İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1508 K.2025/1752

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2023 tarih ve 2022/326 Esas - 2023/164 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2023/1508Karar2025/1752Tarih26 Eylül 2025Okuma11 dk · 2.142 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi

Karar tarihi
26 Eylül 2025
Esas no
2023/1508
Karar no
2025/1752
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
27/04/2023
Numarası
2022/326 E. - 2023/164 K.
Davanın konusu
Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün, Tespiti, Men ve Ref'i
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.142 kelime·11 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2023 tarih ve 2022/326 Esas - 2023/164 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, bu markaların 1980'li yıllardan beri etkin ve kesintisiz olarak kullanıldığını, davalının ise 2021/083101 sayılı ve "..." ibareli markayı 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkiline ait markalarla iltibas yarattığını, müvekkili markasının tanınır hale geldiğini, müvekkilinin markalarının da 29 ve 30. sınıf mallarda tescilli olduğunu, davalının markasında "..." kelimesinin öne çıkarılarak vurguladığını ileri sürerek,

dava konusu markanın 29 ve 30. sınıflarda hükümsüzlüğüne, mahkeme aksi kanaatte ise anılan markalardan "..." ifadesinin çıkartılmasına, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkiline ait markanın kimsenin tekeline bırakılamayacak ve ayırt edicilik gücü olmayan "..." kelimesine "-den, -dan" hal ekinin eklenmesi ve ayırt edicilik gücü yüksek "..." ibaresinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğunu, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamında yer alan 29. sınıftaki tüm emtiaların, davacı yanın önceki tarihli markaların kapsamında yer alan emtialar ile aynı oldukları; "..." ibaresinin, ticaret hayatında yerli olma, ... coğrafyasına ait olma, yöresel/kırsal olma algısını tüketiciye vermek amacıyla tercih edilen, yaygın bir kullanımının bulunduğu,

anılan ibarenin yaygın kullanımının pek çok farklı sektöre de sirayet ettiği, anılan ibarenin dürüstlük kurallarına uygun düşecek mahiyette ve bir başkasının tescilli hakkının sınırlarını ihlal etmeyecek düzeydeki kullanımlarının engellenmesinin mümkün olmaması gerektiği; uyuşmazlık konusu markada ise "..." ibaresinin tali bir kullanımının mevcut olmadığı, marka içerisinde gerek pozisyon gerekse de kullanım amacı itibariyle ön plandaki unsur olarak kullanıldığı, bu ibarenin öncül ses olarak markada yer aldığı; davacı markalarının esas unsurunun "..." kelimesinin kendisi olduğu;

her ne kadar "..." ibaresi nitelik itibariyle zayıf ayırt edici bir marka ise de davacı yanın "..." ibaresi etrafına eklediği kelimeler ile yarattığı bir marka ailesinin bulunması, bu markaların tamamının benzer mahiyetteki emtiaları kapsamakta olması,

dava konusu markada "..." ibaresinin dürüstlük kurallarına uygun düşen, başka bir deyişle anılan ibarenin kelime anlamını tasviri olarak tüketiciye veren mahiyette olmadığı bir bütün olarak ele alındığında, dava konusu markada ön plana çıkan ve tüketicide markasal algı yaratacak olan "..." ibaresi nedeniyle, tüketicinin davacı markaları ile dava konusu markayı birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu; "..." ibaresinin, taraf markalarının birbirlerinden ayrıştırılmalarını sağlayacak bir etki doğuracak mahiyette kullanılmamış olmasının da bu ihtimalin ortaya çıkışındaki bir diğer etken olduğu;

bu nedenle taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut bulunduğu; davalının hükümsüzlüğü istenilen 2021/083101 sayılı "..." markaları açısından kısmi hükümsüzlük nedeninin mevcut olduğu; marka tecavüzü yönünden, davalının ürünlerinde kullandığı “...” ibaresinin doğrudan markanın temel fonksiyonu olan ayırt etme fonksiyonunu icra edecek şekilde, baskın ve ön planda kullanıldığı saptanmış olup bu ibarenin, davacının Türk Patent nezdinde tescilli 2007/34060 sayılı "...", 2010/33738 sayılı "... ...", 2011/29389 sayılı "... ..." , 2010/44119 sayılı "...", 2007/66882 sayılı "... ...",

80136 sayılı "..." 2010/41718 sayılı "... ..." ibareli markalar ile benzer olup bu markaların kapsamlarında çekişme ve kullanıma konu olan 29. SINIFTAKİ: "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.

Kuru yemişler." mallarda yer aldığı; markanın en önemli fonksiyonlarından birinin kaynak gösterme olması sebebiyle 3. kişi konumunda olan davalının kullanımı ile davacının bu fonksiyonunu zarara uğratmasının muhtemel olduğu, bu markaların kullanımının 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesinin birinci bendi kapsamında değerlendirilmesi gereken marka hakkına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2021/083101 sayılı markanın 29. sınıf ile sınırlı olarak kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,

davalının eyleminin davacı adına tescilli markalara tecavüz olduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2022/29389 sayılı ve "... ..." ibareli markasının 29 ve 30. sınıflarda tescilli olduğunu, bu nedenle 30. sınıf yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların ortak unsuru "..." ibaresinin ayırt edicilik gücünün zayıf olduğunu, davacının bu ibare üzerine tek başına hiçbir hakka sahip olmadığını, bu kelimenin Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan topraklarını ifade ettiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ürünlerin menşeinin belirtilmesi maksadıyla markada "..." ibaresinin kullanıldığını, hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını,

dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda her ne kadar "..." ibaresinin ticaret hayatında yerli olma, ... coğrafyasına ait olma, yöresel/kırsal olma algısını tüketiciye vermek amacıyla tercih edilen, yaygın bir kullanımının bulunduğu, bu ibarenin dürüstlük kurallarına uygun düşecek mahiyette ve bir başkasının tescilli hakkının sınırlarını ihlal etmeyecek düzeydeki kullanımlarının engellenmesinin mümkün olmadığı,

zayıf ayırt edici unsurları marka olarak tercih eden işletmelerin, kimi durumlarda aynı ibarenin kullanımına katlanma yükümlülüğünün bulunduğu belirtilmişse de hiçbir veriye yahut değerlendirmeye yer vermeksizin uyuşmazlık konusu markaların benzerlik taşıdığı, ... tasvirinin davacı markaları çağrıştırdığının belirtildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin 2/b maddesinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır.

SMK'nın 7/2-b maddesinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır.

Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.

Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır.

İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.

Hükümsüzlük talebi yönünden somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinin 1. fıkrasında ise, aynı Kanun'un 5. ve 6. maddesinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği düzenlenmiş olup, 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinin 1. fıkrasında aynı Kanun'un 5. ve 6. maddesinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği düzenlenmiş olup, hükümsüzlük hali olarak düzenlenen SMK'nın 6/1 maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın,

tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği, 6/5 maddesinde de tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde,

aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddine karar verileceği düzenlenmiştir.

SMK'nın 6/1 maddesi çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu marka "..." ibarelidir. Davacının mesnet markaları ise "..." esas unsurludur. Görüldüğü üzere, "..." ibaresi taraf markalarında ortak olarak yer almakta olup, taraflar arasındaki çekişme de bu ortaklıktan kaynaklanmaktadır. Davacı vekili, dava konusu markada "..." ibaresi kullanılması nedeniyle SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddesi koşullarının ortaya çıktığını ileri sürmüştür.

Taraf marka işaretleri arasında "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle belirli düzeyde bir benzerlik bulunmakta ise de, bu benzerliğin SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimaline neden olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, bir coğrafi yer adı olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında da belirtildiği gibi ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, bu şekildeki şehir,

ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla ilaveler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, bununla birlikte coğrafi yer adı olmasına rağmen, eğer bir sözcük, kullanıma bağlı olarak bir işletme ile özdeşleşmiş ve ayırt edici hale gelmiş, artık coğrafi bir bölgeyi, bir semti, yöreyi değil mal veya hizmetin kaynağını göstermeye başlamış ve tüketicilerce artık bu şekilde algılanıyor ise, coğrafi yer adından gelen sözcüklerin dahi karıştırılma ihtimali incelemesinde dikkate alınabileceği (Bkz Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku 4. Baskı),

bu ayırt ediciliğin ilgili sektör bakımından bütün Türkiye’yi kapsamasının gerektiği, ancak dosya kapsamına sunulan delillerle davacının "..." ibaresini kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğini ispatlayamadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmış, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.05.2025 tarih ve 2024/5697 E.-2025/3711 K. sayılı kararında "...'..." ibareli markanın, 29.05.2024 tarih ve 2023/1338 E.-2024/4445 K. sayılı kararında "..." ibareli marka davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır.

Taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmaması da sonuca etkili görülmemiştir.

Bu hale göre, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddesi koşulları bulunmadığından, dava konusu markanın hükümsüzlüğü şartları bulunmadığı gibi, davacı markalarıyla benzer olmayan dava konusu markanın kullanımının da marka tecavüzü oluşturmadığı sonucuna ulaşılmış, açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazları isabetli bulunmuştur.

Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu marka ile davacının mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından, Dairemizce varılan kanaate göre sonuca etkili görülmeyen, davacı vekilinin emtia benzerliğine ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 27/04/2023 gün ve 2022/326 Esas - 2023/164 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40-TL’nin düşümü ile kalan 571,00-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),

9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

10-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85-TL’nin düşümü ile kalan 345,55-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,

11-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/09/2025

Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1508, K. 2025/1752, 26 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 30/09/2025
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1508
Karar No
2025/1752
Tarih
26 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1512 K.2025/1673
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1521 K.2025/1715
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1522 K.2025/1716
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1523 K.2025/1844
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1523 K.2025/1747
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1524 K.2025/1717

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.