ile davalı yana ait “...” markaları arasında herhangi bir benzerlik veya iltibas bulunmayıp müvekkilin markasının yeterli ayırt ediciliği sağladığını, YİDK tarafından markanın hecelere ve harflere bölünerek veya markada yer alan kelimenin çıkarılması yoluyla benzerlik yaratılmaya çalışılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin Türkçe’de yer alan harfler üzerinde tekel hakkı varmışçasına hareket edilmesinin ticari hayatı sekteye uğratacak nitelikte olduğunu ileri sürerek, 2020-M-11275 sayılı YİDK’nin kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin “...” markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış marka haline geldiğini, “...” ibaresinin ticari unvan olup markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markayı birebir aynı olmak üzere içerdiğini, dava konusu marka ile redde mesnet markanın bulunduğu mal ve hizmet sınıfının aynı ve ayırt edilemeyecek derecede olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının " ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 30. Sınıfta bulunup reddedilen mallar (Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.
Makarnalar, mantılar, erişteler, Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar.
Dondurmalar, yenilebilir buzlar) için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği, yine benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği,
SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme tarafından denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, davalı markasının tüketiciler nezdinde ... olarak bilindiğini, uzun kullanım sonucunda ... ve ... ibareleri birlikte baskın unsur niteliği kazanmış olduğunu, müvekkilinin davalı markasından faydalanma amacının bulunmadığını, "..." ibareli marka müvekkili şirket tarafından Türkiye’nin tamamında tüketici tarafından bilinir/tanınır bir hale getirildiği ve ayırt edicilik kazandırıldığının ortada olduğunu,
davalının marka olarak tescil edilen markasının aslında bir yiyecek adı olup marka cins ve tür belirten bir ibare olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının “... ...” markası ile davalı yana ait “...” ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/148, K. 2025/404, 21 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama